Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
1522
 

Çocuk da yaparım, kariyer de! mi acaba?

Çocuk da yaparım, kariyer de! mi acaba?
 

Bildiğiniz gibi Angelina Jolie geçtiğimiz hafta 4. çocuğunu evlat edinmek üzere Vietnam’a gitti. Daha önce biri Kamboçyalı, diğeri Etiyopyalı iki çocuğu evlat edinen ve Brad Pitt’ten bir çocuğu olan Angelina Jolie’nin, bir çocuğu daha evlat ediniyor olması gazetelerin ancak arka ya da ikinci sayfalarında küçük bir haber olacak kadar değerli görüldü. İnsanlar, pek de anlam veremedikleri bu delice çocuk sevgisini “PR” olarak adlandırmaktan ve Angelina Jolie’yi çocuklar üzerinden reklam yapmakla suçlamaktan da vazgeçti. Ne de olsa kimse reklam olsun diye 3 çocuğu evlat edinip, üzerine bir de çocuk doğurmazdı. Hem de Namibia’da....

Angelina Jolie kızını dünyaya getirdikten kısa bir süre sonra ailedeki her çocuğun kendi ırkından bir kardeşi daha olmasını, böylece kendisi gibi biriyle büyüme şansı elde etmesini istediğini söyleyerek daha fazla çocuk evlat edineceğinin sinyallerini vermişti. Angelina Jolie’nin kararlarını ve bunların ne kadar doğru-yanlış olduğunu burada tartışacak değilim.

Benim derdim farklı. Akranlarım gibi (30’una yaklaşan evli kadınlar) ben de “çocuk istiyor muyum” diye kendime sormaya başladım. Gerçekten kendimi anne, eşimi baba gibi görebiliyor muyum? Gerçekten bir çocuğu büyütme sorumluluğunu almak istiyor muyum? Ben gerçekten çocuk seviyor ve İSTİYOR MUYUM? Ve tabii o melun o soru: Çocuk mu KARİYER mi?

Sonuncusu hariç diğer soruların kesin cevaplarını, anne olmadan bilemeyeceğime eminim. Ayrıca bu soruların değil ama son sorunun yaşıtım çalışan kadınlarla paylaştığım bir soru olduğundan da eminim.

Kendimizi o hareketli reklam jingle’ına kaptırıp “Çocuk da yaparım, kariyer de” diye bağıra çağıra şarkılar söylesek de bu işin o kadar basit olmadığını biliyoruz. Nitekim çalışmak birçok kadın için hâlâ iş yükü+ev yükü anlamına geliyor. Bunlara bir de “bebek yükü” eklemek insanların gözünü epey korkutuyor olmalı ki, sohbet ettiğim arkadaşlarımın çoğuyla aynı endişeleri dile getiriyoruz.

Paylaşılan çekincelerin belli başlıları şunlar; doğumdan sonra bebekten ayrılıp işe dönme vakti gelince insan nasıl tepki verir; bebeği bakıcıyla mı, aileyle mi, kreşte mi büyütmek daha doğru olur; akşamları mesaiye kalmak gerekirse ne olur; çalışan bir anne bebeğine yeterince vakit ayırabilir mi; evden çalışılacak iş bulmak zor mu; eğer çocuk sahibi olmazsam 40 yaşımda pişman olur muyum vb...

Belki bu soruların hepsi ve daha fazlası çok yerinde, çocuk sahibi olunmadan sorulması gereken sorular. Belki de biz jenerasyon olarak fazla müşkülpesentiz. (Ne de olsa birçoğumuzun annesi de hem çalışıp hem de çocuklarını büyütmedi mi?)

Evet çekinceler muhtelif, ikilemler boyumuzu geçiyor.

Ama geçtiğimiz günlerde, son zamanlarda üzerine düşündüğüm, çok karmaşık gibi görünen bu soruna dair düşüncelerimin çok basit olduğunu fark ettim; çocuk yapmak -bunu gerçekten isteyen ve her türlü zorluğuna ve tabii fedakarlığına katlanmaya hazır insanlar açısından- kariyer yapmak için bir engel değil. Aksine insana ayrı bir şevk, azim kazandırıyor. Onun için bir gelecek hazırlarken, aynı zamanda ona yeterli zamanı da ayırabilmek için, daha verimli ve yoğun çalışıyorsunuz. Yani sanırım annelik kariyere engel değil, destek olan bir şey. (Tabii tüm bu annelik ve kariyer koşuşturmacası içerisinde kendini kaybetmek de çok mümkün ya, o konuya hiç girmeyeyim.)

Bu nedenle de Angeline Jolie’nin bu kadar çok çocuk sahibi olmasını yadırgamadığımı keşfettim. Bir süre işine ara verip çocuklarıyla ilgilenmek istediğini söylediğini okuduğumda da, henüz 32 yaşında ve kariyerinin doğruğunda olduğunu düşünüp şaşırmadım. Aksine şunu biliyor ve kalpten inanıyorum ki herkes istediği hayatı yaşayabildiği sürece mutlu ve huzurlu olur. Çocuklu ya da çocuksuz, evli ya da bekar hiç fark etmez... İnsana güç veren nasıl yaşadığı değil, istediği hayatı yaşayıp yaşamadığıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geçen akşam eşimle tartışıyoruz.Bana çocuğun tek elden büyütülmesi gerektiğini empoze etmeye çalışıyor.Peki ben ne yapıyorum ona nacizane örnekler veriyorum.Peki sonuç susuyorum.Çünkü benim mesleğim öyle çocukta yaparım kariyerde tarzında değil.Yani ya çocuk yapacaksın yada kariyer ikisi bir arada birbirini yer:) Ben inanın bunaldım bu düşüncelerden çocukları pek sevmem ama kendimi zorluyorum.Fakat o doğunca işimi bıraktığım için ona düşmen olurum diye korkuyorum.İşte bu yaşadığımız. Çocukta yaparım kariyerde inanın çok boş bir laf.

HAYAL ARSLAN 
 31.03.2007 11:27
Cevap :
çocuk sahibi olmak, kadınlar için verilmesi en zor kararlardan biri bence. bir tarafta içgüdülerimiz, toplumun bizden beklentileri, diğer yanda da isteklerimiz, ideallerimiz, kısacası benliğimiz var. bu arada kalmışlığı yaşamak hep kadına düşüyor. babanın rolü belli, 'eve ekmek getirmek'. rolünü, kimliğini, kişiliğini, hayatını değiştirmesi gereken kadın oluyor. açıkçası benim işim de çocuk büyütmeye pek müsait değil. gazetecilik tüm hayatınıza yayılan, bencil bir uğraş. bir çocuğun bunu bozması fikri bana korkunç geliyor. diğer taraftan da şunu düşünüyorum cnn'in ünlü savaş muhabiri christiane amanpour, dünyanın dört bir yanındaki savaşları izlerken çocuk da büyütebildi. sanırım, yazımda da söylediğim gibi, kilit nokta istemek. toplumsal baskılardan uzaklaşıp dingin bir zihinle düşünüp taşınmak gerekiyor.  31.03.2007 21:55
 

Dünyanın en verimli yatırımı insana yapılandır. Bu yatırımın ilk üç yılında; iki beden bir ruh olabilmeli, devam eden yedi yılda ise iki beden iki ayrı ruh haline gelebilmelidir. Annelik gözetim ile yapılamayacak kadar önemlidir. Eğer Ağaçtan maksat meyve ise çok iyi düşünülmelidir. Bu yatırımın tazminatı yoktur. Yanlış yatırımın bedelini toplum ödemektedir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 26.03.2007 14:22
Cevap :
yazımda da bahsettiğim gibi çalışan kadınlar bir koltukta birçok karpuz taşıyor. aynı anda birçok kişi olmak zorundalar. ama bu yoğun hayat içerisinde, gerçekten istenerek ve zorlukları göze alınarak dünyaya getirilen bebeklerin annenin motivasyonunu artırdığını, moral verdiğini, enerjisini artırdığını gördüm. annelik gözetimle yapılamayacak kadar önemlidir demişsiniz. gözetimle tam olarak neyi kastettiğinizi anlayamadım. ama ben çocuğun 7/24 anneyle birlikte olması gerektiğine inanmıyorum. farklı çevrelere girmeli, farklı uyaranlarla karşılaşmalı ki zihinsel gelişimi sağlıklı olsun; kendisine ait bir yaşam alanı olmalı ki kendi kendine yetebilsin, bağımsızlığını kazanarak büyüsün.  26.03.2007 15:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 957
Kayıt tarihi
: 02.03.07
 
 

Hayatta herkesin güçlü bir duyguyla doğduğuna inanırım. Benimki merak. Küçüklüğümden bu yana dünyada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster