Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Okuyun, Sadece Okuyun…

senin gibi genç bir nefes, aklıbaşında bir delikanlı bu yazıyı paqylaşmış bizimle... çok mutlu ve coşkulu hissettim... zaman zaman okuttuğum gençlere nefesimin yetmediğini düşündüğüm fikirlerin, senin tarafından kendi yaşdaşlarına söylenmesi harika... ben de nurcan hanım gibi alnından gözlerinden öpüyorum. seni tanıdığıma çok sevindim. sevgiler.

25 Ocak 2011 15:51
Kırmızı mini elbiseli güzel kadın!

ve pek muhterem Gülgün hanım. Hanımı da sinirlenmen için bir daha yazayım dur; sayın hanım kardeşim....:)))) Yavrum kuzum, basit ve düz mantıkla yapılabilecek en kıytırık ayak oyunları, zeka düzeyi sıradannın altında insanlara yutturulabiliyor...memleketimin insanıyız biz de o yüzden ayıbıma gidiyor ama böyle... neden olmasın kesinlikle mümkündür yapılabilir... akıllı insan şüphe eder.... hap gibi yutmaz her gösterileni her söyleneni zate4n ama bu ülkede akıllı ve sorgulayan olmak büyük ayıp ve tü kaka olmak biliyorsun... boşverelim.... sıkılma üzülme sen...her yol mubah nasılsa... yazından çok sinirlendiğini anlıyorum, o yüzden bir de ben sataşayım dedim başlarken.. :))) artık zevzeklik konumuna geçtim akıl sağlığımı korumak için ben de tatlım... sevgiyle

25 Ocak 2011 14:40
Kötü bir şaka gibi!..

elimizde kalıyor derler ya hani, çürümüşlük gibi, zombiler gibi, korku ve dehşet filmi gibi, kabus gibi ama sanırım karabasan bu uyanmak biraz zor gibi...

20 Ocak 2011 15:35
Milliyet Blog 2. Onur Ödülü / Blog Nobel 2010

Gülgün Karaoğlu'dur. Sevgiler.

15 Ocak 2011 18:27
Gırgır, Fırt, Penguen

Mersiyeyle en arka sırada, hani Allattin hocanın muhteşem!!!! sunumlu derlerinde, hani her cuma, Gırgır dergisini iki saatlik ders sırasında okuyup okuyup, gülme krizlerimizi nasıl bastırdığımızı..... gerçih iç unutmadım o günleri ama yine tazeledin Gülgünüm... sağolasın be:)))

02 Ocak 2011 10:41
Öfff! Nedir bu kenef kokusu yahu!

yoksunluğunun tezahürüdür benim için. Ben de mi kimim; tabiii ki de adıgeçen konuyla alakadar olmayı pek önmesemesem de neden bahsedildiğini yazından bile anlayabilecek kadar az çok okuma yazma eğitimi almış bulunan bir blogdaşınım.... ve de 35 yıllık iyi kötü günülerimizi teklifsizce paylaşmaktan büyük keyif ve tat aldığım seni çok seven ve asla senden vazgeçmeyen dostun Özlem ben.... Her ne olduysa ve her kim seni bu raddeye getirecek kadar cami duvarına işediyse tatlım lütfen keskin kalemin de bundan sonra hiç susmasın....bu kanıda fazla yazacağımı sanmam, zaten görüşür sarışırız her daim olduğunca ama çok desteklediğimi bil istedim.... yanında yürendeyim tatlım...seni seviyorum. İmza: :))))) dikkafalı huysuz Özlem

30 Aralık 2010 16:49
Öfff! Nedir bu kenef kokusu yahu!

hani bir aralar çok eskilerde seninle atışırken;''kızım ne bu durumun yahu, sinirlerini mi aldırdın nedir söyleeeee!!!!!'' diye isyan edişlerim vardı ya sana.... tanrım diyorum bugün, tanrım benim tatlı minik, zarif ve kimseleri kırmama adına kendini kırıp geçen şeker kızım nasılk da sinirlerini geri koydurdu.... çok şükür diyorum yukarıdakine ve teşekkürler ediyorum bana senin o güzel yüzünün aptallığından değil gerçekten güzel oluşundan parladığını kanıtladığı için... hiç bir zaman şüphem yoktu, daha da ilerisi her zaman inanarak arkasında durduğun her durum ve mücadelen adına sesin,i yeri geldiğinde ve çok hakederek yükseltmene vesile olanlara bile teşekkür edeceğim neredeyse... sen söylüyorsan pek çok başka kişiden daha çok inanıyorum sinir bozucu ve ruhen rahatsız birilerinin gerçekten çok can sıktıklarına... çünkü bu noktaya gelmen mutlaka çok isteyen birilerinin azimli:)))) çabalarıyla gerçekleşebilir.... seni bile patlatmışlar ya her nerede ne için se bu çok gerçek bir terbiye.

30 Aralık 2010 16:43
Tanrı Parçacığı ve CERN

onca harcama ve bilimsel deneyin para sağlayıcıları... acaba denek aramaya sıra geldiğinde ya da böyle bir deneyin sonuçlanması için ve kullanılmasına yetecek teknoloji edinilmiş olduğunda hangi amaçlarla hayata geçirecekler??? bilinmezlik ürkütücü. bilime ışık tutmak yerine seyirci kalmak ürkütücü... öğrenmek ve açığa çıkartmak için yeterince donanımlı olmamak gelecek her türlü tehlikeye karşı açık kapı olmak demek. polemikler ve boş gündelik itişmelerle uğraşadursunlar buradakiler. umalım da biz her şeyi göstere göstere yaptık siz de yeterlilikle bilime adamış olsaydınız o zaman denmez eğer bir gün canları üzerimizde denemek isterse ve ses çıkaracak kadar gücümüz kalmış olursa. bilgi için teşekkür ederim. sevgiler

23 Aralık 2010 00:02
İlk o gün kirlendik

çocukluğum geldi ve radyolu, bol sohbetli, kestane kebaplı... o günler hele anne şiddetinin yaşandığı pazar banyolu günler ne güzelmiş ne güzel:((

22 Aralık 2010 20:20
Özgür ve modern ilişkiler.

yazın bana, referandumda sandık görevi sırasında karşılaştığım bir kadını çağrıştırdı birden: parti görevlisiymiş, oğlu da çalıştığım okuldan mezun olamayan rap sever bir genç. kadıncağız da türbanlı ama bir o kadar da işveli cilveli ve davetkar bakışlı... hava serince olduğundan koridorlar esiyor şimdi diyerek sınıfın içinde oturmak istedi ve kabul ettik. nedense sık sık ve gerekli gereksiz şunu söylüyordu edalı edalı: ''ben başbakanıma aşığım. o ne yaparsa kötü de yapsa umurumda olmaz bu bir sevda ki o kadar olur...'' bir süre sıkıntımı dışarı vurmak istemedim. hali, duruşu, isvesi, cilvesi onun tercihi olabilir de, erkek seçimini başbakan üzerinden yaptığını söyleyen bu türbanlı hemcinsim beni çok utandırmıştı... pesss demiştim pesss... o zaman hiç kimse açık, saçık, dekolte veya açıkça flürtöz oluyor diye hiç bir kadını kınamasın. zaten benim haddim değil ama bunu yapanlara bir de bu kadıncağızın yeri geldiğinde destek verdiğinden emin olmak ta benim midemi bozmuştu. sevgiler

16 Aralık 2010 00:07
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 562
Kayıt tarihi
: 26.01.09
 
 

1963 doğumluyum. İngilizce öğretmeliği yapıyorum. 20 yaşında bir oğlum var. İzmir' de yaşayan şan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster