​ İnternetten satın aldığım son kitaplar / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '08

 
Kategori
Kitap
 

İnternetten satın aldığım son kitaplar

İnternetten satın aldığım son kitaplar
 


Geçenlerde Radikal Kitap ekinde Semih Gümüş bahsediyordu, kitap sektörünün yeni bir krize girdiğinden. Ona göre, yılsonuna kadar birçok yayınevi ve dağıtımcı iflas edebilirdi. İnsanlar kriz anlarında ilk kemer sıkma işlemini kültür sanat faaliyetlerinde gösteriyorlar doğal olarak. Hele ki, bizimki gibi gelirinin %60-70’ini gıdaya ayıran bir toplumda bu eğilim daha da belirgin oluyor. (Ekonomisi gelişmiş toplumlarda gıdaya ayrılan rakam aile bütçesinin %15-20 aralığında)

Aynı yazıda, bu yönde bir ekonomik kriz olmasa dahi, ülkemizde kitap dağıtımı konusunun sıkıntılı olduğu dile getiriliyordu. Bu ülkenin kitap başkenti tartışılmaz bir şekilde İstanbul. Kitap satışlarının büyük ağırlığı burada. Ankara ve İzmir’de ise nüfusları oranında satış gerçekleşmiyor. Ama esas sorun taşra. Semih Gümüş yazısında yeni basılan bir kitabın –eğer popüler ve moda haline gelmiş bir kitap değilse- üç büyük il dışında en fazla 100 adet dağıtıldığını söylüyor. Yani neredeyse her ile bir tane.

Elbette şaşırmadım. Çünkü nüfus açısından Türkiye’nin dokuzuncu büyük ilinde yaşıyorum ve burası tam bir kitap fakiri. Belirli bir seviyenin üzerinde kitap satışı yapan dükkan sayısı bir elin parmağını geçmiyor ve kitap çeşitleri kitap kurtlarını tatmin edecek düzeyde değil.

Üstüne üstlük, kitap satıcıları zaten düşük olan kitap satışlarından dolayı fiyatlar üzerinde bir esneklik sağlamıyorlar. Oysa ki büyük şehirlerdeki kitapçılar, pazarın potansiyeli gereği ıskontoyu ciroyu arttıracak bir sistem olarak kullanabiliyorlar.

Ancak biz taşralılar için teknolojinin getirdiği nimetlerden birisi de, internet üzerinden alışveriş yapabilmek oldu. Şu an web üzerinde kurumsallaşan kitap satış siteleri mevcut. Daha önceki yıllarda Pandora.com ve netkitap.com adreslerinde alışveriş yapmıştım. Ancak son alışverişimi ideefixe.com adresinden yaptım.

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde, ciddi indirim oranları ile alışveriş yapmanız mümkün olabiliyor ve belirli bir rakamın üzerinde alışveriş yaptığınızda kargo ücretinden de kurtulabiliyorsunuz. Bu eşik kimi sitelerde 50 Ytl, kimi sitelerde 75 Ytl, kimi sitelerde de 150 Ytl. Alışveriş yaptığım ideefixe, kargoyu sıfırlamak için en yüksek eşiğe zorunlu kılan siteydi. Ama kitap fiyatlarının ve indirim oranlarının bu eşiği haklı kıldığını söyleyebilirim.

Gelelim son aldığım kitaplara;

1- Etyen Mahçupyan, “Batı’yı Anlamak, Zihniyet, Değişim ve Kriz” İletişim Yayınları
2- Etyen Mahçupyan, “Bir Demokratın Gündemi” Hayy Kitap

