Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Yaş 31: Yolun yarısına 2 harf kala...

siz daha yolu yarılamamışken bu denli hüzünlüsünüz,ben ise yolun yarısını beş geçe yazmıştım yukarıdaki yazımı....

05 Ekim 2011 09:05
Yaş 31: Yolun yarısına 2 harf kala...

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.Dante gibi ortasındayız ömrün.Delikanlı çağımızdaki cevher,Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,Gözünün yaşına bakmadan gider.Şakaklarıma kar mı yağdı ne?Benim mi Allahım bu çizgili yüz?Ya gözler altındaki mor halkalar?Neden böyle düşman görünüyorsunuz;Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?Zamanla nasıl değişiyor insan!Hangi resmime baksam ben değilim:Nerde o günler, o şevk, o heyecan?.... Hüzün ve keder şairi Cahit Sıtkı Tarancı işte böyle üzülmüştü gelip geçen ömre, “yaş otuz beş! Yolun yarısı eder…” diyordu ve her kelimeye yaşamın acınası halini işliyordu. 10-10-2010 tarihi itibari ile 40.yaş günüme ilk adımımı atmış olacağım, yani ömrün yarısının beş adım ötesi. Zaman tünelinde hızla gelip-geçen ömrün ardında yüreğimizden kopan feryatların, dökülen gözyaşlarının artık hiçbir şeyi geri getirmeyeceğini biliyoruz aslında; ama çoğu zaman tükenen hayatın izlerine, aklar düşen saçlarda, kırışan tende, feri kaçan gözlerde veyahut eski bir resimde buluruz, artık her şey için çok geç olmuştur! Bundan tam 20 yıl önce yine bu gün yıllardır benim önemli anlarımın vesikası niteliğinde olan hatıra defterime gençliğin heyecanı ile şu notu düşmüştü,”bugün yirminci yaşıma ayak basacağım, artık hayata bambaşka bir pencereden bakma yaşındayım…” nasıl bir heyecan, nasıl bir coşkuyla hayata baktığımın belgesi bu kelimeler, ama şimdi duygularım aynı nokta da mı? Asla! Bir ağır yenilginin izlerini üzerinden atamamış bir neferin ezikliği var içimde, gelip-geçen zamanda çok daha güzel şeyler yaşamış olmak, çok daha güzel yerlerde olmak…bunlar değil istediğim, “çok daha coşkun yaşayamamak hayatı” beklide sorun burada, yirmi yıl önce kendime dair yazdığım nottaki duygunun aksini yaşıyorum şimdi, ömür yeterse yirmi yıl sonra acaba nasıl bir notu düşeceğimi doğrusu bende merak etmiyor değilim. 10-10-2030’da yine hayata ve kendime dair bir şeyler yazabilmek ümidi ile!

05 Ekim 2011 09:04
Ahmet Türk ve Kürt Siyasetçisi Olmak

ne yazık ki sevgili dostum,bu coğrafyada başımıza gelmedik kalmadı, yerinde bir benzetmemidir bilmiyorum ama hep hayata ve olaylara karşı"1-0" yenik başlıyoruz,bize küfür ve hakaret edebilirler alçakça ama biz sesimizi çıkarttığımız an türklüğü koruma kanunu balyoz gibi tepemizde,biz kimsenin kimseye hakaret etmediği kardeşçe bir ülke istiyoruz,yılmaz özdil gibi gereksiz zavallıları ciddiye almak itibar vermek olur,bırakın bağırsınlar,çok bağıran çok korkandır unutmayın...yazınız çok güzeldi,teşekkürler!

17 Nisan 2010 15:35
Eleştiri ve yoruma açıklık= Cesaret

Eleştiriye ve yoruma açık olmayanlar ne yazık ki olaylara objektif bakabilme yetisine sahip değildirler. Bir olayı,bir düşünceyi ve hatta bir insanı benimsemeyebilir,kabul etmeyebilirsiniz ama saygı ölçüsünden şaşmamak şartı ile hertürlü eleştiri ve yoruma açık olmak gerekir! Saygılarımla!

09 Aralık 2009 14:42
Beşiri'nin şairi

kutlarım güzledi sevgili kardeşim.-nejat erdim/mersin

11 Eylül 2009 16:07
Barış Sana

tebrikler,güzel ve anlamlı bir yazıydı,bir KÜRT olarak akan kanın durması,savaşın,kin ve nefretin yerini barışa ve kardeşliğe bırakmasını diliyorum ve umarım bu ülkede eşitçe ve özgürce yaşarız,eşitçe diyorum çünkü bu bir yurttaş olarak herkesin en doğal hakkı,milliyetçilik,ırkçılık ve ölüm üzerine politika geliştiren ve asker cenazelerinden rant elde etmeye çalışan şövensitlere Kürtler ve Türkler gereken cevabı verecektirler

04 Eylül 2009 10:42
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 519
Kayıt tarihi
: 02.09.09
 
 

Batmanın Beşiri ilçesinde doğdum, Mersinde yaşıyorum, edebiyata ilgi duyuyorum, yerel ve ulusal d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster