Anlamadığım bir şey var. Ben Milliyet Blog'u yazdıkça; benim adıma başkaları yoruluyor! Bu sizce de tuhaf değil mi? Blog arkadaşlarım; blogta, telefonda, yüz yüze, e - mail atarak, facebook..
En büyük marifet, kişinin kendini bilmesi değil mi? Madem öyle... İşte size kendimi anlatıyorum. Hadi hayırlısı! 8 Şubat 2011'de, burada ilk yazım " Kayseri'de bir kadın öldü..." yayınlandı..
10 Aralık 2013 tarihli “ Benden nasıl bir profesyonel yazar olur? “ başlıklı yazıma, sevgili Mustafa Atilla, şöyle bir yorum gönderdi: “Zaman zaman yazılarınızı okuyorum ve sizin iyi, dürüs..
Amerika'nın ardından sosyal medyayı dünyada en iyi kullanan ikinci ülke olan Türkiye; eminim ki, blog yazarlığına da, yazarlarına da hızla sahip çıkacaktır. Nereden mi biliyorum? Şuradan ef..
Her yazarın en çok sorduğu sorudur bu: Ne yazarsan çok okunursun? Yazmak derdini anlatmaktır. Tamam da... Derdini anlatmak kadar, okunmakta ister insan... Ne derdin olduğunu bilemem..
Milliyet Blog'un çok okunanları, herkesin malumu... Neden çok okundukları da... O yüzden, onlar neden çok okunuyor da, ben ne sebepten istediğim kadar okunmuyorum; diye bir çiğlik yapacak değilim. ..
Bugün, Milliyet Blog'ta geçirdiğim 3.yılın son günü... Yani burada 3 yıldır yazıyorum. Şimdiye kadar yazdığım blog sayısı 903... Bu, yılda ortalama 301; haftada yaklaşık 6 blog eder. Yazını..
Kısa yazmak gerçekten zor. Öyle yazmak için, küçük cümleler kullanmalı ya da önce dilediğince yazıp sonra sağını solunu budamalı yazılanların... Bunu öğreneyim diye, özlü konuşanları dinliy..
Her ne hal olursa olsun, piyasa yazıları yazmayacağım. Hani şu, " Kızları tavlama sanatı, dost edinme yolları, aşkın 17 altın kuralı " türünden tekdüze, basmakalıp, sıradan yazılarI yazmak, bana gö..
Onsekiz yıllık meslek hayatımın, ilk 8 yılı, Türkiye'nin en büyük gazetelerinde geçti. O sekiz yıllık deneyim, bana şunu öğretti: Bir kurumda fısıltı gazetesi konuşmaya başladığında, susturamazsın!..