Etyen Mançupyan özellikle son bir yıldır –aslen Hrant Dink’in katlinden beridir- düzenli takip etmeye çalıştığım bir yazar. Farklı bir şeyler söylüyor ve söylediklerinin ikna gücü oldukça fazla. “Bir Demokratın Gündemi” kitabının çıkışını medyadan takip etmiş ve okumak istediğim kitaplar listesine eklemiştim. Blog yazarlarımızdan sevgili Salih Erdağı’nın tanıtımıda kitabın listemdeki yerini üst sıralara taşıdı. Ayrıca yine Salih Erdağı’nın önerisi ile aynı yazarın “Batı’yı Anlamak, Zihniyet, Değişim ve Kriz” kitabını da listeme ekledim. “Bir Demokratın Gündemi” aslen bir röportaj kitabı ve röportaj kitaplarının, düz yazın eserlerine göre daha sıcak eserler olduğunu düşünmüşümdür hep. Bu tür, düz yazının teorik yapısından kopar, sözün hayatla kurduğu sıkı bağ nedeniyle daha pratik, samimi ve ikna edici bir nitelik kazanır. Bu nedenlerle, bu kitapların zihin dünyamı genişleteceğini, kütüphanemin düşün eserleri kısmını zenginleştireceğini düşünüyorum.

3- Ferhat Kentel, “Ehlileşmemek, Düzleşmemek, Direnmek” Hayy Kitap

Mançupyan’ın röportaj kitabının ekürisi sayabiliriz bu kitabı. Aynı yayınevinin eseri ve aynı serinin devamı. Moderniteyi sorgulayan ve onun yaşamlarımızı kalıba sokmaya çalışan tarzını açığa çıkaran bir düşünce yapısı var Kentel’in. Kitabının şu ana kadar okuduğum bölümlerinde tespit ve analizleri oldukça çarpıcıydı. Ancak öneri ve öngörülerini de büyük bir merakla bekleyerek bu röportaj kitabını okumaya devam ediyorum.

4- Jose Saramago, “Körlük” Can Yayınları

Aslen edebiyata çok yatkın birisi sayılmam. Ama eğer toplu bir kitap alımı yapıyorsam bir ya da iki adet roman, hikaye ya da deneme tarzı kitap almak içinde kendimi zorluyorum. Bu noktada popüler olana karşı alerjisi olan birisi olarak, edebi değeri yüksek ama edebiyatla sıkı bağı olmayan birisinin kaldırabileceği düzeyde olan kitapları seçmekte oldukça zorlanıyorum. Çözüm olarak, çevremde ya da kitap dergilerinde yapılan önerilerden aldığım notları devreye sokmaya çalışıyorum. Bu kez önerisini dikkate aldığım kişi, yine blogumuzun duayenlerinden Celal Çelik oldu. (Aslında Celal Çelik ve kitap denilince ilk akla gelen yazar Bukowski olması gerekirdi) Onun Jose Saramago’nun Türkiye’ye gelişi üzerine kaleme aldığı bir yazıyı hatırlayınca, yazarın dikkat çeken kitaplarından birisini almaya karar verdim. Bu kitap, -romanları parçalı okumaktan hoşlanmadığımdan- büyük olasılıkla Temmuz ayında yapacağım tatilin demirbaşı olacak ve umarım bir solukta okuyabileceğim bir eser olur.

Romanın yazarı, yine kendi ülkesinin yönetimince sevilmeyen ve ülkesinden uzaklaşmak zorunda kalan bir isim. Ve yine Nobel ödüllü. Hatta ülkesi ile İspanya'nın birleşmesini önererek, ülkesindeki milliyetçileri sık sık ayaklandırdığını da eklemem lazım.

5- Richard Zimler, “Geceyarısı’nın Peşinde”, İnkilap Yayınları

İnternette ve kitap dergilerinde okuduğum tanıtım metni oldukça dikkat çekiciydi. Yazarın edebiyatın yeni Umberto Eco’su olduğu belirtiliyordu. Roman, 19. Yüzyılın sonunda geçiyordu ve üç kıtanın, en az üç millet ile iki dinin kesiştiği bir fon üzerinde hikâyesini anlatıyordu. Toplumların, tarihin kesişim noktalarında gündelik yaşamın basit kişilikleri ile anlatıldığı roman türlerine her zaman ilgi duymuşumdur. Bu romanın tanıtımından da, böyle bir beklenti dolayısı ile etkilendim. Yazarın Umberto Eco ile benzerliğinin dile getirilmesi de tercihimi kolaylaştırdı. Çünkü Umberto Eco tarih ve toplum kesişmelerini eserlerinde en iyi işleyen yazarlardan birisi. Bu arada kitabın fiyatının özel bir indirime tabii tutulmuş olmasının da bu tercihimi öne almam da etkisi olduğunu söyleyebilirim. (5,60 Ytl idi)

