Tren çıplağı geçip şehrin içinden bir tabuta sığdı hayat şarkısı… Tecrit edilmiş çocuk düşlerinin ya da iflas eden yaşlı bedenlerin arasında göründü.....
Elektrik süpürgesi içinde dönen sonbaharın yol kenarına uzayan tellerine asıyorlar ölüm ilanlarını. Yeşil maskeyle yüzüme yaklaşan diş hekimi ayrılık..
2004 yılı yağmurlu bir cumartesi sabahı uyandığımda Eskişehir’deydim. Yataktan çıkmış sessiz giyinirken siyah çarşaf üzerinde uyuyan kadına baktım cesetten farkı yok..
Hemen şimdi ne yapıyorsan bırak sıkıca sarıl yanındaki kadına öp onu seviş onunla sonra lezzetli olmasa bile lezzetle ye yemeğini su iç ..
Biraz sonra pasta kesecekler gibi çatal bıçak gürültüsü vardı akşam saatinde altıncı biramı yudumladığım Eskişehir’in teras katında… Tek isteğim biraz manevi huzurdu..
Yoksunum gözlerinden Anadolu’nun göbek çukurunda düş kurup oturduğum yerden tozlu asfalta bakıyorum Eskişehir'de bir barda asfalt üzerinde bir kadın ..
Güçlü satırlar taşır çağları çelik sözcükler okutur insanı ve ateş üzeri buğu misali yalnızın belirsiz şeklini görürsün aynada. Kuduz diş sivrilir birileri tarafınd..
Neredeydi tam hatırlamıyorum ama iş görüşmesi için bekliyordum karşımda dergi okuyan sekreter kıza gözüm kaydığında. Öylece vakit öldürüyordu. Güzel de sayılmazdı.
her sabah yüksek topuklar üzerinde vapur, otobüs, dolmuş genellikle şirket arabasında beyni tüm gün tok tutan parfümleri koltuklara sinmiş şirket çalışanı k..
Şiiri halka küstüren şairler değil çoğu tiyatro kökenli şiir okuyucuları oldu. Tavuğu kemikten sıyırır gibi dişlerini gösterip okudular şiiri ..