Hepimiz ne kadar seviyoruz özgürlükten kaçmayı, hep bir yerlere birilerine dahil olmak istiyoruz, başkalarının düşüncelerini bağırarak söylemek bizim için yeterli bir özgürlük tanımı. Bir devrim..
21. yüzyılın en büyük hastalığıdır kayıp insanlar, kendinin dışına çıkıp kendini bulamayan insanlar. Manik depresif, obsesif kompulsif, panik atak, şizofreni ve daha Latinceden telaffuzu yapılamay..
Ölüm ayrık otudur yaşamın. Arsızdır hiç beklemediğimiz bir anda bitiverir hayat bahçemizde. Bittiği yerde kalır ayrık otu hüzünlü ölüm. Mutluluk mutsuzlukla, kavuşmalar ayrılıkla, yaşamak ölümle..
Adımlarımı çekiyorum bu sokaklardan, buluta asıyorum suretimi, tenimi soyunuyorum ruhumdan çırılçıplak kalıyorum bilincimin ortasında. Düşmemek için anamın kordonuna daha bir sıkı sarılıyorum, ..
Vücudumun coğrafyasında dolaşan ağrım, vücudumun haritası, sonu olmayan yolculuklar gibi, batmayan bir güneş ya da bitmeyen bir dua.Doğmayan bir çocuk gibi dövüyor şakaklarımı, bir bıraksa sey..
Eylüldü, zaman rengi atmış eski bir pazen gibi solup suya karışıyordu ve su artık hiçbir şeyi temizlemek için kullanılmıyordu. Eylüldü ve tüm ayların hüznü kırılıverdi eylülün ortasında.Kabur..
Akvaryumunu okyanus sanan küçük bir balığım. Sokaklarım yok, mahallelerim, meydanlarım, hepsi hepsi sudan bir gökyüzü. Siyah bir Japon balığıyım hepsi hepsi h2o. Sudan nedenlerle buradayım, deniz..
İki gündür bir haber hayatımıza yine bir yanlışın doğrulanmasını dayatırcasına sokuluyor ve insanlardaki algı şeklini yine erkek egemen bir ahlak anlayışı ile biçimlendiriyor. Haberde, Samsun’da ..
Yüzde yüz hasarlı bir binadan kurtulmaya çalışıyorum, yüzde yüz, yüzde bin,yüzde binbeşyüz hasarlı bir yapıdan. Ellerim, bacaklarım, solungaçlarım,antenim takılıyor bir yerlere. Kımıldadıkça bir tuğla..
Yüzümde acıklı bir gramofon çalıyor. Zaman ömrümden bir yıl çalıyor. Gözlerim yağmurdan damla, yüreğim gölden durgunluk, ellerim çocuktan çaresizlik çalıyor. Bir yaprak ölmek üzere olan bir kuş gibi..