6- Lewis Mumford, “Tarih Boyunca Kent, Kökenleri, Geçirdiği Dönüşümler ve Geleceği”, Ayrıntı Yayınları

Toplumsallaşan insanın vazgeçilmez sahnesi şehirdir. Şehrin tarihi aynı zamanda sosyal insanın tarihidir. Ve büyük olasılıkla insanoğlunun en büyük ve tek ortak kültürel eseri şehirlerdir. Mesleğim gereği kitaba ilgi göstersem de, insana odaklaşan bir düşün yaşamı için şehri merak etmemek mümkün değil. Kitap oldukça kapsamlı ve derin. Daha çok bir kaynak eser niteliğinde olduğunu söyleyebilirim. Eğer bir meslek erbabı değilseniz, kitabı başından sonuna bir çırpıda okumak oldukça zor. Ama bu tip kitapların, okuma konusunda kendisini zorlayabilenler için ciddi bir genel kültür kaynağı olduğunu söyleyebilirim. Şehrin gelişimini an ve an takip edebilmek, aslen insanın ve kültüründe gelişimini seyredebilmek demektir ne de olsa.

7- Toplumsal Tarih Dergileri 2005 – 2006 sayıları, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı

Daha öncede bahsetmiştim. Düzenli olarak bir tarih dergisi takip edemiyor oluşun eksikliğini hep hissettim. Bu noktada en fazla ilgimi çeken dergi Toplumsal Tarih dergisi olmuştu. İnternetten derginin abonelik şartlarını araştırırken, ideefixe.com’da dergilerin eski sayılarının toplu alımlarında kampanya olduğunu fark ettim. Eğer 20 sayının üzerinde alırsanız tanesi 1 Ytl’ye satılıyordu. Güncel fiyatı 6 Ytl olan bir dergi için kaçırılmayacak bir fırsattı ve 2005 – 2006 yılının toplam 24 sayısını bu şekilde aldım. Aldığım günden beridir üzerinde en çok durduğum ürünler bu dergiler oldu. Bu durumda bir kez daha gösteriyor ki, ben bir kitap adamı değil, süreli yayın adamıyım. Okuduğum bir kitabın içeriğini hatırlamakta oldukça zorlanıyorum ama bir dergide okuduğum bir yazı daha uzun süre hafızamda kalıyor ve gerekli durumda edindiğim bilgileri kullanmak üzere devreye alabiliyorum. Daha sonraki siparişlerimde de, eğer aynı kampanyaya denk gelecek olursam daha eski yıların sayılarını da, peşinden gelen sayıları da edinmek istiyorum.

Tarih dergilerinin bir avantajı, dergileri geriden de takip etseniz güncelliğe dair kaçırdığınız birşeyin olmaması. Hatta ilerleyen zamanlarda bu tip dergilerin kendi gerçekliği ile -tarih ile- içselleşmesi ile daha bir okuma lezzeti sunduğunu bile iddia etmek mümkün.

Bu satın aldıklarım dışında, mesleğime dair bir teknik içerikli kitap, Office 2007’yi (özellikle acsess ve onenote’u) daha iyi kavramak için ihtiyaç duyduğum bir bilgisayar kitabı ve Zeki Müren’in radyo Günleri isimli cd’sini de satın aldım ama detaylı anlatma gereği duymadım.

 
Toplam blog
: 453
: 1826
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..