- Kategori
- Şiir
Militanlaşan şehvetin aşk mürekkebiyle yazılan fermanı

Kötüyüm bügün, beterim çokluğunda sensizliğin
Ayazımda titrerken katran yalnızlık
Kanayan yerime sürüyorum zifir tutmuş geceyi
Karanlığın birine kırkyedi kurşun sıkılmış
Kırk sekizincisine saniyenin kapsülü çakılıyor
Saliselerin barutuyla doldurulmuş gövdesine
Vuruldukça gecenin içinde , yorgun saatlerle can özüm
Zakkum kökünden peydahladığım özümden can çekiliyor
Doyuyorum bu gece sensizliğin işkencelerine
Kırmış atlı karıncalar ayaklarını acılarımın yükünde
Sarı ışıklarını hüzün içmiş lambanın karartısı düşüyor
Eğri büğrü kara bakışlı harflerin aydınlık gözlerine
Tutuşturup harfleri acılarımın halayında el ele
Sabahın ilk ışıklarını ekiyorum ağlak şiirlere
Gece uzun gülüm, gece dudaklarımda üşüyen, titreyen ağıt
Gece sırtımda kambur , sensizliğin ağırlığınca deli divane çığlıklar
Gecenin suskun kurşunları patlarken zindanında bir intiharın
Sanki adımı anmışsın gibi çınlıyor kulaklarım
Eskitirken karanlık saatlerini gecenin adım adim
Parmaklarımda çevirdiğim iki bozuk düş şakırtısında,
bozuluyor sevişmelerimizin efsunları
Uykusuzluğun rıhtımına demirleyip gözlerimi
Kaçıyorum yastığımda bekleşen senli rüyalardan
Kurduğum hayallerde kalpsiz , yalnız bir peri
Soğuk ruhunu çıplaklağına gizlemiş
Acıların cehenneminde unutulan ferman
Militanlaşan şehvetin aşk mürekkebiyle yazılmış
Diri gögüslerinin uçlarına yazdığım şiirlerde tükeniyor
Hiç başlamamış aşkın uzun vedası
Unuttum artık dudaklarımın bıraktiği ben sayılarını
Her metrekaresini öpücüklerle süslediğim teninde
Adınla başlayan düş yanığı aldançlarım
Vazoda unuttuğun tozlu güller gibi ölgün
Yanlışlar öğretilmiş kötülügün sorgusunda paslanıyor
Gözyaşlarıma vurduğum sancılı prangalar
Artık hiç yaşamadığım günlerin içinden geçiyorum
Yolu ezberlemiş ayaklarım batarken hayata
Sahte gülücüklerimin dikenleri çiçekleniyor gamzelerimde
Her şey yabancılaştı bir tek saçlarımda gezinen yağmur sesi tanıdık
Uluyan rüzgarın sinesine dökerken yılgın, yangın hayallerimi
Koyboluyorum elli metrekarelik yalnızlığın içinde
Yanına nereden gidilir şimdi bilemiyorum
Elimdeki pusula hep ayrılığın batısını gösteriyor
Adı senle başlayan herşey düşmanım artık
Kurşunlar dökerken nefretin soluklarına
Yinede sen boş bırak ihanet düşlerini
Solmuş bir çiçek gibi iliştirip seni yüreğime
Gelebilirim yalnızlık ektiğin esrik gecelerine
Yaşanan yaşlanmış saatler yazarken kendini maziye
Geleceğe mahsuben bir yudum sen alacağım var senden
Yaldızı dökülmüş yıldızlar ölürken ışık yılları uzaklığında sessizce
Bir gün yılı daha kopuyor ömrümün, karaladığım sen sayfasından
Sürerken beklentilerimin kara sabanıyla nadastaki yüreğimi
Kökleri dışarıda kurumaya yüz tutmuş , mecalsız firari umutlar
Sessizce içimde çoğalan hıçkırıklarımla besleniyorlar
Tek kişilik oynadığım Rus ruletinde kazandığım gözyaşlarım
Ellerine verdiğim sevgimin bildirimsiz beyanında yazılı
Hadi durma yırt bakmaya kıyamadığım yalancı gözlerinle beyanımı
Kötüyüm bügün , beterim , tükenmiş, , inmeli karanlığın koynunda
Gögün gögüslerinden sağılırken bulutların çığlıkları
Şimşeklerle asılıp , vurulurken yıldırımlarla
Görmeden bakıyorum aynadaki yaşamımın maskelenmiş çehresine
Darmadağın ruhuma geçirilmiş acemi heykeltraş işi yüzümde
Karanlığın örümcekleri örerken ağlarını
Derinlerime çizilmiş acı vadilerinde, yeşeren faili meçhul bir aşk
Yüreğimin kovuğunda paslı bir hançerle katledilirken
Asılsız rüyaların yamaçlarında beliriyor yine
Saçlarında güneş yakmış aşk, katliamcısı
İlk öğrendiğimi en son anımsıyorum
Zehirli öpücüklere boğarken beni , cansız duyguların paslı dudakları
Albümleri terk ederken örselenmiş , kirletilmiş resimler
Ellerinde sevgi kanayan bir kálp uçuran tanrıça dilini tükürürken yüzüme
Terkedişlerin kırbaçladığı irtifalarda yiterken korkular
Geçmiş zaman kiplerinden yuvarlanırken yanılsamalar
Kaçıncı ufkun sabahındayım acaba günesi doğururken karanlık
İlk ağız ışığını emerken sabahın çiy taneli gögüslerinden
Yarına erteliyorum iyleştirmeyi beceremediğim gece yanıklarını
Utku Aksu 08.12.2008 03.55