Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Doğan Durgun

sevgili taylan, bir yazıya bıraktığım yorumun cevabını okuyunca, sorularınızla karşılaştım. nerden başlasam diye düşünüyorum. öncelikle türküm demek yada diyebilmek arasında bir fark yok. bir ulus devlet inşası sürecinde, açık olan bir şey var ki kürtler tasfiye edilmişlerdir. amasya da söylenenlere rağmen. birinci mecliste kürdistan mebusları diye anılan kürtler bir süre sonra bizzat atatürk'ün kurduğu türk tarih ve türk dil kurumu vasıtasıyla buhar edilmişlerdir. hani şu meşhur 'güneş dil teorisi'ni hatırlayın. yada bizzat m. kemal'in ortaya attığı garip ve komik 'kayıp kıta mu' efsanesini. m. kemal pragmatist bir liderdi, bunun tartışılacak başka hiç bir yönü bilimsel anlamda yok. pragmatistti çünkü hala bütün çevreler m. kemal'i kendisi gibi düşünüyor diyerek ortaya onun sözlerinden alıntılar yapabiliyorlar. bir başka nokta, mustafa suphi olayı. şimdi bir cinayetin yazılı emiri olmaz.

06 Kasım 2007 15:09
CEVAP

Farkındaysanız asla politik bir tartışmaya girmiyorum, ancak tarihi anlamda ikinci bir noktaya değinmek zorundayım: Atatürk Mussoliniye yaklaştı diyorsunuz; sorularım şunlar, Atatürk'ün ne yana yaklaştığı Mussolinin sözleri ile mi meşrulaştırılır? O halde Atatürk'ün Mussolini ile Antalya için savaşa tutuşmaya kalkışmasını, onu korkak olarak değerlendirmesini, Hitler için ise 'Bu dünyanın başına dert olacak ahmak adam' demesini neyle açıklayacağız? Bunlar ortada iken, sırf mussolinin anılarından Atatürk'ü değerlendirmek değil midir, asıl at gözlüğü bakış açısı?... Bunların dışında, Atatürk'ün güneş dil teorisine de, kayıp kıta mu konusuna da katılmadığımı belirtmekle birlikte, Ulus devlet konusunun bu paralelde tartışılamayacak kadar ciddi olduğunu da söylemek isterim. Örneğin Atatürk milliyetçiliği üzerinden tartışmak daha akılcı ve ciddi olur düşüncesindeyim. Bu davranış, tartışmayı zemininden kaydırmaktır bence... selam, sevgi ve dostlukla...

06 Kasım 2007 22:42
Yasin Ilgaz Irmak

Özür dilerim, mesajı yazarken belirtmem gerekirdi. Osmanlı İmparatorluğu ve dinsel gericilik isimli makalenize yazdım. Genel olarak o makalede değinilen konu laiklik ve din-toplum/din-devlet ilişkileri ile de bağlantılı. Benim de laiklik ile ilgili yazdığım 14 sayfalık bir makalem var. Aslında makalemdeki görüşlerimi özetlemek istedim fakat çok da insicamlı bir şekilde yazamadım. Daha insicamlı bir şekilde toparlayayım. Laiklik özü itibarıyla bu dünya ile barışmak demektir. Yani dünyevileşmek. Hristiyan teolojisine göre dünya bir sürgün yerinedir. Âdem, yasak elmayı(ilk günah) yemiş ve dünyaya sürülmüştür. Uhra bu anlamda dünyaya karşı hiyerarşik bir üstünlüğe sahiptir. Bu hiyerarşik ilişkiye paralel olarak ta, insanlar doğuştan günahkârdır. İsa Mesih, çarmıha gerilerek müminlerini “İlk Günah” denilen lekeden kurtaracak leke ilacını insanlığın üzerine serpmiştir. Fakat bu yeterli değildir. Her insan tek tek temizlenmelidir.

05 Kasım 2007 21:14
Yasin Ilgaz Irmak

devamı... Mesela Atatürk, yukarıda dediğim gibi, Kurtuluş Savaşında halkı bilinçlendirirken önemli ölçüde din adamlarından faydalanmıştır. Özetle, ayrıntılara bakmadan, dinin fonlarının toplumsal hayatta yer alması akıl ve bilime engeldir demek, muhafazakâr insanların sosyalleşmesinin engellediği için, korkuyla siyasal İslam’a yöneleceklerdir. O yüzden İslam’ın akıl ve bilim yönünü öne çıkarmalıyız. Comte’çu bir çerçeve içinde pozitivist bir toplum yaratmak bir ütopyadır. Bunu da hatırlatırım.

04 Kasım 2007 20:57
CEVAP

Bu mesajları ne sebeple ve hangi yazıma karşılık attığınızı açıklarsanız ben de cevap verebilirm...

05 Kasım 2007 00:01
Yasin Ilgaz Irmak

devamı... Eğer sen, dinin(Tabi ben burada İslamı kastediyor ve akıl ve bilime engel olmadığını iddia ediyorum.) sosyal hayatta var olması akıl bilime engeldir dersen ve dini fonları zorla ibadethaneler ve evlerin sınırlarını içine hapsetmeye çalışır, ikame olarak ta “akıl ve bilimin egemen olduğu yaşam tarzı” adı altında batı tipi yaşam tarzını dayatırsan, insanlarda tepki olarak dini istismar eden “Eşari” temelli siyasal İslamın kucağına düşer. Mesela 22 Temmuz seçimleri öncesi, Türkan Saylan isimli bayanın “Biz çocuklarımızın namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz.” sözü, dine rağmen dünyevileşme çerçevesinde, akıl ve bilime engel teşkil etmeyen İslamın yerine, akıl ve bilimin egemen olduğu yaşam tarzı adı altında Batı tipi yaşam tarzını dayatmanın somut bir örneğidir. Sonuç:%47 AKP.

04 Kasım 2007 20:56
Yasin Ilgaz Irmak

İslamiyet özü itibarıyla akıl ve bilime engel değildir.. Nitekim R.Garaudy: “İslamın kilit taşı(tevhit), ilim ile dini birbirinden ayırmayı reddeder. Tabiatta yer alan her şey Allah’ın varlığının bir işaretidir. Tabiatı tanıma, çalışma gibi bir ibadet şeklidir. Tanrıya yaklaşmanın bir yoludur." demektedir. Bu gerçeği baz alarak CHP'nin özellikle 1940'lı yıllarda uyguladığı dine rağmen dünyevileşme modeli yerine, dinle beraber dünyevileşmeyi savunmalıyız. Şunuda söyleyeyim Atatürk de halkı milli mücadeleye ikna ederken dini kullandı.Size tavsiyem "Milli Mücadelede Din Adamları (2 CİLT TAKIM) EMRE YAYINLARI Dr. Recep Çelik" adlı kitabı okuyun. Bugün AKP'nin Sait Molla'yı temsil ettiği doğrudur.Ancak AKP'nin oluşumunda CHP'nin dine rağmen dünyevileşme modeli etkili olmuştur.

04 Kasım 2007 20:56
Ahmet YILMAZ

Bayramlar, bizi birbirimize bağlayan, sevincimizi ortak kılan, en önemli geleneksel değerlerimizdendir. Açıkça milletimizin varlığına yönelik saldırılarla, bu özel günü bize ağız tadıyla kutlama fırsatı vermek istemeyenlere inat, daha içten duygularla kenetlenmemize vesile olması dileğiyle bayramınızı kutluyor, sağlıkla kedersiz, tasasız, nice bayramlara erişmemiz temennisiyle, sevgi, saygı ve selamlarımı sunuyorum. Ahmet Yılmaz

11 Ekim 2007 15:14
CEVAP

güzel ve umutlu dileğinizin asla değişmez bir gerçeklik olmasını dilerim ben de... Bayramınızı kutlar, saygılarımı sunarım...

11 Ekim 2007 20:14
41 quapot 41 milliyet blogun anarşisti!

ingilizceniz varsa okuyunuz ve de influenced(etkiledikleri) bölümündeki adamları ve devlet adamlarının bölüme bakınız. iyi günler hepimizin olsun.

05 Ekim 2007 20:52
CEVAP

arkadaşım sen hep böle manasız işler mi yaparsın, bir oldu iki oldu tamam sabır... etkilemek ya da etkilenmek marifet değildir sen daha onu öğrenememişsin. kendi fikrin varsa onu konuş, fikir babalarının borazanlığını yapacaksan, ki öyle yapıyorsun, tıpkı benim kimse seni ciddiye almaz, cehaletinle dalga geçer... benden sana ağabey tavsiyesi...

06 Ekim 2007 13:37
Tülay TERZİOĞLU

Senin ve tüm İslam aleminin Hayırlı bir Ramazan ayı geçirmesini dilerim, Sevgiyle...

14 Eylül 2007 08:38
CEVAP

ben de aynı dileklerimi sunarım... hoşçakalın...

15 Eylül 2007 16:59
R Bülend Kırmacı

Taylan Bey, Lütfen benimle r.b.kirmaci@gmail.com üzerinden temasa geçebilir misiniz? saygılarımla bk

28 Haziran 2007 15:17
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 1780
Kayıt tarihi
: 06.05.07
 
 

Zonguldak’ta doğdu. On altı yaşından beri çeşitli yerel, bölgesel ve ulusal gazete-dergilerde, ay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster