- Kategori
- Öykü
Buyrun şefim

Sessizlik bir anda koca iş sahasına hakim oldu. Bütün çekiçler, keserler, testereler sustu. Birkaç saniye olsun onlarca kişi sanki anlaşmış gibi inşaatı sessizliğe boğdular. Bu sessizliğin arasından Nizamettin Usta’nın sesi yankılandı.
-Ulan bu kadar dar alana bu merdiveni çizen mimarın ben var ya? Dedi. Elindeki Keseri hızla bir kenara fırlattı. Diğer tarafta çalışanlar ustalarını iyi tanıyordu. O yüzden hiçbiri ses vermedi. Hatta kafalarını bile çevirmediler.
Bu esnada bir alt katın merdivenlerinden elleri arkada yirmili yaşlarda bir genç çıkageldi. Nizamettin Usta ya doğru yöneldi.
-Usta hayırdır kime saydırıyorsun söyle bakalım. Dedi.
Nizamettin Usta doğruldu. Eline aldığı keserle tekrar merdivene doğru çıktı. Sanki yanında biri yoktu, kimse ona bir soru sormamıştı.
Genç hafiften sinirlenmişti. Bu defa bağırarak.
-Alo. Usta sağar mısın? Sana bir soru sordum?
Usta doğruldu. Alnında biriken teri elinin tersiyle sildi. Gözlerinde öyle bir bakış, insanın korkutan cinsten.
-Üniversitede bunu mu öğreniyorsunuz oğlum siz. Sen nesin, kimsin. Önce kendini tanıt. Öyle bodoslama nereye dalıyorsun.
Genç düşündü, adam haklıydı.
-Pardon. Ben Denetimden geliyorum. Sizi denetlemeye geldim. Projeye göre mi yapıyorsunuz yoksa kafanıza göre mi diye. Dedi.
Nizamettin Usta bu kaçıncı dedi içinden. Biri geliyor, biri gidiyor. Hepsi de üniversiteden yeni çıkmış, akılları havada. Çoğunda da böyle bir artistlik haller.
-İyi o zaman. Şu merdivene bir bakın. Ben bunu çakarken anlayamadım. Şu dönüş kısmı çok dar gibime geliyor. Bir ölçüp biçerseniz yanlış yaptıysan hemen düzeltelim Şefim dedi.
Şefim derken üzerine basar gibiydi.
Genç beklemediği bir soruyla baş başa kalmıştı. Birkaç saniye olsun ne yapması gerektiğin düşündü. Tabi ya proje dedi içinden.
-Projeyi getirirseniz biliyorsun yüz tane inşaat var hepsine ben bakıyorum. Biraz abartmıştı aslında. Bugün de işteki daha üçüncü günüydü ama olsun, nereden bilecekti.
Nizamettin Usta bunu beklermiş gibiydi.
-Dursun şu projeyi getirsene oğlum, Şefimiz bir baksın. Hadi çabuk.
Dursun kolonların arkasında olup biteni izliyordu ya, hemen bir koşu proje dolu torbayı ustasına teslim etti. Ardından tekrar çalıştığı yere döndü. Aslında yanlarında durmak istiyordu ama Nizamettin Usta ona göre ters herifin tekiydi. Kesin oradan hemen yollardı.
Nizamettin usta, proje torbasını aldı. İçinden bir projeyi seçti. Şefine verdi.
Genç projeyi eline aldı. Elinde açmaya çalıştı. Rüzgarın etkisiyle sayfalar suratına yapıştı. Bir anda projedeki sayfalar iç içe geçti. İçinden çıkılması zor bir durumdu.
Usta bıyık altından gülmeye başlamıştı bile. Şef anlamasın diye eğilip bir tahta parçası aldı. Merdivene çakmak için eğildi. Önlüğünden bir çivi çıkarıp yavaş yavaş merdivenin döşemesini çakmaya başladı. Biliyordu ki, şefin epey bir zaman ihtiyacı vardı.
Birkaç dakika içinde Genç işin içinden çıkamayacağını anlamıştı. Projeye daha önce hiç bakmamıştı. Ve işin garibi hangi katta olduğunu bilmiyordu. Şimdi ustaya sorsa, yok yok olmaz. Ona tembih etmişlerdi arkadaşları. “Sakın ha ustalara soru sorma. Bilmiyorsan da bile belli etme. “diye Hay Allah neyi belli etmeyeyim. Resmen sı.tım diye geçirdi içinden. Ama söze girmeliydi ne olursa olsun.
-Ya haklısın biraz dar ama proje böyle ne yapalım Ustacığım. Benim elimden bir şey gelmez. Dedi. Nasıl da Ustacığım demişti. Kendinden tiksindi. Sadece bir an önce arabaya atlayıp buradan uzaklaşmak istiyordu.
Nizamettin Usta doğruldu. Şefe doğru yüzünü çevirdi. Eline düşürmüştü şefi ya, daha çok gençti. Hep böyle olurlar, ilk başta bir şey bilmezler. Birkaç sene sonra bir şeyler öğrenirler. Her şeyi bildiklerini sanıp eserler inşaatlarda. On sene sonra ise hiç yanlarına yaklaşılmaz, sanki dünyayı yaratmış gibi olurlar. Bu kaçıncı dedi içinden. Bu kaçıncı.
-Tamam şefim projeyi alayım ben de, uçmasın. Üst katta demirciler çalışmaya başladı, isterseniz bir bakın da ne olur ne olmaz dedi. Projeyi şefinden aldığı gibi poşete attı. Poşeti de bir kenara doğru fırlattı.
-Genç tamam dedi. Kaçmak için büyük fırsattı. Merdivenin kenarlarından dikkatlice üst kata çıktı. Bu defa bir kolay gelsin diyebildi çalışanlara. Beş dakika sonra da aşağı indi. Nizamettin Ustanın yanından geçerken,
-Kolay Gelsin Ustam dedi. Hızla uzaklaştı.
Nizamettin Usta ardından bağırdı.
-Bakın çocuklar ustası oldum. Hey gidi yalan dünya, hey dedi. Bir türkü tutturdu ardından. O türkü tutturdu mu, inşaatta neşeli zamanlar başlardı.
Dursun hemen Yılmaz Ustaya doğru seslendi.
-Yılmaz Usta dikkat et yıldırırım seni. Ardından bağırışlar, çağırışlar, kahkaha sesleri.