Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bozuk para, deliler ve bir yol hikayesi...

Bozuk para, deliler ve bir yol hikayesi...
 

"Bozuk paraları atalım mı biz de buraya?" diyor. Arabanın arkasında oturuyorum. O ikisi ön tarafta konuşuyorlar. "At tabi" diyor direksiyondaki "Bizim deliler bayram etsin." Gülüyorlar. Merakla soruyorum. "Nedir bu bozuk para hikayesi?" Ön koltuktaki bana dönüp anlatmaya başlıyor: "Bizim Barış bu paraları arabasının bu küçük bölümünde biriktirir. Ne kadar biriktiğini bilmez. Eline geçen tüm bozuk paraları koyar.Daha sonra da ihtiyacı olanlara verir." Barış hemen atılıp düzeltiyor "İhtiyacı olan delilere" Basıyor kahkahayı sonra devam ediyor. "Deliler" diyor "Hep bulurlar beni. Eh ben de biraz deli olduğumdan herhalde." Gülüyoruz. "Anlatsana Barış" diyorum. "Sen de seviyorsun onları biliyorum" diyor ve başlıyor anlatmaya.

"Öyle çoklar ki hangisinden başlasam bilemedim." Biraz düşünüyor. "Hah" diyor "Remzi abiden başlayayım. Bu Remzi Abi aslında çok zeki bir adammış. Liseyi bitirdiği yıl üniversiteyi kazanıp İzmir'e gitmiş. 9 yılda güç bela bitirmiş okulu. Ama tembellikten değil. Dedim ya çok zekidir. Sonra dönüp gelmiş buraya. Artık ne olmuş bilinmez normal bir hayat sürdüremez olmuş. Her gün belli saatte kahveye gider. Bütün gazeteleri okur. Kimseyle konuşmaz. Bir bardak çay içer. Konuştuğu belli insanlar vardır. Onlara herşeyini anlatır. Benim büroya da gelir arada bir. Onunla herşeyden konuşabilirsin.Çünkü her konuda birşeyler bilir." Merakla"Bu paraları ona mı veriyorsun peki?" diyorum. "Oooo" diyor Barış "O çok gururludur. Parayı alır ama üzerine basa basa "borç olarak alıyorum" der." Remzi'yi çok merak ediyorum. Görüntüsünü, halini, tavrını... "Peki başka var mı?" diyorum. Barış "Olmaz mı?" diyor. "İstemediğin kadar hem de."

Başka bir tanesini anlatmaya başlıyor. Serhat. Serhat 16-17 yaşlarında tam bir çılgın. Müthiş bir çocuk. İstediğini almasını bilen ve kimsenin hayır diyemediği biri. Barış'ın onunla çok hoş bir hikayesi var. Barış yanında iş yaptığı insanlarla bürosundan çıkarken Serhat'a yakalanmış. Serhat her zaman olduğu gibi Barış'ın boynuna sarılmış. "Çiçeğim çiçeğim" diye diye. Barış ne yapacağını nasıl açıklayacağını şaşırmışken bir yandan da Serhat'ı uzaklaştırmaya çalışmış. Ama Serhat "Çiçeğim çiçeğim sen benim en sevdiğim çiçeğimsin" diye koluna yapışmaya devam etmiş. Sahneyi düşündükçe gülmekten alamıyorum kendimi. Barış akla karayı seçmiş Serhat'tan kurtuluncaya dek.

Barış'ın sevgili delileri anlatmakla bitmiyor. Hepsini büyük keyifle dinliyorum. O kadar büyük bir sevgiyle söz ediyor ki onlardan bu beni gülümsetiyor. "Demek" diyorum "O bozuk paraları onlar için saklıyorsun orada." Gülüyor. Diyor ki; "Onlar gerçek anlamda insanlar aslında. Çünkü en büyük özellikleri bütün davranışlarının içlerini olduğu gibi yansıtması. Seni seviyor görünüyorlarsa bundan kesinlikle emin ol seviyorlardır. Ama sevmiyorlarsa gerçekten yüzüne bile bakmazlar. Ben belki de bu yüzünden onları bu kadar seviyorumdur."

Hep birlikte susuyoruz. Ağustos ayının sıcağı arabanın içinde üçümüzü de mahmurlaştırıyor. Sararmış tarlalar, tarlaların ortasında tek başına duran ağaçlar, tarlalarda çalışanlar geçip gidiyor göz hizamdan. "Gerçekten içinde olanı yansıtmak, olduğun gibi olmak için deli yaftasını boynuna takmayı göze almak gerek demek ki" diyorum. Aklımda Barış'ın Delileri...

RESİM: Josef Palecek
 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..