Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Erkek dediğin yakışıklı olacak güzelim

Yazıda 5/4'lük bir erkek tarifi yapılmış. Böylesi var mı bilemiyorum. Ayrıca bu tarif ve tesbit sanki bir yerden alıntı gibi olmuş. Eğer öyle ise kaynağı da belirtilmeliydi diye düşünüyorum.

12 Kasım 2006 22:57
Tavsiye ve bilgilendirme yazısı...

Aslında sadece size söylenenlere cevap olsun diye bir yazı yazmışsınız ama, çok ilginç bir konuya temas etmişsiniz. Tabii niyet farklı olunca, yazının başlığı da bunu pek anlatmamış. "Yazan herkesin ortak dertlerinden biri budur" diyecektim ki, birden aklıma şu geldi. Aslında bu okuyanların yazanlara edindirdikleri bir dert. Çünkü hemen yazıyla bağlantı kurup yazara " hımmm, demek ki şöyleymiş" damgasını vuran okuyucudur. Kaldı ki fikir bağlamında, düşünce bağlamında da böyle bir bağnazlığımız var. Bize uymayan bir yazıyı ve yazarı hemen kara listeye alıyoruz. Böyle de düşünülebilir mi, olaya bu şekilde farklı bir açıdan da bakılabilir mi, diye hiç irdelemuyoruz. Sonuçta ak ve kara arasında pinpon topu gibi gidip geliyoruz. Oysa arada beyazdan siyaha milyonlarca gri ton var... Elinize sağlık..

01 Kasım 2006 15:41
Özgürlük yalnızlıktır...

Toplumumuzda sıkça rastlanan bir olayın hikayesi var yazınızda... Acıklı olduğu muhakkak. Ancak sadece bize has bir tavır olduğunu sanıyorum. Anlaşmanın olduğu kadar anlaşamamanın da insanca bir yönü var. Sonuç aslâ böyle olmamalı diye düşünüyorum. Ayrıca başlıkta da belirttiğim gibi, ne yalnızlık özgürlük demektir, ne de özgürlük yalnızlık... Hele bu şekilde mecburen yapayalnız olmaya mahkûm edilmiş olmanın özgürlükle uzaktan yakından bir ilişkisi yok.

22 Ekim 2006 12:49
Ben şahsen bizzat kendim

Keşke yoluyla hayatını değiştirebilen kimse yok. Keşke olabilse... :-) Hayat hikayemiz bizim oynadığımız bir senaryo. Bir bakıma kader. O fakülteye değil de bu fakülteye gitseydik, onunla değil de bununla evlenseydik, onlar da bir kader. Bu bizim hayatımız ve kendi istediğimiz gibi yaşıyoruz, ya da yaşayamıyoruz. Geçtiğimiz yollar, kenarı çitle çevrili tek kişilik patikalar değil ki, geri geri gidip başka sokağa sapalım. Yaptığımıza ya da yapmadığımıza pişman olduğumuz her olayın da kendi içinde binbir çeşit ihtimali vardır. Dolayısıyla en sıradan yaşayanımız bile, matematik hesapları altüst edecek sayıda olasılıklarla karşı karşıya. Onun için pişmanlık yok. Şu andan itibaren daha iyi şeyler yapmaya gayret edeceğiz.

21 Ekim 2006 14:46
Vatandaşlık tepkilerim !!!

Yazınızda verdiğiniz örnek olaylar karşısında kızmayan tek bir vatandaş düşünemiyorum. Buna benzer daha pek çok konuda da eminim ki hepimiz hemfikiriz. Benim sorum şu: Tepkimiz nasıl olacak? Bence biz bunlara kızıyoruz. Evet, kızmak da bir tepkidir. Ancak kişisel ve biyolojiktir. Oysa bunlar sosyal ve toplumsal dertler. Bunlara karşı nasıl davranacağımız, tepkimizi nasıl göstereceğimiz konusunda bir eksiklik var. Öyle bir bilince ihtiyacımız var ki, bir olay karşısında hepimiz kendiliğinden aynı davranışı sergileyebilmeliyiz. Mesela bir mala zam geldi diye kızıyor muyuz. O gün hiçkimse, ama hiç kimse, birilerinin çıkıp da arkadaşlar şunu almayın demesine gerek kalmadan o malı almasın. Bir güncük bunu yapabiliyor muyuz? Tepki böyle bir şeydir. Yoksa kızarak, üzülerek sadece kendimize zarar veririz.

21 Ekim 2006 12:41
Nasılsın?

Hayatımızı kuşatan bu iki unsur arasında mengene gibi sıkışıp kalmışız. Şöyle dönüp bir bakarsak, yaptıklarımızın ve söylediklerimizin büyük çoğunluğunu, alışkanlıklarımız veya mecburiyetler yönetiyor. Yani bağımsız olarak, düşünerek, kendi irademizle ve samimiyetimizle yaptığımız davranışlar son derece az. Eğer mümkün olsa da bu iki baskıcı unsurun yerine, insana manevi güzellik, mutluluk ve huzur veren doğallığı ve samimiyeti koyabilsek, insan olduğumuzun farkına varacağız. O zaman sorduğumuz sorular da, verdiğimiz cevaplar da gerçekçi ve içten olacak. Aslında bilerek veya bilmeyerek hepimizin aradığı şey aynı. Ama, yine alışkanlık ve zorunlu hareketler yüzünden hedefe ulaşamıyoruz, karanlıktan aydınlığa çıkamıyoruz. Ama dillendirilmiş olması, yazılır okunur hale gelmesi, belki zamanla bizi başarıya götürecektir. Gayret bizden...

22 Eylül 2006 18:26
Hamiyet teyzenin yemeklerinin sırrı

Yemeklerin içine sevgi ketıldığında güzel olduğu fikrine katılıyorum. Hamiyet teyzenin de korku zannettiği şey aslında sevgi. O çok sevdiği eşine, beğenmediği bir yemek ikram etmemek için kendisini bu şekilde geliştirmiş. Ben böyle düşünüyorum.

13 Temmuz 2006 16:16
Değişik Bir Gezi Planı

Teknolojisiyle övündüğümüz zamanın karmaşasından, çok yakınımızdaki güzellikleri unutuveriyoruz bazan. Akraba ziyaretleri de bunlardan biri. Çok güzel bir konuya temas etmişsiniz. Hayatımızda bundan daha anlamlı ne olabilir ki.. Hatırlattığınız için teşekkürler..

22 Haziran 2006 10:35
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster