Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Sevgi Sevgi Sehl-i Mümteni

Yaz katibem yaz, beni de unutma / Bir yağmur tanesi yalnızlığımla / Geldim yine, bak kapına / Sakın, bana öyle hor bakma / Çatı aramayiz, o sağanaklarda / Sığmasak da dört duvar arasına / Yaz katibem yaz, bizi de unutma / Ah katibem ah, lafı fazla uzatma./ Doğuyor güneş, fecr-i aydınlığında Güneşten evvelki sabağın o aydınlığında ruhlar bir hizaya gelir. İbadet ederler ki "Yeryüzünde iyi ki varız diyerekten. İnsancıklarımız, bu "şükür duasından neden ilham almazlar acep? Saygı ile.

17 Şubat 2018 15:51
Âşıklar Şarabı Doldurayım

Edebiyatımıza kazandırdığınız deyişler müthiş. " Özlem ile doldurmak", "Hasretimi yanına al"...Bunların ulvi güzelliği, akıllarda hep kalıcı olacak. Aşk'ın olduğu yerde hep bu kelimelerle anılacak. Aşk, hep bu kelimelerinizle aşıkları amentüsü olacak. Onlara yol gösterecek.Ne mutlu size. Sevgililer gününün en manalı yapıtınızı kutlarım. Şair mi olmak lazım acep? "Ey Aşk, nerdesin?" "Gül, gül ki o gülüşünden, mehtap utansın," "Karanlık göklerde, kandiller yansın"

15 Şubat 2018 13:42
"İki İnsan Öpüşürken Dünya Değişiyor"

Baştan başa iyimser bir yazı. Bu seslenişte olmak veya olmamak var. "To be, or not to be" Ve bu yolları arşınladınız ha. Büyük cesaret. Yollarda bir tek duyumunuzu beklediğim tezek kokusu eksik kalmış. Bir de uzaktan uzağa yerden buğu buğu dumanları tüten ve onun içindeki tandır ekmeği kokusu. O eksik. Neyleyim ben böyle bir geziyi diyesim geliyor ama, sizin uslup yazıyı sevdirmiş. Yani bu seyahat, sizin sevgiliniz olmuş. Alan razı satan razı, bize halt etmek düşer. Sevgilerle. Teşekkürlerle.

05 Şubat 2018 21:00
Yazmanın İki Amacı

Evet sevgili Biber. Yazmak bir ihtiyaçtır.Dediğiniz gibi de yazmak, insanı mutlu eder.Ulvileştirir" Tanımlar güzel. De, kaçımız mükemmel olarak yazabiliyoruz? Bir kesim var ki,sorduğunuzda "yazma özürlüyüm" der. Sıkıştırınca da, mektup dahi yazamam deyiverir.Bu,fıtri bir mesele olmalı. Fıtrattan yazar olmak, apayrı bir şey. Çok ince bir meseleye dokundunuz.. " Yazmak" ve "Yazarlık". Mesela bendeniz, İlk zamanlar, yazılarımın müsvettesini yapat, daha sonra da aynısını klavye ile ekranlara yazardım. Günderden bir gün baktım ki,klavye başında, müsvette hiç bakmadan (Müsvetteyi unutarak) yazımı yazmış ve bitirmişim. Hımmmm.O zaman anladım ki müsvette yapmamak lazımmış dedim içimnden.Ve merak edip müsvettedeki yazılara baktım ne yazmışı diye.Gördüm ki, klavyedeki yazıya hiç, hiç ama benzemiyor.Çağrıştırmıyor bile.O gün bu gün müsvetteyi bıraktım. Demek isteyeceğim.yazmak, içten gelen bir dürtüdür.Bunu da iyi kullanmak lazımdır.Bahsettişğiniz konu,yani yazarlık, çok su kaldırır.Saygıarla.

11 Ocak 2018 13:44
Öpücüklü Yazı

Öpüş külliyatı, her devirde geçer akçe.. Onun ilintilerini bulmak, yazıda bir araya getirirken de "ilinti" lerini sağlamak hüner ister. Bunu başarıyla yapmışsınız. Şiirle de pekiştirmişsiniz konuyu. Hiciv yazmak, ironi yapmak zor bir zenaat.Mizah, akıllılıların işi.. Blogda mizahçı çok az. Neden az? Çünkü zor bir yazım tarzıdır da ondan. Başarı dilerim bu yolda . Selam ve sevgilerimle.

22 Aralık 2017 00:26
Kalpte Ritim Bozukluğu

Önce geçmiş olsun derim. Bu tıbbi bilgiler, deneyimlerinizin eseri mi, ansiklopik bilgiler mi yoksa birebir doktorlarla konuşarak edindiğiniz bilgiler mi? Bunların hiç birisine temas etmemişsiniz. Anlatılanlar makul ve yerinde olmakla beraber, her faninin bu makaleden rota alması muhtemel diyorum. Rotayı çizebilmek için de, bilgilerin tıbbi ağızlardan çıkmış olması lazım. Bunu da belirtseydiniz, yazıya daha çok inanırdım. Şimdi ise durum, muallakta. ( Anlattıklarınız makul olmakla birlik) Bunu zikretmek istemiştim. Saygılarla.

07 Aralık 2017 15:10
Kim kimdir

Merhaba. Epeydir yorumlara girmiyorum.. Sizi gördüm, ilk cümlelerinizden itibaren karar değiştirip yazını okudum., ben de dahil olayın dedim. Fırtına gibi girmişsiniz, yine fırtına gibi final yapmışsınız bu yazınızla. Her paragraf, ölçüsü artarak irdelenen ana konu, peyderpey bir zımba gibi geçmiş sayfalara. Dediğiniz gibi ciddiyetin saltanatına kurulmuş ulufe dağıtır. Onun için kral çıplak olsa da olmasa da ne yazar? Blogcularımız için tatlı bir ürperti var yazınızda. Yoksa aldanıyor muyum? Biraz mıncıklama yapmışsınız genel olarak. Evet. Özetle, herkes haddini bilmeli. Selam ve sevgilerle

14 Kasım 2017 13:16
"Bir İlişki Başlatmak ve İlişkiye Devam Edebilmek" İlk Buluşma ve Sonrası

Bloglaerda görülmeyen tarzdaki bir konuyu ele almanız,çok dikkat çekici.seçkin bir yazı okuduk sayenizde. Tüm evde kalmışlar bu yazıdan haberdar olsaydı, yeniden doğarlardı. Her kesimden herkese hitabeden bu yazının kıvrımları arasında hem psikoloji var, hem sosyoloji var. Psikososyal bir yaklaşımla etüdlere dayalı gözlemlerinizi okurken,, yazının verdiği hazzın yüceliği, damaklarda yer edecektir elbet. Ve bu "düşündürücü " yazının bir kopyası, başuucu bildirgesi olarak bir yere asılmalı, gözler takıldıkça okunmalıdır. Çok istifade ettik. Ellerinize sağlık.Özellikle, güzellikle, saygıyle

04 Kasım 2017 10:58
Ayşe Teyze Kimlik Kartını Değiştirdi

Ve bu uğraş için sizi kutlarım. Kategori olarak "Mizah" deseydiniz, daha isabetli olurdu. Değil mi?

16 Ekim 2017 15:14
Ayşe Teyze Kimlik Kartını Değiştirdi

Ah, ah, ah... Siz anlayışlısına rastlamışsınız. Bana da bir hatun kişi, adliyede, mahkeme çıkışı "yed'i emin" e takmış tıkafayı. bana sordu, "ne aanlama geliyor bu?" diye. Anlattım, anlamadı ve hışımla: " Ben birini bulamazken 7 tane Emin'i nerden bulacakmışım" diyerek celallenmişti. Size rasttlayan teyze, dilinizden anlamış bari. Yoksa, işiniz işti. Ya cahil olsaydı, ben onu düşündüm. Bahsettiğiniz o "Pos" makinasını, mahalllerindeki posbıyık Niyazi anlardı. PİN kodu içinse "Pinti Hamit" benzetmesi yapabilirdi. Bakarsınızsiz PEN dedikçe, " Haaaa, derdi, onları Ankara Hayvanat baahçesinde gördüm. Penguenler uçacak gibiydiler" de diyebibilirdi. KLOKS içinse, "Elin gavurunu nerden tanıyacakmışım" diye de hayıflanabilirdi size. Yine de uzuz atlatmışsınız. Üzmemişler sizi. Rastgele. Selam ve sevgilerle.

16 Ekim 2017 15:12
Toplam blog
: 1546
Toplam yorum
: 3853
Toplam mesaj
: 495
Ort. okunma sayısı
: 853
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 


 
 
 
     
     
     
    *6666