Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Benim Sevgili Kocalarıma!

Sanırım siz hâlâ Lale Devri'nden günümüze transfer olamayanlardansınız. Çorap yıkamak mı? O devir geçti. Ekmek yapmak mı? O devir geçti. Bulaşık mı? O devir de geçti. Çocuk doğurmak mı? İnan o da geçti. Temizlik mi? O devir de geçti. Koca derdi mi? O devir de bitti. Kadın, 'gadın' olmalı. Sanırım şu ufoları kullanan onlar ama, bakıyorlar ki erkeklerin geneli olanlarla idare ediyorlar, geri dönüyorlar. Benim gibileri de onca kalabalığın arasında göremezler elbette. (Aaa; çorap yıkamaktan bahsediyor kadın; aklından zoru mu var, ne...)

12 Kasım 2008 04:49
Benim Sevgili Kocalarıma!

Evlenmekte neden sınır söz konusu yapılıyor anlayamıyorum. Evsiz bir kişi de evlenebilir. Hele günümüzde TOKİ sayesinde bu hayli kolaylaştı sanırım. Hele iki kişi bir araya gelince daha kolay evlenebilirler. Ben, resmi de olsun diye 5 ayrı bayanla gittim, kağıt üzerinde de imza atarak aynı evde oturacağımızı belgelemiş olduk. Şimdiki gençlerden 4'ü, 6'sı bi araya gelip evleniyorlar. Ama ev için sadece bi tanesinin imza atması yetiyor. Kadın-koca mı? Şart mı iki insanı böyle isimlendirmek ki? Aynı evi paylaşan iki kişi işte. İkisi birden imza attığı için mi 'kadın ve kocası' oluyorlar. Ben bu ismi sevmediğim için müştereken kadınlarımla güle-oynaya gittik bi imza daha attık, evi de müşterek olarak kullanmadığımız için ben hanyalara, onlar da..., bilmem nerelere gittiler. Ama yine de hepsiyle arkadaşlığımız devam ediyor; telefonla hatırlaşıyoruz. Onlar da benim gibi evlenememişler daha. TOKİ beni fakir sınıfına koyar da bi ev verirse evlenmiş olacağım ben de. Bi de EŞ bulabilirsem

12 Kasım 2008 04:40
Atatürk reklamı...

Hürriyet gazetesi yazarlarından bazıları, bazı eleştirmenlerin kıskançlıklarından filmi menfi gördüklerini yazıyor. İyi de konuya vakıf Üniversite profesörleri de filmin Atatürk'ün manevi şahsiyetini zedelediği düşüncesindeler. Basında köşe kapmış yazarların yandaşlığı çok garip. Toplumu böyleleri yönlendiriyor. Bir başka konu, Alevilerin yürüyüşleri. Çölaşan Alevi vatandaşlarımıza öğüt veriyor; "şöyle yapın, böyle yapın." Hayret edilecek bir üslup tarzı. alevi vatandaşlarımızdan neyi, nasıl yapmaları gerektiğini bilen öyle profesyonel psofesörler var ki.. Dışarıdan gazel okumak denir Çölaşan'ın verdiği akıllara.

12 Kasım 2008 03:01
Bir Havva kızının yalnız bırakılmaması gereken zamanlar...

Benim doğup-büyüdüğüm yörelerde 'K' sert sessizi, 'G' yumşak sessizine dönüşürdü ve bundan hiç de rahatsız olmazdı her iki harf de... Birisi doğrudan yana bir cümle kurdu mu: "Ne gadın söyledin," Bir diğeri beğenilecek bir iş yaptı mı: "Ne gadın yaptın," Kısacası KADIN, güzellik, mükemmelin simgesidir. Amaaaaaaa; KADIN mı, kadınlar mı? Çok çeşitlilik gösteriyorlar. Ben, 'Hanımefendi' olarak tek kelimeye sığdırırsam muhatap olmak istediğim 'hatun' kişiyi; -Uykusu herşeyden önce gelir. -Yeme-içme arzusunun sözü olmaz. -İmkanlar dahilinde bedeni ihtiyaçları konusunda tartışma bile söz konusu olmaz. -Mutlaka muhatapların ortak ilgi alanları vardır ki, muhatap olmuşlardır. İlgi alanlarındaki hobilerin tatmini zaten iki tarafı da mutlu edecektir.(Konuyu açmanın anlamı yok sanırım.) Geriye duygularının derinliğini işlemek kalıyor. Lâfı neden uzatıyorum ki; ben mutlu olmak için can atıyorum. Mutluluğum da onun mutluluğuna bağlı olduğuna göre, bencilce onu mutlu et

