Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Jaquelin'in jartiyeri

Sen hep bambaşkasın ve hep harika... Az önce seni okurken gülüyordum, biri dedi ki; "Delirdin mi kendi kendine gülüyorsun?" :)) Çok teşekkür ederim... sevgimle sana her zaman...

31 Mart 2008 12:55
Gülten ile Cezmi: Kafası kırık bir aşk hikayesi...

Gülten'in mizah anlayışına bayıldım :) Şiddetle en iyi mücadele mizahtır. Ellerinize sağlık Sevgili Serdar Bey nefis bir yazıydı. Çok çok saygımla size...

31 Mart 2008 12:46
Denizden babam çıksın yerim.

Ali sende Bakan olma potansiyeli var :)) Şu ilk cümlelerine baksana. Zehirli yemeyin maşetine cevabına özellikle. "Ben yedim bişey olmadı." demişsin. Al sana bakan olma yolunda ilerleyen biri :)) Sen bir Bakan ol, Deniz Arcak çocuk gönderip sordurur valla "Git sor bakayım şu geçen Sayın Bakan Ali Gülcü mü?" diye :)))) Bakan olursan da bu balon balıkları aklından çıkarmayı unutma canım kardeşim kariyerin tehlikeye girmesin vesselam :))) Çok keyifli bir yazıydı.

31 Mart 2008 12:01
Bin yıllık yalan!

Çok hoştu... İki ayrı hikayeyi bağlayış biçiminize bayıldım. Çok çok sevgimle Değerli Nilgün Hanım...

31 Mart 2008 11:46
Yağmur yüklü bulutlar oluruz düşünürken...

Ben insanın aklın tarlasına bahar yağmurları yağdıracağına inananlardanım. O tarla bizim ferah yağmurlar da öyle... Ve insan karanlık ve kara olan ne varsa verdiği ferah bir solukla kovabiliyor. Dünyada öyle çok güzel şey var ki karanlık düşüncelere zaman harcamak büyük bir kayıp... aklına hep ferah yağmurlar yağsın Leyla'cığım...Sevgimle sana...

31 Mart 2008 11:37
Ah'lı zaman cümleleri

Seni okumayı ne çok özlemişim... Aç artık o çıkını da umutlardan bir mavi yağmur yağsın başına... Korkma bitmez, umut tomurcuk tomurcuktur, kendini yeniden ama yeniden doğurur... Çok çok sevgimle sana her zaman...

31 Mart 2008 10:51
"Her zaman yanındayım"

İnsan elbette yalnızdır. Her zaman birilerinden destek beklemek yapılabilecek en büyük hatadır. "Ne yaparsan yap yanındayım" diye bir sözün inandırıcılığı olabilir mi? O zaman sevdiğimiz insanlara bunu söyleyelim onlar da hatalar yapsınlar ve destek verelim ve o hatalarla hayatlarını yıksınlar. Bu bir otorite değildir. Bu sevdiklerini koruma çabasıdır. Dostluk her zaman karşılıklıdır. Destek de öyle. Ve bunun için herşeyden önce güven gerekir. Yalansız olmak gerekir. Kimse kimsenin hayatına elbette müdahale edemez fakat eğer destek ve yakınlık bekleniyorsa, dostlarının seni koruma çabasını da müdahale olarak görmemeyi öğrenmek gerekir. O otorite olarak görünen şeye boyun eğmemek kişinin elindedir. Sınırsız bir özgürlük yaşamak isteniyorsa yalnızlığı kabul edebilmeli insan. Ve seçim sorunudur bu. Yalnız ve sınırsız özgür olma hali de bu seçimlerden biridir. Değil mi?

30 Mart 2008 14:38
Philip Glass

Sevgili Salih Bey çok ama çok teşekkür ederim öncelikle beni Phlip Glass'la tanıştırdığınız için ve bu enfes yazı için. Size bunları yazarken Powaqqatsi albümünün Serra Pelada parçasını dinliyorum :) Çok ama çok beğendim. En içten saygımla size... Not: Buradan da dinlenebilir. :) http://www.7digital.com/artists/philip-glass/

29 Mart 2008 13:13
Olur ya bir gün gelir ya!

Her sabah gazeteleri okuyorum ve her sabah delirmiş bir dünyanın içinde aklımı korumaya çalışarak, zaman zaman umutsuzluğa düşerek, zaman zaman asıl delinin ben olduğunu düşünerek (öyle ya bütün bunları herkes kanıksamışsa ve ben hala şaşırıyorsam asıl delirmiş olan ben olmalıyım) öylece kalakalıyorum. Herşeyi hatta birbirimizi bile tüketerek geçiyor ömür. Ben geleceği göremiyorum belki de görmekten korktuğum için bakamıyorum. Ne yapmalı ne etmeli diye düşünürken tüm bunların olağan olduğunu hayatın böyle olduğunu savunan insanlar içinde kalınca bir insan ne hissederse ben de öyle hissediyorum. Çok önemli ve güzel bir yazıydı her zamanki gibi. Çok çok saygımla size...

29 Mart 2008 12:53
Lost’umu izledim tostumu bekliyorum

Vallahi ben de okuduğum yazılarda bakıyorum herkes melek herkes sevgi kelebeği, başlarında nur halesi. Sahi neden herkes birbirini boğazlıyor neden birbirinin gırtlağına sarılıyor o zaman? Bu işte bir tuhaflık var. Hem de acınası bir tuhaflık. Yalandan kelimeler mi giyiyoruz yoksa içimizdeki şeytanları kelimelerin arkasına mı gizliyoruz? Of ne çok konuştum yahu. Senin yazı kadar yorum yazdım. :)) Tamam tamam bitiriyorum :)))

29 Mart 2008 12:30
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1065
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster