Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Ayrıca mı yaratıldık, evrim mi geçirdik?

İnsanın DNA'dan yaratıldığı doğrudur. Bu Kur'an'da anlatılıyor. DNA nasıl bir şeydir? Her canlı türü için bir DNA yaratmak acaba Allah için zor mudur? İnsan aklı kâinatla ilgili ne biliyor ki? Ya da şöyle sorayım, bildikleri bilmediklerinin kaçta kaçıdır? Uzay nedir? Ölçülebilir mi? Sonsuzluk nedir? Aklın alacağı bir şey midir? Dünyanın yuvarlak olduğunu bilmek, güneş sisteminin oluşu hakkında fikir öne sürmek, aklın başarısını anlatmaya yeter mi? Akıl sadece olanı anlatmaya çalışmıştır. Onların nasıl meydana gelebildiği konusunda bir fikir veremez ki... Dörtte üçü su olan dünyanın yuvarlak olduğunu ve yerçekimi kanununyla boşlukta rahatça durabildiğini, hem kendi etrafında, hem güneşin etrafında saniye şaşmadan döndüğünü söyler bilim. İyi de bu nasıl olur, yer çekimi nedir, niye yer çekimi var da gök çekimi yok, bunu bilir mi bilim? Sadece nerak edip sordum. Ben de sizi aklınızla mantığınızla başbaşa bırakıyorum. Siz de dilediğinize inanabilirsiniz tabii... Selam ve saygılarımla...

17 Nisan 2012 22:45
Ayrıca mı yaratıldık, evrim mi geçirdik?

Yazınızı ilk okuyan ben olmuşum. İlk yorumu da yazayım dedim ama, doğrusu ne yazacağımı bilemedim. Kâinatı ve ondaki canlı cansız bütün varlıkları Allah'ın yarattığı inancı, dinin kaynağı olan Kur'an'dan alınann bir bilgidir. Yani inanca dayalıdır. İspatı mümkün değildir. Siz bilimsel gerçeklerin ispatlanmasından yola çıkarak daha güçlü bir tez ileri sürdüğünüz iddiasındasınız. Ertunç bey, ben öncelikle şunu merak ediyorum ve öğrenmek istiyorum. Bilim dediğiniz nedir? Bilim insanın aklıyla bulduğu bir sistem değil midir? Dolayısıyla akılla sınırlı değil midir? Akıl, kâinattaki varlıklardan bir insancığın yarım kiloluk bir et parçasında (beyinde) oluşan, nasıl işlediği de açıklanamayan bir küçük zerrecik değil midir? Onun her şeyi bilmesi, her soruya cevap vermesi sizce mümkün mü? Şimdi sizin görüşünüze göre Allah sadece bir canlı yaratmış, sonra onlar gelişe değişe insan mı olmuşlar? Böcekler, kuşlar, filler, sürüngenler... birbirinden farklı canlılar nasıl oluştular? (devamı var)

17 Nisan 2012 22:31
Köy Enstitüleri

İmkânsızlıklar içinde yeniden kurulmuş bir ülkenin eğitim seferberliği için özel bir önem taşıyan Köy enstitüleri, görevlerini yapmış ve devrini tamamlayarak tarihteki yerini almış bulunmaktadır. Günümüzdeki eğitim sistemiyle Köy Enstitüleri arasında uçurumlar vardır. Hâlâ onları özlemenin, hele hele yıldönümünde kutlamanın bir mantığını bulamıyorum. Bu sadece bir "sol" özlemse, o günlerden bugünlere solculuğunda gelişip hayli mesafe almış olması lazım. Eğer aynı noktada kalmışsa bunu ilericilikle pek bağdaşır bulmadığımı belirtmeliyim. Öte yandan "Din ahlâkı yerine iş ve bilim ahlâkı kullanmak..." diye başlayan makaleden de anlaşıldığı üzere Köy Enstitülerinin "din karşıtı" bir yapısı vardı. Buna da saygı duyuyorum. Ancak "Köy enstitülerinde iş saygısı bir din gibiydi" ifadesi, kaldırılmak istenen dinin yerine yeni bir din getirmeyi anlatıyorsa, gerçek bir dini ortadan kaldırıp, onun yerine yapmacık bir din koymak, iyi niyetli bir girişim midir, doğrusu anlayamadım. Selam ve saygıyla.