11 Kasım 2008 02:00
Bir Havva kızının yalnız bırakılmaması gereken zamanlar...

Neredeymiş bunları arzulayan hatun kişi; ben bile daha karşılaşmadım. Evet BEN BİLE... Çünkü aradığım böyle bir hatun kişi. Niye BEN BİLE, deim?.. Ne bileceksiniz. Bilmeseniz de olur...

11 Kasım 2008 01:32
Nilüfer çiçekleri

bu kısacık yazıda hayli uzun bir film seyrettim. Deneme böyle olmalı işte. Okuru alıp, götürmeli...

11 Kasım 2008 01:17
Hoş Geldin Demeleri Sevdim

Sorgulanan kimliğim Gözlerine bakan karasevda yüreğimken, Daha fazla sen olamam ki Senden öte.. Heybemde geçmişin siluetleri Baskıcı, Hoyrat, Doymak bilmez birer canavar Bugünümü yutan! Ve Namludan çıkan sessizlik çığlığında Sevdadan başka ses yok Korkunun duvarlarında yankılanan.. Yaşanan, Sanki bir yalnızlık ayini Özgürlüğümden çalınan her şey adına! Heba olan her şeyi Harmanlarken hiçbir şeyle fark etmezlik yolunda, Derinlerde İrkilten bir şeyler var oysa, Uysal Mahzun Kırılgan bir kız çocuğu.. Hüznümden yadigar sanki bana... (06/09/2005 Ankara) Sevtap Özkahraman 'ın bu şiirini kendisi okurlara sunmadan ben sunayım.

10 Kasım 2008 18:04
Hoş Geldin Demeleri Sevdim

Hoş geldin. Başımız gözümüz üzerine geldiniz. Haydi bakalım; dök dilinin ucuna gelenleri. Zihninize açıklık, parmaklarınıza kıvraklık(kireçlenme falan yoktur inşallah) gelsin.

10 Kasım 2008 18:00
Sarışelale Falcı Bacı Olursa

Para vermeyince dediklerin çıkmaz ki senin. Bi hesap numarası da yazmamışsın ki... Emme bi şekilde çıktı sahi! İş deel de, yer çok deeşdirdim. Aşk deel gapımı çalan da; boşadığım avratlar. Ihı birinin gızı eve köpek getirmiş, garı dutmuş, "Ben köpekter tiksinirim, senin gapının ziline bassam açan mı?" diyo. Açmam arkadaş!.. Niye açayım ki; falcı bacı bak ne diyo: "Aşk gapını çalacak." Senin adın aşk deel ki.. Ben falcı bacının dediğine inanıyom. (Amauw; falcı deelimiş, yıldız okurumuş bu gız. Ayıp mı etdik, ne...)

10 Kasım 2008 02:39
Kalp hizasında sevilsin diye

"İki kişiye bi börek, sana ne gerek?!" Haklısınız; demogoji sizin gibilerin hayat tarzı..

08 Kasım 2008 10:35
Toplam blog
: 119
Toplam yorum
: 309
Toplam mesaj
: 101
Ort. okunma sayısı
: 612
Kayıt tarihi
: 01.10.08
 
 

Eğitimci- Gazeteci-Yazar İlköğrenimini Emirdağ'da, ortaöğrenimini Bolvadin, Eskişehir, Afyon'da..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Hayatınız roman ya da biyografi olarak yazılır.