Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1187
 

Şambriyel:)

Şambriyel:)
 

İnsan, şüphesiz ki yaratılmış en kusursuz canlı. Ama şu da var ki diğer canlıların yaptığı her şeyi yapamıyor. Beyaz bir martı gibi göklerde süzülemiyor, köstebek gibi yerin altından gidemiyor, kangurular gibi yükseklere zıplayamıyor. Mu dersiniz? İnsan denen kusursuz canlı yapamadığı her şeye; o eşsiz, diğer canlılarda olmayan düşünme yetisiyle çözümler üretmiş ve kuş gibi süzülmeyi, yerin altından gitmeyi, kangurular gibi zıplamayı başarmıştır. Bütün bunları yaparken kullanmak için olağanüstü araçlar üretmiştir. Tabii bütün bunlara adım adım ulaştığı için eskiden kullandığı araçlar, şimdilerde gözümüze komik görünmektedir.

Bu araçlardan gözüme en sevimli görüneni şambriyeldir. Düşünsenize; tekerleğin icadı insanlık tarihinin en önemli noktalarından biriyken, tekerleğin iç lastiği insanın batma korkusu olmadan balık gibi yüzmesine yardım etmeye yaramıştır. Yüzmeye yardımcı başka araçlar olmamış mıdır peki? Hiç olmaz mı. Ben henüz ilkokul çağlarındayken Antalya'nın Mermerli Plajı'nda kadınlar kollarına büyük su kabakları bağlayıp yüzerlerdi. Onlar da şambriyel kadar sevimli idiler:)

Eskiden şimdiki cicili bicili deniz yatakları, kolluklar, simitler yoktu ki ülkemizde. Babam bize Almanya'dan kırmızı-beyaz bir simit getirmişti de ne havamız olmuştu sahilde. Oysa biz yüzme biliyorduk, annem için getirmişti o simiti. Olsundu, kimsede yoktu ya bizim simidimizden, tutunup yüzüyorduk. Diğer çocukların kapkara şambriyelleri vardı, bizimki renkliydi ya hem:)

Sahi, siz hiç Oklit kamyon lastiğine tutunup yüzdünüz mü? Erişkin beş kişi o lastiğin üstüne oturup çocuklar gibi eğlendiniz mi? Ben yüzdüm ve eğlendim. Ennnn güzel su parkında bile bir Oklit lastiğiyle eğlendiğiniz kadar eğlenemezsiniz. Büyük bir laf mı ediyorum? Hiç sanmam! Hafta sonları deniz muzu üzerine binmiş, ani bir manevrayla suya düşen insanları görünce daha da emin oluyorum. Çünkü Oklit lastiğinde kontrol tamamen sizdedir. İstediğiniz su macerasını yaşayabilirsiniz onunla:) Bu Oklit'in üstünde birlikte oturduğunuz insanlardan biri muzursa hele, bot sefası yapıyorum sandığınız anda Akdeniz'in derinliklerinde bulabilirsiniz kendinizi:)

Yenilikler, eskileri komik gösterir bize demiştim ya; şambriyel komik olmasının yanısıra çok da sevimlidir. Suyla ıslandığı zaman, tıpkı bir yunus balığının parlak siyahı gibi parıldar, dokunduğunuz zaman da yunus balığına dokunuyor gibi hissedersiniz. Tabii şu anda elinize bir şambriyel alır da yüzmeye giderseniz, etraftakilerin gülüşmelerine de katlanmanız gerekir:) Ne gam! O zevki tatmayana da ben gülerim şahsen!

Bir de şöyle bir durum vardır bu şambriyel konusunda; nasıl ki İtalyanlar pizzalarını neredeyse bütün dünyanın ortak yiyeceği haline getirmişler, bizler de aksine o muhteşem lahmacunumuzu kendi ülkemizde bile alt sınıfın yiyeceği, maganda kültürünün vazgeçilmezi saymışsak, şambriyel kullananlara karşı da tavrımız aynı olmuştur nedense. Şambriyel demek, alt sınıfın insanlarının simidi demek olmuştur sanki. Hani; beyaz paçalı don ve vazgeçilmezi şambriyelmiş gibi...

Bu kadar şambriyel lafından sonra canım öyle istiyor ki; yarın bir şambriyele tutunup, su parklarındaki yunusların sırtına tutunmuş yüzer gibi yüzmeyi; şambriyeli küçümseyenlere inat:)

Not; Şambriyelin kökeni Fransızcadır. chambre de l'air (hava odası) demekmiş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Tülin, sen hep anılarını anlat n'olur? Hala yüzümde bir tebessüm dolaşıyor. Böyle güzel anılar unutulmaz elbet! Ben o zevki tadamayanlardanım. Artık bu saatten sonra da olmaz. Ama şambriyel gördüğüm her yerde kulaklarını çınlatacağımdan emin olabilirsin. Teşekkürler,sevgiyle kal.

Melek Koç 
 02.08.2010 18:20
Cevap :
Ah sevgili Melek! Keşke zamanım olsa da daha çok yazabilsem anılarımı. Şahane bir çocukluktu benimkisi. Ama bu akşam haberlerde şambriyeli patladığı için boğulan genci duyunca şambriyele bakış açım değişti:( Sevgiler sana, sıcaktan kavrulan şehrimden...  04.08.2010 23:47
 

ördek başlı renkli simitleri seviyorum. cup..cup..cup..ben yüzebilemem ki :))

Haşmet Şenses 
 01.08.2010 16:39
Cevap :
Ben seni Mersin'desin diye balık gibi yüzersin sanmıştım:) Artık ördekli simitlerin modası geçti, timsahlılar var yemyeşil. Bir de tenteli ve direksiyonlu olanlar var, saltanat kayığı gibi:) Bir Alyoşa şaşırttı beni, bir de sen. Bakalım başka kimler bilmiyormuş çimmeyi:) Sevgiler...  01.08.2010 23:14
 

Denizi olmayan bir kentte büyüdüm...Denizi ilk defa 15 yaşımda gördüm..E dolayısıyla şambriyel keyfini hiç yaşamadım:(( Ama öyle sevimli anlatmış, öyle bir ballandırmışsın ki neredeyse Antalya'ya dönünce deneyesim var:)) Keyif, sağlık ve güzellikler diliyorum Tülinciğim...Sevgilerimle...

fatma iyibilgin 
 01.08.2010 11:58
Cevap :
Fatmacığım, kıyamam sana. Şambriyelin keyfini yaşayamadığın için tabii. Merak etme, ben de hiç kartopu oynamadım, çünkü kar yağarken sadece iki kez gördüm:( Gelince gerçekten denemelisin. Dikkat edeceğin tek nokta lastiğin sibobudur:) Sevgi ve özlemle...  01.08.2010 14:14
 

Muu yaaa? Bilmem size birşey ifade etti mi?:)

mea culpa 
 31.07.2010 22:19
Cevap :
Etmez olur mu hiç:))) Ben ona öğretirim ama, sen merak etme:) Sevgiler...  01.08.2010 15:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2193
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster