Oradan bu düşüncelerle geçti. Her gün geçerken etrafında gördüğü şeyler bu gün gözüne bir başka güzel gözüküyordu. Çok mutluydu. İşi de vardı. Yatacak yeri de vardı. Hafta bittiği halde cebinde yed..
Halim “savcı beyim ben size temsil dedim. Öncüden mapuslum falan yok” dedi. Savcı “peki o zaman senin hapishane arkadaşı nereden oluyor?” diye sordu. Halim “ha o mu? Savcı beyim ben buruya gelmiden..
Bin dokuz yüz doksan iki yılı Ramazan ayıydı. İlçemde kahve işletiyordum. Kış günüydü ve hava çok soğuktu. Kahvenin önünden geçen biriyle konuşmak için, kapının önüne çıkmıştım. Sonradan ad..
O sırada çığlığa koşup gelen refakatçi kadınlar birinin öldüğünü duyup orada da ağlayan Temur Efendinin kızını görünce hemen etrafında toplandılar. Cağıl cuğul her kafadan bir ses çıkıyor; bu sırad..
Adı Hatice idi. Köylüler ona ”Haçca veya Haçcanım” derlerdi. Biz “Haçcanım” diyeceğiz. Haçcanım köyden biriyle evlenmişti. Kocası şöfördü. Bir kamyonu vardı. İlk yıllar, evlilikleri iyi geç..
Kimse onu tanımıyordu. Oraya yeni gelmişti. Her yeni gelen kişiye dendiği gibi “hoş geldin” dediler. Kim olduğu bilinmeyen kişilere dendiği gibi “hayırdır, seni tanıyamadık, kimlerdensin?” ..
Emekliliği gelince 'oh ne ala. Artık sabahın köründe kalkıp yollara düşmek yok. Otobüs, dolmuş kuyruklarında itiş kakış yok. Amirin afrası tafrası. Akşama kadar gelene gidene kafa patlatmak yok. Vu..
Zaman, zaman yaşadıklarım aklıma gelir. Bin dokuz yüz altmış dokuzda büyük bir hevesle kabul ettiğim Muş'ta köy içme suyu etütleri çalışmalarında, gittiğim o köy ve köylüler hiç hatırımdan çıkmadı...
Büfe sakinleri fısır fısır büfeye yeni konan porselen kül tablası ile cam kül tablalarını merak ediyordu. Herkes büfenin en eskilerinden gümüş şamdanla, çeşmibülbüle kaş ve göz işaretiyle “..
Sabahtan beri depoda bir hareket vardı. Fabrikalardan gelen şeker kolilerini işçiler birer birer içeri taşıyordu. İçerde iki görevli gelen kolileri cinsine göre istif edilmesi için işçileri yönlend..