Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Şanslı mı bu çocuklar?

Şennur Hanımcığım,tek tek maddelerin üzerinden geçtim hangi aşamada olduğumu görmek için. Ayna oluyorsunuz bu gerçekçi tespitlerinizle ve bizi sarsıyor, kendimize getiriyorsunuz.Henüz iyi durumdayım, epeyce iyi. Çocuklarım umarım yıllarca da çok büyük aile sofralarına oturmaya devam edecekler İsanbul ve Çanakkale'de:) Ancak bu akşamki bir davetteki espiri "hadi bakalım çocuklar şimdi gidip I pad lerinizle oynayın" idi. Pratiğe dökülmedi tabi ama şimdi düşünüyorum da siz, sanki oradaydınız ve sonrasında yazınızı yazdınız. Seviyorum sizin sohbetlerinizi, sevgiler.

16 Mart 2013 23:45
Muz Sesleri

Merhabalar; Bir yere takılır aklınız, bir şeye niyetlenirsiniz bir de bakarsınız o şeyle ilgili bir sürü konu, olay, fırsat çıkar karşınıza. Ece Temelkuran'ın tam da bahse konu kitabını almak için niyetlendiğim (Yine MB'den bir arkadaşım tavsiyesi ile) sizin yazınıza rastladım. Ece Temelkuran, çok cesur,gerçekçi, korkusuz bir yazar. Her şeye inat düşünce özgürlüğünü özgürce kullanabiliyor.Paylaşımınız için teşekkürler.

15 Mart 2013 12:59
Yutkunulmamış yalanların alesta perisiydi o başka kolların terinde

Bir yazıyı keyifle okumak tanımı kişiden kişiye değişir. Yarattığı hüzün, aklına getirdikleri, geçmişe gönderdiği sonra yeniden geri getirdiği duyguları ile insanı sarsabilir. Bu da farklı bir içselleştirmedir, bundan da keyif alabilir.Ben de diğer dostlar gibi anıların üzerine basmadan kısmında bir süre durdum. Hani film haftaları olur ya o hafta hep aynı aktörün filmleri vardır, benim de bir süre eski bloglarınızda gezinmem gerekiyor demek. Gri de olsa, hüzün de olsa...

15 Mart 2013 00:06
Kelebeğin ömrü bir günmüş

O kelebek, o bir günlük ömrünü yaşamak için ne sancılı bir metamorfoz süreci yaşıyor di mi... İnsan bunu düşününce kendi kısacık ömrüne sığdırdığı değişimleri, değişme isteğini ve yeniliği mutlulukla kucaklamalı. Biz de olgunlaştıkça kelebekler gibi oluyoruz, öncesinden tamamen farklı ama bir o kadar da güzel... Sennur Hanım'cığım güzelliklele dolu başlangıçlar olsun hep, sevgiler.

11 Mart 2013 15:54
Hadi hayırlısı, topyekûn sıyırıyoruz.

Merhabalar Ata Kemal Bey; siz ne güzel döktürüyorsunuz yazılarınızı çeşit çeşit, biz de keyifle okuyoruz ama sohbete bu kadarcık katılabiliyoruz:) Memleketimden insan manzaraları hikayeleri galiba okuduklarım. Sahi yaa evet öyle diyerek.Gene de gülümsettiği ölçüde seviyorum ben bu hikayeleri, ama birazcık daha medeniyet hiç fena olmaz değil mi... Ülkemizin gündemi borsa gibi bu kadar ani değiştikçe Cem Yılmaz gibi zeki ve iyi gözlemleyen insanlar dediğiniz gibi çook konu bulurlar paylaşacak. Çok keyifliydi,güzeldi yazınız, sevgiler.

01 Mart 2013 22:39
Hiç Sevmedim Onca Daldan Biri Olmayı

Hiç kimse hayata kötü olarak açmaz gözlerini değil mi Ata Kemal Bey; mis gibi bebek masumiyeti bir gün gelir çok gerilerde kalır.Çünkü hayat, olaylar, kendisinden önce masumiyeti çoktaan kaybedenler kaybettirir masumiyeti. Zamanımızda dışı güzel, özü kirli o kadar çok insan vardır ki hikayesini yazdığınız arkadaşın ellerinin kiri işte bu bebek masumiyeti gibi kalır herhalde. İnsancıl bir yaklaşımla anlatılan bu anı hüzünlü bir gerçekti...Sevgiler.

25 Şubat 2013 00:08
Sevmek mi, sevilmek mi?

Sevgili Şükran Hanım; Son cümlenize gelene kadar nasıl toparlasam da anlatsam duygularımı diyordum,Ancak siz çok etraflıca sorguladığınız kavramların özünü bir çırpıda seriverdiniz gözlerimin önüne. Sevmek kavramının yanında sevilmek beklentisi çok cılız kalıyor. Emek, koşulsuzluk ve özen gizli bence. Kalp gözü kapalı kavramı da benim demirbaş hislerimden biridir bir insana yaklaşırken. Harika bir anlatımla çok önemli bir konuya değindiniz, tebrik ederim,sevgiler...

24 Şubat 2013 23:41
Onur'un soruları

Küçükken vicdanı öğrenen çocuklar hayatta çok da yanlış yapmazlar ve bir sokak köpeğini beslemeyi öğrenen çocuk da çok vicdanlıdır bence. Sizden duyduğu, öğrendiği erdemler mutlaka küpe olacaktır kulağına.Şennur Hanım, ne kadar zengin olduğumuzu bize de hatırlattınız, çok teşekkür ederim. Çocukların dünyası muhteşem. Kızım şimdi 7 yaşında. Bir iki sene öncesine kadar uyumadan önce bazen bana Anneciğim seni dünyalardan, gezegenlerden, aydan,gökyüzünden hatta tavandan bile çok seviyorum derdi. Tavan onun için ne büyük birşey, çocuk masumiyetine bakar mısınız:) Hep böyle kalsa yürekleri, (Bu arada şimdi ona da okudum bu güzel yazıyı, çok beğendi, bir çocuk kalbini daha kazandınız.) Sevgiler.

20 Şubat 2013 22:49
Maslak 1543, La Minör Tuzla Konçertosu !

Önce yanlış okuduğum zannettim.Sizin Caddebostan-Tuzla rotası ile benim bildiğim mesafe tutuyor mu diye:) İnanılmaz. Bu arada bizim sektöre de hafiften bir dokundurmuşsunuz Külkedisi masalındaki peri gibi!:) Ben o zaman size iş hayatına henüz geri dönen biri olarak sahildeki projemden söz etmeyecegim:) İnsan, bir gününde birçok dala konabiliyor kuş misali. Din, siyaset, sanat, gündelik hayat öyle güzel harmanlamışsınız ki hakikatten keyifle, gülümseyerek ama Say'da içim sızlayarak okudum. Haklıyken haksız duruma düşmemek lazım. Haklılığa yazık. Derim ki her zaman, bana ne söylediğinden çok o "ne"yi nasıl söylediğin önemlidir. Üslup her zaman fikri,konuyu, haklılığı bastırır. Öykülerinize de bu olağanüstü günlerimde zaman ayırmaya çalıştım,e beraberinde merak geldi tabi.Keskin kaleminize sağlık,sevgiler.

19 Şubat 2013 23:02
İki Kadın Öyküsü

Merhabalar, Hakikatten ikinci öykü yürek burkuyor, hüzünlendiriyor insanı. Gerçek olması ayrı bir hüzün. Aynı derecede ilk öykü de gururlandırıyor tabi.Hayatın iki yüzünü özetlemişsiniz. Teşekkürler bizlerle paylaştığınız için.Saygılar

17 Şubat 2013 00:05
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 963
Kayıt tarihi
: 18.12.12
 
 

Hayatın sıradan olmadığını düşünen, bir yanı yazma eylemi için deli divane olan, iki harika annel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster