Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Yürüyen köşk

Sevgili Samet, Ormanlarımız konusundaki hassasiyetin çok sevindirici, sen henüz MB'de yazmaya başlamadan önce BİZ blog yazarlarımızdan Yasemin Hn. ve Yusuf Aysan'ın önderliğini yaptıkları bir kampanya ile 2809 tane fidandan oluşan Milliyet Blog Ormanını kurduk, burada olsaydın o süreçte katkıda bulunmuş olacağına eminim. Atamız konusunda ne satırlar ne de sayfalar yeter sanırım yazmaya. Bizlere armağan etmiş olduğu gerçekliğin devamı için elimizden geleni yapıyor olacağız bundan sonrasında da. Sevgiler...

15 Temmuz 2007 16:19
Geçecek...

Sevgili Anneciğin 'geçecek' dediyse mutlaka geçecektir. Öğretmenlerimiz bizlere hep doğruyu söylediler, eminim annen ne dediyse o olacaktır. Kaç bitirmeye çok az kalan puzzle'ımı yanlışlıkla dağıtıp yeniden başına oturup bitirmedimki. Yorgunluklar, kızgınlıklar, kırgınlıklar ne ilk ne de son hayatlarımızda bu seferde geçecek emin ol. Baktın geçmiyor büyüyünce unutursun nasılsa. Sevgiler Sevgili arkadaşıma...

15 Temmuz 2007 00:59
Yola çıkmalı...

Sayfalar almaz sanırım Esincim. Elde ettiklerimiz, başardıklarımız, sevinçlerimiz, kazanımlarımız, duruşumuz başlıklı yazılar yazmak varken hep geride kalanları istiyor ruhlarımız, bedenlerimiz. Hastayım ve evde calisiyorum (yatagımın içinde) ne lüks ama iyi olmayı isterdim. Canım deli gibi sigara içmek istiyor ama iki dakika önce 48 saat oldu bırakmayı denemeye başlayalı ve henüz elimi sürmedim. Yola çıkabilirsin, gidebilirsin, ama kaybolamazsın hele hele yalnızım hiç diyemezsin. Dememelisin... Sevgiler.

06 Temmuz 2007 10:09
Turkiye`yi ve Turkleri cok seviyorlar

Amerikada geçirdiğim zaman sürecinde bir çok ülkeden dost edindiğim halde halen bir şekilde iletişimde olduğum dostlarım Kosovalı, Makedon ya da Arnavut. Aynı dili konuşmuyoruz belki ama hakkımızda çok fazla bilgiye sahipler. Biz gibi olmaları mı daha samimi dostluklar kurabilmemizin nedeni emin değilim ama dediğiniz gibi en azından benim tanıdıklarımın kalplerinin temizliği yüzlerine vurmuş. Dostluk adına bu güzel paylaşımınız için teşekkürler. Sevgiler...

28 Haziran 2007 14:35
Küçüktüm o zaman...

Aslında daha zor, aileler ikinci çocukta daha deneyimli olduklarını düşünselerde iki kardeşin ne kadar farklı zevkleri, hayalleri, istekleri olabileceği gerçeği atlanıyor gibi geliyor bana. Gerçi bu süreç kişiliğini oturtmaya başladığın günden itibaren değişiyor olsa da o güne kadar büyük kardeş'in daha öncesinde aldığı aksiyonlara göre hareket edildiğini düşünüyorum. Ablamın olmasını istemiştim küçükken hep ama yazını okuyunca benden 'canavar' diye bahsedebilecek bir abladan da gözüm korkmadı değil :o) Bu vesile ile hoşgeldiniz de demek isterim. Sevgiler...

27 Haziran 2007 12:28
Tezkere

5 ay 5 günden sonra yeniden doğmak. Kesinlikle doğru bir tespit, belki de yapılabilecek en şanslı askerliklerden birini yapmış olduğumu düşünsemde arkama dönüp bakmamı gerektirebilecek tek bir anım dahi yok. Kendi tezkeremi kendim yazdım 3 ay öncesinden :o) gideceğim gün gelene kadar da sakladım. Geçenlerde elime geçmişti üstüne yazını okuyunca yorumsuz kalmak istemedim. Buarada hoşgeldin de demek isterim. Sevgiler...

27 Haziran 2007 12:06
Nohutlu pilavını özledim dedemin...

Şanslı Dede, torunu da en az onun kadar merhametli... Benim çocukluğumdan süregelen seninkinin tersine 'yemek seçme' nedenimde aslında Dedem'e dayanır. Benim dedelerimden biri de Kasap'tı :o) Boynunda kırmızı kurdelası olan, uzaktan gördüğüm sevdiğim bir zuzuyu kesmesi nerdeyse vejeteryan olmama sebep olacaktı. Kasap dedenin etten hoşlanmayan torunu olarak büyüdüm anlayacağın. Kasap dedem halen hayatta, memur olan dedem ise malesef ben 5 yaşındayken çook uzaklara gitmiş onu bir daha da gören olmamış :( Kıymetini bildiğin konusunda şüphem yok ama ilk fırsatta benim içinde ellerinden öpersen sevinirim. Sevgiler...

25 Haziran 2007 20:32
Çocuklarımızın "renklerini" ölçebilir misiniz?

Dün kuzenlerimden biri diplomasını aldı, ne kadar sıkıntı çektiğini anımsıyorum o süreçte. Kendi çektiklerimi unutmuşum meğer uzun zaman geçti tabi nerdeyse 10 yıl geçmiş o sınavın üzerinden 'Şaka gibi'!!! Bizim zamanımızda diye başlayabildiğime inanamayarak 'ÖYS' vardı bir de demek istiyorum. Şimdikiler onun sıkıntısını yaşamadılar en azından. Hepsi için hayırlı olmasını diliyorum, sevgiler...

20 Haziran 2007 15:17
Analar ve oğulları

Bazen kırılıp/kırabiliyoruz birbirimizi ama biliyorum ki hep varlar ve var olacaklar. Satırlar arasında dolanırken 'baba'ların dışlanmış hali içimi burktu benim açıkçası. En son anneler gününde sadece annemi yanıma alıp dışarı çıkmıştım yemek vs. işte eve döndüğümüzde babamın yüz ifadesini görmeliydiniz :o( Neyse ki babalar günü hediyesini alıp gitmiştim de gönlünü aldım... Ama en çokta kendim için üzüldüm bende 'baba' olacağım 'yani Allah izin verirse' ve ben çatlarım annesi ile o beni bırakıp bir yerlere giderlerse :o( Sevgiler. Ps: Ama o kadar tatlı bir baba olurum ki onlar beni almadan gitmezler eheu :o) Sevgiler...

20 Haziran 2007 14:59
Bir trafik kazasının anatomisi

Önceleri deli gibi sevdigim 'hız' zamanla yerini daha güvenli ve yavaş bir sürüş tekniğine bıraktı. Umuyorum sadece 'dakikalık' farklar yaratmak için kimse ne kendi ne de başkalarının hayatını tehlikeye atmasın. Teşekkürler, anlamlı yazınız için...

08 Haziran 2007 08:25
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 1401
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

27 yıl geçmiş ilk günden bu yana... Okullar okunmuş, MBA'ler yapılmış, Amerikalara gidilmiş, hayat h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster