- Kategori
- Deneme
Hayalin yüzü ıslaktı

Işığın vurulduğu andayım.
Şekersiz olsun.
Şeker gibi bir havaydı. Metronun köşesindeki satıcı, abiii, gazetenin bulmacasını alabilir miyim? dedi. Al, dedim, bütün bulmacalar senin olsun. Çok iyisin be abiii, dedi. Yok bee, dedim, hiçbir şey göründüğü gibi değil. Güldü.
Baktım, her gün orada, o köşede bulmaca çözüyordu, su ekmek satarken.
Aslında sen de bir köşe bulabilirsin, su ekmek satarsın, kitap okuyup bulmaca çözersin; adamını buldun, iki felsefe yaparsın; ha, sana uyar, bana uydu.
Benimkisi az şekerli olsun, elinizdeki şekeri ikiye kırın ve parçalarını....
Beni yazacağını biliyordum, lakin böyle yazacağını ummuyordum; resmen beni güzellemiş, oysa ben hayat çirkiniydim; neyse, ben ve o dışında kimse bilmeyecek gerçeği.
Işık ölür mü, öldü işte hayatın tam ortasında; yazmış, sayfalarca nefessiz gittim; vardığımda her şey bitmişti; finalin neşesi kutlanıyordu çığlık çığlığa. Hayalin yüzü ıslaktı.
Orta Türk olsun, dedi adam.
1. Not: Benim yerim tam burası, dedi adam, tam bu masaların arası; lütfen beni içeriye çekmeye çalışmayınız; tüm kahveler sizin olsun!
2. Not:
Sade bir Türk kahvesi olsun
sade bir bulmaca
bir öykü
bir yaşam olsun
içine insan dolsun
iyi olsun kötü
ama hayat olsun
ne kısa ne uzun
iyi bir yazar
ve okur olsun.
Ş.Y.