Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Asansör'de öpüşmek...

Asansörden,yobazlığa ve yasaklara kadar sürdürdüğünüz yazınızı dikketle okudum.Trende sevişmek de, asansörde öpüşmek gibi fantezi bir durumudur.Coşku,mutluluk,özgüven gibi iyi hissetme duyguları verir,kişinin duygularını heyecanlandırır,cinsel isteği artırır,anıları canlandırır.Öpüşme sırasında harekete geçen ve endorfin adı verilen rahatlama hormonu insana herşeyi unutturuyor.Öpüşmenin dünyanın en güzel uyuşturucusu olduğunu söyleyenler de var.Bu bağlamda şehvet şehvettir, nerede tutacağı belli olmaz görüşüne katılırım.

25 Ocak 2013 15:47
Az sonra kapımı hangisi çalacak?

Mevsimlerden sonbahardır aşk kokan,hele aylardan eylülse..Aşk;Yağmur mevsimidir lakin, bütün aşk olmayan mevsimler boyunca, içimizde her daim var olandır.Aşkta "sussan olmaz, susmasan olmaz" Hele yürek? O hiç durmaz.Sevgiliyle konuşur gibi konuşur kendiyle.Ne zaman yüreğindeki kelimeleri kanatan susarsa, işte o zaman hain bir mevsim olur sevgili; "susma,konuş benimle der"; der de son söz söylenmiş olur çoktan.Ve ayrılık,yine aynı mevsime rastlar. Tıpkı aşk gibi, ayrılıktır Sonbahar ve ağlayan gözlerin katresidir, karışan yağmurlara...

25 Ocak 2013 15:20
Türkçemizde, kullanılan, gün ve ay isimlerinin kökenleri...

Ocak;ocak/ Şubat;gücük/ Mart;yelin/ Nisan;açaray/ Mayıs;gülay/ Haziran;bozaran/ Temmuz;biçim/ Ağustos;derim/ Eylül;verim/Ekim;ekim/ Kasım;bölen/ Aralık;aralık olarak türkçeleştirilmiş. Ancak bazı kelimelerin türkçeleştirilmesi, dilimize yerleşmiş söylemlerinden farklı ifade edilmesi bir tuhaf: Kampüslere zamanla yerleşke denilmesi ve başlanması gibi.Bazı kelimelerin farsça ve ibranice,arapçadan gelmesi uygundur.Ben ingilizcenin türkçe cümlelerin arasına yerleşmesine çok karşıyım.İngilizce isimlerin kullanılmasına...Keyif veren bir okuma oldu benim için,iyi ki yazmışsınız.

25 Ocak 2013 15:03
Kadın, her zaman en son sözü söyleyendir !..

Evlilik bir kale gibidir.Dışardakiler oraya girmek için,içerdekiler de çıkmak için uğraşır dururlar/Çin atasözüdür.Şu +'ladığınız eşlemelerin hiç birine katılmıyorum.Aşk,ilişki,evlilik,hamilelik;aptal ve akıllı ayrımı gerektirmez.Bunun için (iki kişi),bir erkek bir dişi yeterlidir.İki aptalla bir ilişki olabilirse,iki akllıyla aşk bile olmayabilir.Eğer aşk var ise,bu evlilik olmayabilir,evlilikte aşk olmayabilir.İlişki vardır ancak, aşk bitmiş,evlilik hiç olmayabilir.:Hamilelik aşktan olabilir,aşk olmadan hamile kalınabilir.Hamilelik olabilir,belki evlilik mümkün değildir.(aşk-ilişki-evlilik ve hamilelik yorumlarım için bknz;akıllı/aptal erkek kadın eşlemelerine:)Aynı kurguyu patron/eleman eşlemesi için de kullanabiliriz.Tek gerçek,Latin edebiyatının ünlü ozanı Horatius'un dediği gibi;Carpediem,"anı yaşa"mak! “Henüz vaktin varken tomurcuklarını topla.Zaman hala uçup gidiyor.Ve bugün gülümseyen bu çiçek,yarın ölüp yok olabilir”.Bugün var olan herşey yarın yok olabilir!Keyifli blogtu.SVG

25 Ocak 2013 14:44
Medya Tava Komedyenleri

Shaub Lorenz ve Grunding olarak hatırlıyorum ben 80 lerin tv markasını.Belki de siz bunu hatırlayamayacak kadar genç olabilir misiniz? :) Başka yönden ve açıdan bakmaya gerek yok.Sizin ortaya koymaya çalıştığınız ve o kültüre ermiş bir çok insanın, bu ülkede ne yaşatıldığı ve ne yaşamaya itildiği apaçık ortada. Bu analizler ve farklılıkları ortaya koymak bizi hiç bir zaman o avrupa standartlarına eriştirmeyecek.İllaki İsveç İsviçre, Avusturalya veya Fransa değil de model,illaki İran,Arabistan... Biz ve bizim gibiler kendi içinde ve düşüncesinde Avrupalı olabiliyor ancak."Macun"a prim sağlayan karakterler "çok oldu"ğu sürece;evlerinin önü de mersin;onlar gider tersin tersin!

24 Ocak 2013 17:24
Hazal Kaya'nın şöhreti, yurt dışına taşacak !..

Bloğunuzun şu an 3868. okuyanıyım.Lütfen anlatmak istediğimden farklı olarak yazınızı yerdiğimi düşünmeyin olur mu? 3868 kez okunur muydu acaba daha eğitici, daha haber içeren,daha siyasi ya da ne bileyim? Anladınız siz onu!!! Bir Hazal Kaya demişsiniz rekora gider gibi bir rakam daha bir iki günde.Hayır, biz zaten sizin bloğunuzun takipçileri olarak daima sayfanızdayız da; ben bizlerin dışındaki o 3000 gibi bir rakamdan söz ediyorum. Nedense bu tarz konular daha bir okunası. Ben de "Başkanlar da sex yapabilir" yazmıştım, hayatımın okunma rekoruydu! Ve naçizane;Sanki sizin kişiliğiniz ve edinimlerinizin,kültürünüzün çok uzağında bir haber gibi geldi bu yazınız bana! Ben size bakınca daha farklı yazılar bekliyorum,öyle bir izlenim bırakıyorsunuz. ne bileyim;Hazal Kaya biraz...biraz...ımmmm??!!!!

22 Ocak 2013 10:07
MB'da Öne Çıkanlar

Bu bloğu zamanında farketmek üzülmeme neden oldu. Geç de olsa teşekkür etmek istedim. Yer verdiğiniz tüm isimler adına ve elbette öncelikli kendi adıma...Fakat bir detay(eklemeden geçemeyeceğim) Bu platformda, blog yazarlarını belli bir kategoride toplamak dereceyelendirmek, otorite olarak kabul edilmekte.SAKIN ALDIRMAYIN!! Çünkü bir insanın en beğendiklerini kendince kategorize etmesi,ne bir otorite sayılabilir,ne de ukalakıkla nitelendirilebilir.Bunu yapanlara hatırlatılması gereken çok sıradan bir söz var;"Zevkler ve renkler tartışılmaz!" Sevgiler...

22 Ocak 2013 09:37
Levent Kırca’ya haddini bildirmek kimin haddi?

Program Altaylı'da dahil olmak üzere,birçok kişiye haddini bildirir türdendi.Ben Kırca'ya bildirilen bir"had" görmedim.Kişiliğinin/kültürünün medeniyetini konuşturarak,"bir takım insanlar"ın siyasetin neresinde durmaları gerektiğini,nerede yer almaları ve bir gazeteci olarak gündeme neyi taşımaları gerektiğini bildirdi Kırca!Programın başından sonuna kadar ki yayınında tüm ifade ve dikkat çekmek istediği konularda tamamıyla Levent Kırca'nın tarafında oldum.Ahmet Hakan'da,tıpkı Altaylı gibi,Kırca'nın ne söylemek istediğinden uzakta kalacak ve detaylardaki ayrıntıyı bertaraf ederek,konuyu başka yerlere taşıyacak bir potansiyele sahiptir.Eğer gerçekler,yapılması gerekenler ve bunlardan çıkarılacak sonuçlardan uzak durarak az önce sözünü ettiğim şekilde had bildirmek,had bildirmekse,buyursun bildirsin.Kendi egolarını tatmin etmek olacaktır bu.Zira halkın gözünde,ışık diye oraya yürümek,ne aydınlatmak,ne de aydınlanmak değildir.Kırca/Altaylı ve Ahmetciler mutlaka var!Bu da hatırlanmalı.SVG.

21 Ocak 2013 17:30
Hazal Kaya'nın şöhreti, yurt dışına taşacak !..

Hazal Kaya ya da bir başkası...Film ve dizilerde başarı yakalamış birini niçin tanıtım sayfası yaptınız anlayamadım? :)Herkesin "Hazal'ın künyesini merak ettiğini" tesbit etmiş olmalı ya da başarısını anlatmak istemiş olmalısınız sanırım? Şahsi fikrim belki de hakkında blog yazılacak kadar dikkat çekilmesi gerekmezdi belkide. Fakat mutlaka (anlatmaya gerek gördüğünüz üzere,) ben, filmi kısa sürede izleyeceğim. Filmin konusu ve verilmek istenen ana fikirden sonra, oyuncular ve başarıları konusunda, en son da "kimmiş bunlar" konusunda size katılabilirim.:)) Sevgiler.

21 Ocak 2013 15:55
Ölmek zamanı

"Arda arda bilmem kaç zemheri geçti...Dışarıda gürül gürül akan bir dünya, kar yağıyor bir yandan.Zemheri de uzadıkça uzadı....;Seni "bahar"mışsın gibi düşünüyorum" /a.arif

21 Ocak 2013 13:17
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 607
Kayıt tarihi
: 08.04.10
 
 

Yemek seçmem, kızartmayla köfteyi tokken bile yerim. Çaysız ölürüm; migrenim tutar. Ya çoktur bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Belki de bu dünya başka bir gezegenin Cehennemi'dir!