Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Sır ve gömü

selamlar, saygılar

27 Mart 2010 12:10
Sevgi paradoksu

" kendini bil " gerisi kendimize anlattığımız, çoğu zaman kendimizin bile inanmadığımız masallarımız. Kendimiz bile inanmıyorken karşımızdakini nasıl inandırabiliriz... Hayatın omuzlarımızdan ayaklarımıza yükünü bıraktığı zamanlarda , o yükleri ayaklarımızdan yukarıya kaldırabilmek hayata duyduğumuz yaşama sevinci ile mümkün oluyor , bu da gerçekten kendimizi bilmekten geçiyor dolayısıyle kendimizi bilmek kendimizi sevmenin önüne geçiyor. Kendini bilmeyen kuru kuruya kendini sevdiğini söylediğinde kuru bir dal gibi rüzgarla savruluyor ordan oraya ve bence çağın hastalığı bu ayakları yere basmaz , bir incir çekirdeğini doldurmaz " kendimi seviyorum "lafları... Sevilmeyi duyumsamamış olan kendini sevdiğini durmasın söylesin. Kendini bilen kendini sevmeyi de ve sevmemeyi de bilir ve sevmediği zamanlarda kendini onarmayı ve törpülemeyi de bilir. Biz buna olgunlaşma diyoruz... Yazınız her zamanki gibi az cümle ile çok şey anlatıyordu. Şiir muhteşem. Yüreğinize sağlık . Selamlar, saygılar

26 Mart 2010 22:23
Ey aşk! Sen kimleri heder ettin!

yazılarınızı da yüreğinizi de öpüyor, selamlıyorum ve öneriyorum. Selamlar , sevgiler ..

14 Mart 2010 14:03
Facebook ekonomisi;teşhir ve gözetleme merakımızın paraya tahvili

Bilerek ve/veye bilmeyerek, bilinçli ya da bilinçsiz çok da önemli değil tüketici için , sonuçta bir markanın oluşumuna, olanın ağlar arasında daha fazla dolaşımına katkı sağlayarak facebook gibi service provider 'lara bol miktarda para kazandırılarken kendilerini de bol miktarda sere serpe ermiş oluyorlar... İyi alışveriş birileri kazanıyor birileri kazandırmaya devam ederken kazananların içinde eriyip gidiyor, hiç olabiliyor...Aslında tüketicinin de reel anlamda para kazanabileceği bir pazar oluşumuna gidilse kullanıcı sayısı daha da artacaktır, hatta her eve , evdeki birey sayısı kadar bilgisayar ve ekipmanları yerleştirilip , ekipman satışı da bir kaça katlanıp , bilgisayar malzemeleri ile ilgili dünya devi olmaya giden Hindistan'da pastadan payına düşeni daha büyük dilimler halinde alacaktır, keza programcıları da ... Elelrinize, bilincinize sağlık. Öneriyorum, selamlar, sevgiler.

14 Mart 2010 13:56
Her şey yolunda....

"işleri yapıp sonuçları ortaya çıkaran" ları sevmiyor maalesef o çok büyük grup ve muazzam grup üyeleri... Tüm yaşamım boyunca gerek iş gerekse özel ilişkilerimde işleri yapıp sonuçları ortaya koyan tarafta olmaya özen gösterdim ve bu böylece gidiyor. Bu yüzden sevgilim beni aldatamadı, patronum beni kandıramadı , karşılaştığım insanlar beni uyutamadılar . Aldatılacak, kandırılacak, uyutacaklarını öncesinden bilecek kadar emek verdiğimden sonuçlarını da öncesinden görebilecek kadar olduğumdan , onlara o fırsatı hiç vermedim. Potansiyel aldatıcı, kandırıkçı ve uyutucu oldukları sonucunu hepsiyle paylaştığında sinirleri ve asapları daha çok bozuluyor çünkü onlar hep o geriye kalan iki grup içinde yer alıp kendilerini birinci grupta sanacak kadar egolarının tutsağı bilinçsiz bir güruhlar ... Ne mutlu koyun gibi güdülmeyipte sürüden ayrı düşmeyi göze alıp kurda yem olarak atılsada, ayakta duracak yürekte olanlara ...Selamlar sevgiler

12 Mart 2010 18:16
Seviyorum seni, yaşıyoruz çok şükür der gibi

Ben yazsaydım aynen sizin yazdığınızı yazardım. İmzamı atıyorum yazınızın altına ve kendi kalem izlerimi gördüğüm bu yazıyı saygı ve sevgi ile öneriyorum. Herkesler okusun diye :).... Sevgilerim, selamlarımla ...

14 Şubat 2010 12:42
Facebook ile cıvıttık, Twitter ile cıvıldadık, Google Buzz ile vızıldayacağız!

ÜRETİM ZİNCİRİ ....Onca gerekli-gereksiz verilmiş bilginin kimlerin işine ne şekilde yaradığı aslında aşikar, bilişim suçlarındaki artışa baktığımızda dejenerasyonun da tavan yaptığını anlamamız uzun zamanımızı almıyor. Elbette gerçek yaşamında içindeki "öz" ne ise teknolojinin bu kısmında da mental olarak yansıttıkları o öz oluyor, hamurunda insanlık, iyilik varsa iyi insan olarak varlığını sürdürmede ısrarcı oluyor, mayası bozuksa da bozuk mayası ile insan nüsvettesi özüyle yansıyor...Bu yüzden neyi hangi amaçla kullandığımızı çok iyi biliyor olmamamız gerektiği gibi , hangi limitler içinde olacağımızı da biliyor olmamız gerekiyor . Bir anne isem çocuğuma vereceğim zamanı adı geçen arama motorlarında adı geçen şeylerle vakit harcıyorsam, çocuğumdan sağlıklı davranmasını beklemeye hakkım olmaz. Teknoloji evet , yan etkilerine karşı dikkatli olmak lazım ve önlem almak lazım, yoksa her ilacın yan etkisi , etkisi yapıp tüm vücudumuza kendine esir eder, uyandığımızda geç kalmış olabiliriz

13 Şubat 2010 20:55
Aşkın " h a l "l e r i...

Katı, sıvı, gaz... Ben ; genellikle sıvı halinde, bulunduğu kabın şeklini alan, bir hacmi ve kütlesi olan aşkı istediğim gibi, biraz da gaz halinde , içinde bulunduğu kabı doldurabilecek ,hacimleri olmasada kütleleri olan aşkı da düşünebilir, belli bir şekli-şemali olan aşkı değilde hacmi boyu, yüksekliği ve genişliği çaprılıp bulunan şekilsiz aşkı isterim :):) daha büyük oluyorlar çünkü en, boy, genişlik derdine düşerken bakıyorsun çoğalmışsın ve daha fazla zaman veriyorsun , aşk büyüyor o zaman :):).....Sevgiler, selamlar, kutlu olsun.

13 Şubat 2010 17:27
Aşk dünya işi değil

:):) Miyoptu, miyoptum üstelik de bulanıkta görürdük astigmatta vardı ... Ali Bey , gülümsemeleriniz hiç eksin olmasın. Selamlar, saygılar

05 Şubat 2010 23:55
Aşk dünya işi değil

Devamında , köprüler altından çook sular geçti, gitti , ancak yaşanalar güzeldi ve o güzellikleriyle anıların içinde yer aldı :):)

05 Şubat 2010 20:41
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1782
Kayıt tarihi
: 24.06.07
 
 

72 istanbul doğumluyum.  Yağmur yüklü buluttan pamuk şekeri, Yağmurdan sonraki gökkuşağı, to..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster