- Kategori
- Bayramlar
Eskişehir'de bir Kurban Bayramı

Adetler, gelenekler, misafir ağırlama teknikleri bırakın bölgeden bölgeyi şehirden şehre nasıl da değişiyor öyle.
Ramazan bayramlarında burada (Eskişehir’de) oluyordum ama Kurban bayramını ilk kez Eskişehir’de geçirdim.
Ev arkadaşım da ben de bu bayram memlekete gidemedik. Ben memleketten uzak bayramlara alışmıştım ama Aysun için daha da buruk geçti diyebilirim. Bayramları burada geçire geçire bir nevi gelenekselleştirdiğim kahvaltıyı bu bayramda yaptık. Mümkün mertebe bayram kahvaltılarına birilerini davet ederiz biz. Bu nedenle de yan komşularımızı( memlekete gidemeyen polis arkadaşlar) yine bayram kahvaltısına davet ettik. İlk onlarla bayramlaştık. Çok da güzel başlamıştık bayrama. Ama ilerleyen saatlerde pekiyi sayılmazdı. Kapıyı şeker almaya gelen çocuklardan başka kimse çalmadı. Bizim adetlerde kurban eti önce kesemeyen komşulara dağıtılırdı fakat aynı duyarlılığı komşularımda göremedim. Hatta olur ya fakir biri gelir diye de evde ayrılmış et mutlaka olurdu ki gelince onlara verelim.Birçoğu da biliyordu bizim burada olduğumuzu sonuçta ve öğrenci olduğumuzu. İlk günü bu hüzünle geçirdik.
Bayramın ikinci günü Eskişehirli arkadaşlar geldiler gittiler.
Üçüncü günü çıkalım bayramlaşalım konu komşuyla dedik. Giydik cicilerimizi çıktık bayramlaşmaya…
Kimi ziyaret ettiysek ikram aynıydı. Et kavurma, yaprak sarma, tatlı. Ne garip bir menü. Her yerde kavurma yemekten sıkıldım açıkçası. Bir de sunum şekli vardı ki o ayrı bir gelenek olmalı. Kavurmalar küçük tabaklarda ya da çay tabaklarında sunulurken tatlı ile sarmayı aynı tabağa koyup sunuyorlardı.
Bizim oralarda öyle değil. Bir kere ya tatlı vardır ya da bayram çöreği. Her gün etin farklı bir versiyonu yapılır. Özellikle büyük şehirden gelen varsa mangal keyfi yapamayacakları düşünülerek hemen kebap yapılır. Yemek olsun olmasın. Haşlama yapılırdı kemikli etten, kıyma Antakya kebabı olarak sunulurdu, et kavurma o an yapılır zaten. Bir de bu yemek sunumu ya yemek saati gelene, ya uzun yoldan gelene, ya da misafire aç mısın diye sorulur ona göre hareket edilirdi. Ha bir de şu vardı, gelen misafirin durumu yoksa sorulmadan kebap yapılır hem de 7 şartıyla hem de giderken eline paket tutuşturuldu. Bu durum bir adet halini aldığı için iki taraf için yadırganacak bir durum söz konusu olmazdı.
Biz kalabalık bir aileyiz. Amcalarım, amcaoğullarım hep birlikte aynı avluda yaşıyoruz. Bazılarınız aşiret diyebilir ama tam olarak öyle değil. Daha önce rahmetli dedemler de olurdu. Halalarım da gelirdi. Hep beraber olurduk. Hala oluyoruz da ben burada olunca bu bayram bu güzelliği yaşayamadım. Gelen misafirler için mevsimine göre çadır kurulur. Uzun bir masa yapılır. Büyük mangal kurulur. Gelene gidene kebap yapan olurdu. Ve yine 7 şartıyla.
Eskişehir’de buruk farklı bir kurban bayramı yaşadım. Herkesin âdeti farklı olabilir. Yadırgayamam bunu. Ama nerede olursa olsun önce yakınlardan, komşulardan başlamalı kurban etini dağıtmaya. Bu yazıdan şu çıkarılmasın; et getirmedi diye komşusuna verdi veriştirdi. Bu değil anlatmak istediğim. Bayramların bir diğer yanı yardımlaşmadır da ondan.
Not: 7 şartlı kebap; soğan salatası, nar ekşili salatası, ezmesi, ayranı, odun ateşinde saçta pişirilen yufka ekmeği… İsteğe göre hazırlanan salatalar diyebiliriz. Kebap salata çeşitleri ile anlam kazanır.