Hüzün gözlerinden öpüyorum bu gece. Kirpiklerinde kırgın inci taneleri… Nefesin nefesime karışıyor. Yağmur ormanlarında geziniyorum. Yalancı bir tınısı var sesinin bu gece, beni sevdiğini s..
Kalbimi yokluyor bildik bir acı. Ellerim acıya dokunuyor, tedirgin. Dışarıda ağlayan birileri var. Bedensiz gölgeler gibiler. Ben acımı dinliyorum, gölgeler kayboluyor. Sorgulamak için geç; düşünme..
Anne olmak… Anne olabilmek… Mucizevi… Biyolojik sürecin en başında anlıyorsunuz, hiçbir şey tesadüf değildiri… Hayat anlam katarken hikayenize, siz değer kazanıyorsunuz. Artık sizde can bul..
Hani vardır ya hepimizde. Gitmek isteriz bazen. Kalabalıklardan, şehrin hızında kaybolmaktan kurtulmak isteriz. Sabahın kör karanlığında yollara düşmek, trafikte boğuşmak, insanlara çarpa çarpa yür..
Ekim’in en sarı hali ve iyiden iyiye soğumaya başladı hava… Yan yana yürüyoruz. Ben üşüyorum. Uzansam eline, tutsam… Isınacağım, biliyorum. Ama umursamaz, anlamaz hali öyle bariz ki… Küçük düşerim...
İçinden geçtiğim dünyaya bak! Nasıl da umursamaz ve kibirli… Benim için üzülmesini beklemiyorum elbette. Yas tutacak bir avuç sevenim vardır kanımca. Hem, maviden kızıla döneli çok ..
Düşüme düştü aylak bir umut. Nerden baksam güvenilmez. Kelimeleri yaya yaya konuşan yalancı bir satıcı gibi. Ne çok isterdim aldanmayı oysa. Ne de olsa umut işte… ‘’Bazen şu bilincimi taşla..
Kadın dedi ki :’’ Benim rengim mavi. Mavide saklıyım, bulana aşk olsun.’’ Adam sustu. Gözlerinin rengi maviydi. Küçük, istikrarlı dokunuşlarla yonttu kendini adam, suretinden. Aşkta..
Canını yakabilirim fırsatçı bir kelimenin, susarak. Haşin bir cümleyi hapsetmek için dudaklarımı kilitleyebilirim. Ya da saklayabilirim, avuçlarımı kanatan özlemi. Toprak kokusuna doyurab..
Salıncakta bir kadın… Zamanın içinde, zamanın dışında… Tik tak, tik tak… Boyutsuz bazen… Varla yok arasında… Kadının içinde bir yol… Yolda bir ağaç… Ağaçta bir salıncak… Tik tak, tik tak…