Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1251
 

Kasap Melahat'i kaybettik

Kasap Melahat'i kaybettik
 

O şehrimizin eski sıcak günlerini yansıtan, samimi mahalle kültürünü hatırlatan biriydi. İnsanı ürküten kasap tezgâhının ardında tatlı sert görüntüsü ile gülümseyen yüzdü. Televizyonda ikinci bahar dizisinden çıkıp hayal dünyasından gerçeğe dönüşen bir karakterdi. O adeta uzun yıllardır tanıdığımız biriydi.

Biz onu zaten yaşadığımız apartmanda, yürüdüğümüz sokakta, alışveriş yaptığımız pazarda görürdük. O karakteri hiç mi hiç yabancılamadık. Hemen kabul ettik, hatta akşam ekranlardan evimize davet ettik. Çünkü o her zaman alışveriş yaptığımız sokağımızdaki bir tanıdık kişilikti. Adı kasap Melahat idi. Bir yakınımız gibi onun varlığı ile sevindik, üzüntüsüne hüzünlendik.

O sanat eserinden canlanan bir tip idi. İkinci bahar ekranlarda yer aldığı her gün bizleri evimize kitledi. Haydar Ağa ile Vakkas’ın kavgasında bile gözler onun doğal halini sevdi. Her fani gibi senaryosu ile ikinci bahara ve oyunculuğu ile kasap Melahat’a can veren insanda aramızdan sessizce, erkenden ayrıldı gitti.

O çoğumuzun ikinci bahar ile farkına vardığımız. El attığı her dalda izleyerek ve dinleyerek sevdiğimiz, eserleri ile gözümüze ve ruhumuza hitap eden, kısa ömrüne büyük işler sığdıran, sanat dünyasının Meral Okay’ı idi.  Bir Ankaralı ve bir 78 kuşağı olarak ülkenin zor yıllarından geldi. Giderken de ülkenin en zor günlerinde gitti.

Ömrünün neredeyse her anına anlam kazandıran senaryolar üreten, oynayan, şarkıları sözleri ile notaları zenginleştiren, toplumsal duruşu ile de ders veren bir sanat insanıydı ve gerçek bir aydındı.

78 ve 80’li yılların acı ızdırap kokan günlerini gördü. Ankara’nın soğuk kış gecelerinde üşüdü. Güneşinde alev alev yandı. TMO’nun koridorlarında üreticilere hizmet için çabaladı.  Ankara’da her yerin parsel parsel olduğu yılları yaşadı. Belki dostları vuruldu bilinmeyen kurşunlar ile,  gözyaşlarını gördü annelerin güven parkta.

Belki isyan etti haksızlıklara Kızılay sokaklarında.1980 darbesine alkış tutan fakat bugün yerden yere vuranlara. Amatör sanat ruhunu besledi o yıllarda her anı ile.  Ayni şehirde yaşamış olsak da ayni sokaklarda adımlasak da çoğumuz onu ne gördü, ne de tanışıp bir çift sohbet etti.

Onu bize yüzyılımızın yeni yüzü TV Ekranı tanıttı. Sonrasında onu sevdik ve izledik, O bizler için hem yazdı, hem oynadı. Son olarak Muhteşem yüzyılı taşıdı bizlere sevabıyla günahıyla. Hani o muhteşem Kanuni Sultan Süleyman’ı ve Hürrem Sultanı. Kimimiz sevdi kimimiz tepki duydu Osmanlının gerçeklerine. Son yıllarda kararan tarihimizin içine bir ışık tuttu. Bize cumhuriyet değerlerinin ve kazanımlarının ne denli önemli olduğunu bir kez daha fark ettirdi.

Bu da yetmedi coşkulu yüreğinden dökülen hüzünlü aşk şarkılarının sözleri ve Sezen Aksunun sesiyle ile titredi gönül tellerimiz. Saklamadı bizden yüreğindeki aşkı, sevdayı ve kaybettiklerini. Amansız hastalık bile duramadı ondaki üretim azmini, kim bilir daha üretecek ne kadar projesi vardı.

Onu bir nisan günü baharın rengârenk çiçekleri açarken kaybettik, yeniden canlanmaya başlayan doğanın kollarında toprağa verdik, o unutamadığı ve sevgisini yüreğinde sakladığı eşine doğru sonsuz yolculuğa gönderdik. Bir yıldız daha kaydı sanat dünyasından. Bir can daha kaybettik. Ülke bir değerini kaybetti. Onu sözleri, siyasi duruşu ve eserlerinde verdiği mesaj ile acımazsızca eleştirenler de olabilir.  Ama kimin bu ülke için bu toplum için neler yaptığı ortadadır.  

Hiç değilse o tarih sahnesinde toplumun sevdiği bir birey, bir aydın, bir sanatçı olarak rolünü oynadı. Kalıcı eserleri ile kendini anlattı ve tarihe kendince bir not düştü. Onu eleştirenlerde bu süreçte neler yaptıklarına, nerde durduklarına ve gelecekte nasıl anılacaklarına bakmalıdırlar. İnsanın en büyük mahkemesinin vicdanı olduğu gerçeği ile insanı değerlendirmelidirler.

Belki biz bugün haklı ya da haksız olarak işimize geldiği gibi düşünüp konuşabiliriz. Ama toplumun değer verdiği ve kaybedilen bir insan için arkasından konuşmak yerine toplum için ülke için neler yaptığımıza bakmalı, daha iyilerini yapma yolunu denemeliyiz. Tarihin bizden hesap soracağını da bilmeliyiz.  

Unutmamalıyız ki; Sanatçı toplumun çeşmesidir. İsteyen içer isteyen içmez bu çeşmeden. Sanatçı toplumun aynasıdır. İsteyen bakar isten bakmaz aynadaki gerçeklere. Sanatçı toplumun alarm saatidir. İsteyen duyar isteyen duymaz uyarılarını. Sanatcı karşı çıkar yanlışlara. Bedeli ağırda olsa doğruları göstermenin. Sanatçı toplumu geleceğe taşıyan bir köprüdür. İstense de, istenmese de herkesi taşır ibret için tarihe. Ne paradır, ne puldur ne de makam mevkidir beklediği.Koşar adımlarla tüketir bir ömrü. Acelesi vardır adeta eceli bile görmez gözü. Beklediği hoş bir seda ile anılmaktır sözün özü.

Güle güle Kasap Melahat. Güle güle Meral Okay. Mekanın cennet olsun 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzeldi yazınız tebrikler .Kasap Melahat karakterinde gerçektem samimi ,uzlaştırıcı ,içimizden biri gibiydi.Oncan önce Zuhal Olcay 'ın da oynadığı İstanbul Yeditepe dizisinde de yine halktan bir karakteri canlandırmıştı .Dediğiniz gibi çok değerli bir sanatçıyı kaybettik

Naz 
 11.04.2012 17:53
 

çok güzel bir yazı, sizi tebrik ederim, meral hanım gerçekten çok sevilen bir insandı, mekanı cennet olsun...

emine rana küpeli 
 11.04.2012 9:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 775
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster