Bu çok tuhaf... İnsan bazen içinde bulunduğu hali bir türlü tanımlıyamıyor. Biraz keder, biraz gülümseme, biraz kabullenmişlik, biraz isyan, biraz korku, biraz cesaret, biraz karmaşa, biraz meydan oku..
Ve dedi ki onlara;"Kafanızdaki şekillendirdiğinizle, ben aynı değilim. Sırtıma yeni roller yüklemeyin. Ben kendim olmak için çok çalıştım. Bilir misiniz kendinden, sana verilen ham malzemeden,..
Sabahları bu duyguyla uyanmaktan hiç hoşlanmıyorum. Yataktan kalkmak istemiyorum işin tuhafı daha fazla uyumak da istemiyorum. Yarı uykulu yarı uyanık, dün ne düşündüysem ne yaşadıysam kime kızdıysam,..
İş çıkışı, tüm bezginliklerimizi yüklenmiş ağır adımlarla ilerliyoruz şehrin sıcaktan kavrulan sokaklarında. Yanımda Seda var. Onun da benden pek bir farkı yok. Tüm bezmişliğini sırtına yüklemiş, duda..
Odam gitmiş. Tek bir eşya yok içinde. Duvar, kapı ve pencereler. Hepsi bundan ibaret... Bana ait tek birşey yok. Duvardaki tüm fotoğraflar, şiirler gitmiş. Eşyalarım salonun ortasında duruyor. Çok tuh..
Gidişlerin en zor yanı dönüşler galiba. Giderken duyduğun heyecan yerini dönerken hüzne bırakıveriyor. Aklında bin fotoğrafla otobüsün camından izliyorsun hayatı ve o hayat öyle dışında gibi geliyor k..
Bazen, geçmişteki olayları düşünmek, yanıp kül olmuş bir evin yağmur altında ıslanışına bakmak gibidir. Şöyle geçer aklından: "Bu yağmur, ev yanarken yağsaydı." Geçmiş hep "geç kalınmışlıklar" ya da "..
"Ancak, uzun bir zaman sonra, alayın zayıf insanlara özgü bir protesto olduğunu anladım." * Yaptığımız işlerle burun kıvırıyor. Bizi eleştirip, kendince doğru olanı söylemek yerine alay etmeyi..
Bir filmde porno yayınlar satan bir dükkandaki kasiyer çocuk yüzüne çok yakın tuttuğu bir kitabı okuyordu. Kitap o dükkandaki ucuz yayınlardan biriydi. Bir müşterisi geldi ve kitabın kapağını tek bir ..
Caminin avlusunda oturan koltuk değnekli yaşlı adam. O beni anladı. Yüzünün aynasında kendi yüzümün acısı... Bana baktı sonra da kırmızı ayakkabılarıma. Yüzümdeki kederin tezatı. Gülümsemiş olmalı ard..