17 Nisan 2012 22:10
Paketleyip, geriye mi iade etsem!..

Kendinize bu kadar eziyet edip sağlığınıza zarar vermeyin bence... Bir an evvel bir doktora baçvururmanızda da yarar olabilir. Size yapabileceğimiz tek yardım bu olabilir herhalde... Selam ve saygılarımla...

14 Nisan 2012 00:03
Yine yanlıştasınız Sayın Başbakan…

Evet İbrahim bey, yanlış düşünüyosunuz demiycem elbette... Ama biraz demogoji yapıyorsunuz. Siyasetin içinde biri olarak bu işleri bizden iyi bilirsiniz. Evet referandum maddeleri tek tek oylanmıyordu, paket halinde bize sunuluyordu, ama karşı çıkanlar da paket halinde ona karşı çıkıyorlardı. Şu maddelere evet ama şu maddelere hayır demiyorlardı. -Belki siz böyle bir ayırım yapmışsınızdır- ama mesela sayın CHP genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "12 Eylül'ü yargılayacaklarmış... Siz buna inanıyor musunuz sevgili vatandaşlarım" diyerek halkı Hayır oyu vermeye davet ediyordu. Aynı yanlışı hala yapmaya devam ediyor. Başbakanın ya da hükümetin şu şu icraatları doğrudur, yerindedir, ama şu yaptığını doğru bulmuyoruz, onun şöyle olması lazım" gibi mantıklı bir açıklama getirse vatandaş inanacak. Ama o ne yapıyor, toptan Erdoğan'a karşı bayrak açıyor. Siz de -laf aramızda- biraz öyle yapıyorsunuz. İyi şeyleri de yazsanız kimse size k"inin mi var?" diye sormaz İbrahim bey... Selam ve saygılarımla...

06 Nisan 2012 16:58
Kul hakkı ve iktidar

Devletin her vatandaşa iş bulması zorunluluğu ancak sosyalist ve komünist ülkelerde olur biliyorsunuz. Oralarda devlet vatandaşınınn karnınıı doyurmakla yükümlüdür. Ama oralarda özel teşebbüs olamadığı için insanların zengin olma ümitleri ve hayalleri de yoktur. Boğaz tokluğuna çalışır dururlar. Bizim işçi kahvelerinde parasını beğenmediği için işe gitmeyen çok insan vardır. İşsizlik bütün dünya ülkelerinin bir sorunudur. Bu arada işini iyi bilen, dürüst ve samimi çalışanlar da kolay kolay işsiz kalmazlar. Arada dediğniz gibi üçkağıtçılar çıkmaz mı? Çıkar elbette... Yüzde yüz adalet sağlamak öyle kolay değil. Lafa gelince tabi hepimiz ağzımıza geleni söylüyoruz ama, iş o kadar basit değil. Bunu siz de biliyorsunuz. Ülkenin dertleri on yılda birikmiş değil ki... Kuruluş tarihimiz 2002 de değil. Bütün yükü bu hükümete atmak belki kolay ama, doğru değil. Bunu yazsanız da çizseniz de siz de çok iyi biliyorsunuz. Şöyle bir etrafına bakınan herkes bu gerçeği görür. Selam ve saygılarımla...

13 Mart 2012 21:50
2012 not defteri-24

Ben grafik olarak çok yetersiz buldum. Çapa benzetmesi hayli zorlama. Ayrca paranın değeri önemlidir. Limana demirlemesi ikinci planda kalır. Grafikte ince ve kalın çizgiler var. Elle kalemle yazarken bunları yapmak mümkünn değil. Oysa en önemli özelliği hem el yazısı hem bilgisayar ortamında kolay ve rahat kullanılması ön plana alınmalıydı. T harfi için iki çizgi kullanmanın bi anlamı yoktur. Ayrıca bu çizgilere eğim verilse de "haç"ı hatırlatan bir imaj vardır. Simetri olarak da göze hoş gelen bir tasarım değildir. Her an bir tarafa doğru yuvarlanıverecekmiş intibaı vermektedir. Hayırlı olur inşallah... Selam ve saygılarımla...

01 Mart 2012 19:36
Mezhebimle tanıştım; ardından çok şaşırdım.

Konuyu nasıl farklı bir yöne doğru itelediğimi de anlayamadım. Hanefi mezhebi insanlar hayvanlara zulmetsin, eziyet etsin mi demiş? Ne dinde, ne herhangi bir mezhepte "hayvanlara tecavüz edin, sonra tecavüzcüleri alkışlayın, hayvanı öldürün" gibi bir anlayış olamaz. Akla mantığa sığmayan bu durumu dinle bağdaştırmak mümkün mü? Ama birileri yapmış, ya da böyle demiş... Niye doğrulara hemen inanmıyoruz da, böyle yanlışlara ve saçmalıklara hemen inanıveriyoruz ve buna dayanarak da hesap sorabiliyoruz? Ben sizi anladığımı sanıyorum. Sizin de beni anlayacağınızı umuyorum. Ben din bilgini değilim, medyadaki yanlışları düzeltmek de benim görevim değil. Sadece meraklı biri olarak genel kültürüm çerçevesinde, dini yanlış anlayanların fikirlerini serdettikleri gibi, ben de doğru bildiklerimi anlatmaya çalışıyorum. Kimseyi savunuyor da değilim, sadece kendi doğrularımı paylaşmak istiyorum. Hepimiz bildiklerimizi yazacağız ki birbirimizden bilmediklerimizi öğrenelim. Selam ve saygılarımla...

01 Mart 2012 18:39
Mezhebimle tanıştım; ardından çok şaşırdım.

Alev hanım, kimseye karşı "kırıcı yorum yazmak" gibi bir âdetim yok bilirsiniz. Hele size karşı böyle bir şeyi düşünmem mümkün değil. Çünkü yazılarınızda, düşüncelerinizde, bugüne kadar bunu yapmama sebep olabilecek en ufak bir şüpheye bile rastlamış değilim. Yazınız vesilesiyle bir genelleme yapmış olmama mı kızdınız bilemiyorum, tam tersine bu vesileyle bir konuyu elimden geldiğince aydınlatmaya çalışırım diye düşünmüştüm. Yazdığınız cevapları okuyunca doğrusu üzüldüm. Aslında din de mezhep de insana doğduğunda isim gibi verilmez, verilemez. Analar babalar, aileler, çevre, elbette o kültürü çocuğuna verir. Çocuk aklı erer yaşa gelince bunu kendi özgür iradesiyle kabul edere ve uygular. Bizde sistem şöyle çalışıyor. Müslüman mısın müslümanım. Yani adımız müslüman. Bir müslüman olarak ne yapmamız gerektiğini tam bilmiyoruz. Aynen dediğiniz gibi müslümanlığı bize ebeveynimiz verdi zannediyoruz. Mezhep konusu o kadar ikinci plandaki verdiğiniz örnekleri kimse duymamıştır bile... (devam)

01 Mart 2012 18:27
iPad'lı eğitim ve oy hesabı: 15 milyon öğrenci=25 milyon oy

Bravo... Çok güzel keşfetmişsiniz... Dediğiniz gibi 25 milyon oy cepte... Keşke bunu gerici, dinci Ak Parti değil de ilerici, çağdaş CHP düşünseydi, iktidarı garantilemişti... Ama ne yapsınlar, kurultay yapmaktan memlekete yarar bir iş yapmaya vakitleri kalmıyor ki... Nasıl yapacaklar, iktidarda değiller ki filan demeyin. Teklif de edemezler miydi? Siz hiç CHP'nin bugüne kadar ülkenin iyileştirmesiyle ilgili bir proje hazırlayıp meclise sunduğunu gördünüz mü? Tabi ona da Ak Parti'nin yaptıklarını Anayasa Mahkemesi'ne götürmekten vakitleri kalmıyor. Peki ya CHP'li belediyeler? Ne yapıyorlar, halkı memnun edebiliyorlar mı? Oralarda olsun bir şeyler yapmak akıllarına gelmiyor mu? Selam ve saygıyla...

01 Mart 2012 16:58
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 970
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster