Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
535
 

Ben yolsuz/Arabam yolsuz

Ben yolsuz/Arabam yolsuz
 

Foto:Ş.ODABAŞI Yola bak, hizaya gel.


1985 yılından bu yana, elimden birkaç otomobil geldi geçti.

Otomobile verdiğim paraları arsaya yatırsaydım, şimdi zengindim.

Hala da otomobile, para harcamaya devam ediyorum.

Yıllarca, Batman’a gelip gittim.

Bir 131 şahin otomobilim vardı. Mersedesti mübarek.

Üç senede demode oldu. Yeni modellere yenik düştü, benim otomobil.

İki yaşında bir kartal 131 aldım. Yayla.

Baktım, üç yıl sonra yollarda benim arabadan başka kartal yok.

Penceresi otomatik.

Kapı kumandalı.

Koltuklar şöyle böyle, şahane.

Camlar siyah. Çelik jant, falan filan.

Aynalar oynar, moynar.

Otomobil teknolojisi ışık hızı ile ilerliyor.

Ancak, yolların aynı hızla geliştiğini söylemek mümkün değil.

Para yetişmez valla.

İnsanlar model yarışında.

Tüketim toplumu olduk ya.

Bu gün bile farkında değiliz.

Aynı hızla devam ediyoruz. Kredi çekip otomobil alıyoruz.

*

90’li yıllardan bir anı.

Urfa’dan Birecik’e doğru geliyorum. Altımda kartal. Hava güzel. Yol harika. “Özal Hükümeti” yapmış. Yolda çukur nukur yok. Bir tepe üstünü aştım. Aha! çukur demeye kalmadı. Girdim bir kuyunun içine. Bir tangırtı şangırtı koptu. Çıktım çukurdan. Çektim kenara. Öndeki kül tablası arka tarafa geçmiş. Millet şaşkın.

Ön sağ jantın, ağzı burnu yamuk. Rot balans gitmiş.

Direksiyon haldır huldur.

Gece Siverek’ten çıktım. Yine bir tepe üstünü aştım. Yolun üstünde kocaman kocaman taşlar. Kurtaramazsan, merak etme. Taşların sahibi bir km. ötede, kollarını açmış bekliyor. “Ham” yapmak için.

Gâvur Dağı’nı aşınca Antep’e doğru, “Kömürler” denilen yere niye tamir dükkânları açılmış?

Yollarda bir sürü kapan, bubi tuzağı. Aç gözlü tamirciler…

Oldum olası, “tepe üstlerinden” korkar oldum. Birde pazarlık yapmadığım tamircilerden.

*

Bildim bileli elimdeki araçlar için “Motorlu Taşıtlar Vergisi” ödüyorum. Helal olsun. Vergidir öderim, öderimde…

Devlet vergi ile ayakta durur. İnanırım.

Urfa’da düştüğüm çukur ne olacak?

Şimdiki aracıma yıllık 660.00 TL vergi ödeyeceğim. İki taksitle.

Neden?

Devletin yolunu kullanıyorum. Yol kirası.

Tamam öderim.

Benim araba çukurdan çıkmıyor ki.

Zoruma gidiyor.

Daha bir gün çukuru olmayan yolda gidemedim.

Nereye gidiyor benim vergim?

Birde depoya giren yakıt için vergi var. Litre başına %80 vergi ödüyormuşuz.100 liralık yakıtın 80 lirası vergi.

Tamam verelim.

Ekonomide düzelme var mı?

Arabanın yakıtına vergi, arkasından çıkana dumana da vergi.

Birde, “Egzoz Emisyon ölçümü” var.

Arkadan çıkan gazlar havayı kirletiyor.

Çevre vergisi vereceksin.

Hay hay.

Bu para çevreye geri dönüyor mu?

Dönüp dönmediği, çevrenin halinden belli.

*

Yolumda gidiyorsun vergi.

Yakıt kullanıyorsun vergi.

Aracın arkadan çevreyi kirletiyor vergi.

Bir de yıllık ya da iki yıllık fenni muayene ücreti.

Yetmez.

Renk vergisi.

Korna vergisi.

Gölge vergisi.

Park vergisi.

Gibi vergilerde olmalı. Az bunlar az.

*

“Ne serden geçerim, ne yardan.”

Biz bu otomobil sevdasından geçmeyiz/geçemeyiz kardeşim.

Alıştık biz böyle yaşamaya. Alıştırdılar bizi, bireyselliğe ve bencilliğe.

Vergileri öderiz.

Yeni vergiler çıksın, onları da öderiz.

Gıkımız çıkmaz.

Helal olsun!

Benden vergi alıp ta beni “çukur ve bozuk yollarda” gitmeye mecbur eden yetkililere helal olsun.

“Zehir zıkkımı” hak ediyorum/ediyoruz ben/biz.

*

Suçlu kim?

Ne bu hükümet.

Nede geçmişteki hükümetler.

Suçlu biziz biz.

“Aynı zihniyetteki insanları” sırayla iktidara getiren bizler suçluyuz.

Ben suçluyum.

Çukur yollar, bana çok bile.

Neyine yetmez, dedenin eşeği?

Neyine senin otomobil?

Taksi maksi… Neyine be adam!

Şimdiki halimize ağlıyoruz.

Bir gün gülmeye başlarsak, herkes bizden korksun.

Gülecek yüzde yok bizde.

*

Elimden bir şey gelmiyor. Oynayayım bari.

“Amanın yandım taksi.

Şu bayanlar ne aksi.

Tıkıyola yollar

Geçemiyo bu taksi.”

Asık suratla da oynanmıyor.

*

Şaka bir yana.

Çukur yollarda araç kullanmak…

Yollardan kaynaklanan kusurlar nedeniyle, insanların ölmesi zoruma gidiyor.

Vergisini verdiğim yolda, “yolsuz kalmak” zoruma gidiyor.

Yol istiyorum yol!

Yolsuz kaldım!

Yolsuzum!

Hadi neyse…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok güzel taşlamalarla dolu yazınız:) araba kullanmayı inatla öğrenmesem de ben bile anladım..ben arabayı sürenin yanında oturmayı tercih edenlerdenim..bu görev de anneme düşüyor:) ki nedir bu erkeklerin araba sevdası hiç anlayamadığım bir şey..teşekkürler paylaşımınıza..

mis-tress 
 09.02.2010 23:49
Cevap :
Sağolun.Kazasız, belasız ve çıkursuz yolculuklar dilerim. Selamlar  10.02.2010 8:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 420
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1626
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster