Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
266
 

Sorgulanmamış doğrular

Mutlak doğru yoktur. Ancak insanların doğruluğundan kuşkulanmak istemediği gelenekselleşmiş doğrular vardır. Doğrulardan kuşkulanmadan sorgulanmaları imkansızdır.

Zonguldak’a tren köprüsünün altından eğilerek giriş yapılabiliyordu belki elli yıldır. Ama bir bakıldı bu kaçınılmaz bir zorunluluk değilmiş, biraz sorgulanırsa çözülebilecek bir sorun olduğu anlaşıldı. Şimdi insanın sorası geliyor; madem bu tren köprüsünün altından geçen yol bu şekilde yapılabiliyordu da neden bu kadar zaman yapılamadı?

Kilimli köprübaşı yol kavşağından Karadon’a giderken yine yol tren köprüsünün altından geçiyordu, biliniyordu ki çözümü yok. Bir yağmur yağdığında araçlar geçitte biriken sularda arızalanıp kalırdı. Karşıdan gelen araç, diğerini beklemek zorundaydı. Rahmetli Veysel Atasoy Ulaştırma bakanıyken, iyi bildiği Kilimli’nin bu çilesini bir çırpıda çözdü. İnsanlar bu sorunlara öyle alışmışlardı ki; ‘asla çözümü yok ve bu sıkıntıyı sonsuza kadar yaşamak zorundayız’ bu bir hiç sorgulanmamış gelenekselleşmiş bir doğruydu.

Kanıksanmış değişmezleşmiş devlet doğruları

1980 yılından beri bir özelleştirme serüveni sürüp gidiyor. Biri ‘köprüleri, oto yolları sattırmam’ dedi öteki satacağım dedi. ‘Evet onlar Devletin malı nasıl satılabilir?’ doğrusu o dönemlere kadar sorgulanmamış, o adeta mutlak doru gibi kabul edilmişti. Ancak ‘sattırmam’ diyenler de iktidara geldiğinde özelleştirmenin en iyi yol olduğunu sayıp döktü.

Devlet eğer; zihnini yenileyemezse, bilimi kullanarak yaşamın gereklerine uygun yeni açılımlar üretemezse, gelişen teknolojilere direnerek, hukuku, sosyal hayatı zamanla tabulaşan geleneksel doğrulardan arındırmazsa, Rusya’nın üç yılda bitirdiği özelleştirmeyi otuz yılda bile tamamlayamaz.

Özelleştirmelere, iktidar kaygısı olan bütün partiler karşı değil. Eğer karnından konuşmuyorsa ve politika yapmıyorsa, bilim adamları da karşı değil. Rusya her mülkiyetin devlete ait olduğu bir siyasi rejimden, her şeyi özelleştirerek liberal ekonomiye üç yılda geçiyor. Ülkemiz 30 yıldır hangisi doğru karar veremedi.

Bir düşünelim. Asma köprüsünden tren köprüsüne kadar devam eden yol kaç yılında ve hangi dozerlerle yapılmıştır. Aslında hangi kazma kürekle yapılmıştır? Diye sormak lazım.

Bu sorular her gün kendini tekrarlayan beyinler tarafından cevaplanamaz.

Her gün kendini tekrarlayan beyinle, her gün kendini yenileyen ve çevresini yeniden algılayan beyinler arasında ne fark vardır? Biri her gün ayağına dolaşan taşa her defasından ilk defa karşılaştığını düşünür. Diğeri o taşı alıp kenara kimseye zarar vermeyecek bir yere koyar.

Akıllı işveren işçi sağlığı ve iş güvenliğine sendikanın sorunu olarak bakmaz

İşçi sağlığı ve iş güvenliğine yapacağı harcamayı, ziyan edilmiş sermaye olarak bakan işveren; bu küçük harcamalarla beş yıllık bir süreçte ne büyük kazançlar elde edeceğini hesaplayamıyor demektir. Bu hesabı yapamayan işvereninde işini beş yıldan fazla sürdürmeyi düşünmüyor demektir. Bozuk ve ön kabullerle yumaklaşmış bildik işveren tavrıyla yaklaşıldığında işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri, işçiye kaptırılmış bir sürü hak olarak gözükür. Bu genel olarak işverenlerin öylesine kanıksadığı bir doğrudur ki, asla farklı düşünmek istemezler.

Ülkemizde işçi sağlığı iç güvenliği konusundan yetişmiş nadir uzmanlardan prof. Şule Ilıcak derdi ki; ‘akıllı işveren fabrikanın düğmesine basmadan önce işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini alan işverendir’ derdi her verdiği konferansta. Ayrıca ‘önlemek ödemekten ucuzdur’ sözü kendisine aittir.

Moda doğrular vardır

Devlet özelleştirme zihnini yapılandırırken, taşeronluğu özendirmeyi ve böylece ucuz iş gücü potansiyeli icat etmekle ideolojik ve sınıfsal bir zihinle düşünmüştür. 657’ye 4/a, 4/b, 4/c uygulamasıyla, üç kağıtçı tavır takınması ekonomik bir tasarruf gibi görünse de, aslında bilimden ve hukuktan yoksun bir doğrudur! Bu ülkede hukukçuların ve bilim adamlarının alanına girmez bu konular! Devlet asgari ücretle geçici işçi çalıştırıyor. Ama kendisi değil taşerondan hizmet alımı kılıfıyla. Buda bir başka doğru ama nasıl doğru!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 537
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster