Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Atatürk’ün yarım kalan ideolojik evrimi

Elinize sağlık, güzel bir yazı olmuş, çok başarılı bir gözlem ve yazın oluşturma yeteneğiniz var. Ama bilgi eksiklikleri ve hatta -maalesef- yanlışlıkları da var. Eğer tezinizi doğru kabul edersek, CHP’nin Bülent Ecevit önderliğinde 1970’lerde aldığı %45 i bulan oyları nasıl açıklayabiliriz? Üstelik Atatürk’ün Marxist bir tarafı olduğuna dair bir kaynak da bilmiyorum ben. Atatürk aslında 3. Selim ile başlayan Batılılaşma veya Bilimleşme akımını en üst tepeye çıkaran insan. Yani bir evrimden söz edeceksek 3. Selim’in hakkını yememek lazım. Ama özde samimi, akıcı ve kendi içinde tutarlı çok güzel bir yazı olmuş. Tebrik ederim.

11 Kasım 2013 15:29
Türkiye’de Suriyeli Mülteci Olmak

Gelecek vaadeden bir muhabir gibi çalışıyorsunuz. Gerek gözlemleriniz, gerekse de resimleriniz okuyucuyu olayın içine sokuyor. Stilinizi beğendim ve bir çok bloğunuzu keyifle okudum. Başarılar diliyorum :)

11 Kasım 2013 15:11
Gezi eylemlerinin Anadolu halkına yansıması

Elinize sağlık. İlginç bir yazı. Gözlemlerinizin doğru ve isabetli olduğunu düşünüyorum ama olayın yorumlanması konusunda farklı düşüncedeyim. Dünya basın özgürlüğü endeksinde 179 ülke arasında 154. sıraya düştüğümüz düşünüldüğünde (ki linke baktığınzda 10 sene önce 99. sırada olduğumuzu görebilirsiniz) toplumda bir bilgilenme sorunu olduğunu anlayabiliriz. Mesele şudur: doğru olarak bilgilendirilmeyen bir halk ne kadar doğru karar verebilir? Bence bu unsuru da dikkate almak gerekir. Bakınız: http://en.wikipedia.org/wiki/Press_Freedom_Index

11 Kasım 2013 15:08
AKP'nin Marmaray'ı varsa, CHP'nin de Sarıgül'ü var!

Ali bey, verimli ve etkin bir yazarsınız. Bu yazınızda şu cümlelerinizi çok beğendim:” Önyargı ve fanatizm acizliktir. Yenilenememek, yenileşememek o kadar büyük bir acizliktir..”. Kesinlikle katılıyorum. Yalnız, bu cümlelerinizi muhafazakar bir iktidarı savunmak için kullanmışsınız. Üstelik yermeye çalıştığınız parti de Atatürk’ün devrimci/yenilikçi partisi CHP olmuş. Yazınız maalesef bunun gibi ciddi temel yanlışlıklar içeriyor. Erdoğan, muhafazakardır; doğru olduğuna inandığı bazı dogmaları muhafaza etme mücadesi verir; iyi de bir muhafazakar liderdir. Amerikalı Bush da, İsrail başbakanı Netanyahu da muhafazakar ve dindardır; mantıkları aynı, yalnızca dinleri farklıdır. CHP ise devrimci/yenilikçi bir gelenekden gelir. Obama’nın partisiyle aynı sol taraftadır. Bu halk CHP’ye de 1970’lerde %44 oy vermiştir, ama seçim yasası farklı olduğundan tek başına iktidar olamamıştır. Evren’in getirdiği seçim sistemiyle ise AKP %35 oyla %70 milletvekili almış ve bugünkü iktidarına başlamıştır.

11 Kasım 2013 04:58
Sarıgül sevdası, bayram şekeri tadında (Sarıgül: 1 Eylül'de CHP'deyim!..)

Öncelikle bir önceki yorumum için özür diliyorum. Yer sıkışıklığından, bazı cümle ve kelimeleri çıkarınca yorumun ne kadar kaba göründüğünü anlayamamışım. Öncelikle, blog’unuz için teşekkür ediyor, selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Bu arada aklıma gelen bir şeyi de paylaşmak isterim. Geçenlerde elime Ahmet Emin Yaman’ın anıları geçmişti. 1. DÜnya savaşı döneminde Atatürk ile bir trende rast gelmiş ve dönemin efsane komutanıyla konuşma fırsatını kaçırmamış. Atatürk “Aslında ordumuz o kadar da kötü değil ama koltuk sevdaları, adam tutmacılık ve kişisel çıkarlar nedeniyle kaybetmeye mahkum oluyoruz” demiş. Ne kadar ironik! Daha sonra hayatını bu toplumu bu ilkelliklerden kurtarmaya adasa da; acıdır, kendi kurduğu parti ve cumhuriyet de gene bu sosyal hastalıklar nedeniyle kaybetmeye mahkum oluyor. Selamlar , sevgiler..

18 Ağustos 2013 17:29
Köy enstitüleri ve ABD

Şevket bey, ayrıntılı bilgileriniz için elinize sağlık.Yalnız, burada bir noktayı belirtmek isterim. ABD’de de Türkiye’de olduğu gibi ilericilerle muhafazakarların (sağ-sol) mücadelesi vardı aynı dönemde, ve hala bu mücadele devam ediyor. Köy Enstitüleri dediğimiz özgürlükçü eğitim modelleri ABD’de çok ciddi savaşımlar sonucu işlerlik kazanmıştır. Tarihe Kültür ve Bilim savaşları olarak geçen bu mücadelede, Dewey önderliğindeki sol kesim Türkiye’de bir dönem rahatlıkla uygulanan o modeli uygulayabilmek için onyıllarca savaşmak zorunda kalmıştır. Vurgulamak istediğim şey şu: ABD homojen veya statik bir yapı değil. Truman’ın köy enstitülerinin kapatılması yönünde bir talimatı olduğuna dair bir veri bulamadım. Üstelik, Truman Demokrat Partiden gelen bir Amerikan başkanı, yani bir solcu, Dewey’e verdiği destek de biliniyor. Benim kanaatim: Köy Enstitüleri gibi ilerici kurumlar muhafazakar kurumlara ters gelen kurumlar, koyu muhafazakar toplumlarda ayakta kalmaları maalesef zor.

16 Ağustos 2013 15:50
Köy enstitüleri ve ABD

Şevket bey, ayrıntılı bilgileriniz için elinize sağlık.Yalnız, burada bir noktayı belirtmek isterim. ABD’de de Türkiye’de olduğu gibi ilericilerle muhafazakarların (sağ-sol) mücadelesi vardı aynı dönemde, ve hala bu mücadele devam ediyor. Köy Enstitüleri dediğimiz özgürlükçü eğitim modelleri ABD’de çok ciddi savaşımlar sonucu işlerlik kazanmıştır. Tarihe Kültür ve Bilim savaşları olarak geçen bu mücadelede, Dewey önderliğindeki sol kesim Türkiye’de bir dönem rahatlıkla uygulanan o modeli uygulayabilmek için onyıllarca savaşmak zorunda kalmıştır. Vurgulamak istediğim şey şu: ABD homojen veya statik bir yapı değil. Truman’ın köy enstitülerinin kapatılması yönünde bir talimatı olduğuna dair bir veri bulamadım. Üstelik, Truman Demokrat Partiden gelen bir Amerikan başkanı, yani bir solcu, Dewey’e verdiği destek de biliniyor. Benim kanaatim: Köy Enstitüleri gibi ilerici kurumlar muhafazakar kurumlara ters gelen kurumlar, koyu muhafazakar toplumlarda ayakta kalmaları maalesef zor.

16 Ağustos 2013 15:50
Köy enstitüleri ve ABD

Şevket bey, ayrıntılı bilgileriniz için elinize sağlık.Yalnız, burada bir noktayı belirtmek isterim. ABD’de de Türkiye’de olduğu gibi ilericilerle muhafazakarların (sağ-sol) mücadelesi vardı aynı dönemde, ve hala bu mücadele devam ediyor. Köy Enstitüleri dediğimiz özgürlükçü eğitim modelleri ABD’de çok ciddi savaşımlar sonucu işlerlik kazanmıştır. Tarihe Kültür ve Bilim savaşları olarak geçen bu mücadelede, Dewey önderliğindeki sol kesim Türkiye’de bir dönem rahatlıkla uygulanan o modeli uygulayabilmek için onyıllarca savaşmak zorunda kalmıştır. Vurgulamak istediğim şey şu: ABD homojen veya statik bir yapı değil. Truman’ın köy enstitülerinin kapatılması yönünde bir talimatı olduğuna dair bir veri bulamadım. Üstelik, Truman Demokrat Partiden gelen bir Amerikan başkanı, yani bir solcu, Dewey’e verdiği destek de biliniyor. Benim kanaatim: Köy Enstitüleri gibi ilerici kurumlar muhafazakar kurumlara ters gelen kurumlar, koyu muhafazakar toplumlarda ayakta kalmaları maalesef zor.

16 Ağustos 2013 15:50
Köy enstitüleri ve ABD

Şevket bey, ayrıntılı bilgileriniz için elinize sağlık.Yalnız, burada bir noktayı belirtmek isterim. ABD’de de Türkiye’de olduğu gibi ilericilerle muhafazakarların (sağ-sol) mücadelesi vardı aynı dönemde, ve hala bu mücadele devam ediyor. Köy Enstitüleri dediğimiz özgürlükçü eğitim modelleri ABD’de çok ciddi savaşımlar sonucu işlerlik kazanmıştır. Tarihe Kültür ve Bilim savaşları olarak geçen bu mücadelede, Dewey önderliğindeki sol kesim Türkiye’de bir dönem rahatlıkla uygulanan o modeli uygulayabilmek için onyıllarca savaşmak zorunda kalmıştır. Vurgulamak istediğim şey şu: ABD homojen veya statik bir yapı değil. Truman’ın köy enstitülerinin kapatılması yönünde bir talimatı olduğuna dair bir veri bulamadım. Üstelik, Truman Demokrat Partiden gelen bir Amerikan başkanı, yani bir solcu, Dewey’e verdiği destek de biliniyor. Benim kanaatim: Köy Enstitüleri gibi ilerici kurumlar muhafazakar kurumlara ters gelen kurumlar, koyu muhafazakar toplumlarda ayakta kalmaları maalesef zor.

16 Ağustos 2013 15:50
Sarıgül sevdası, bayram şekeri tadında (Sarıgül: 1 Eylül'de CHP'deyim!..)

Refah partisi en son %15lere düşmüştü; kimse de % 25’leri bulacağına bile ihtimal vermiyordu. AKP kurulurken, Abdullah Gül kendisi daha kıdemli olmasına rağmen “Sen halkdan daha çok oy alabilirsin” deyip parti liderliğini Tayyip Erdoğan’a verdi. Bu akılcılık Türkiye’nin kaderini değiştirdi. Populer bir belediye başkanı olan Erdoğan’ı halk seviyor, becerikli görüyordu. Sarıgül’ü de halk seviyor ve becerikli görüyor. Ama CHP’ye üye olsa ne olur? Parti içi demokrasi mi var? Seçim kazanmakdansa partideki yerini korumayı yeğleyenler dolu parti meclisinde. ABD’de parti başkanlığı için Obama ile kıyasıya savaşan Hillary Clinton parti içi seçimi kaybettiğinde, “Demek ki Obama daha çok oy alabilecek, son gücümle onun arkasındayım” dedi. Türk solunda halkın sevdiği oy vereceği bir lider var ama Türk solunda bir Abdullah Gül yok. Türk sağında herkes Erdoğan’ın hayranı mı sanıyorsunuz? Ama seçim kazanıyor. Türk solu seçim kazanabilecek liderinde armudun sapı, üzümün çöpü arama lüksüne sahip mi?

15 Ağustos 2013 20:44
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 850
Kayıt tarihi
: 04.12.06
 
 

İnovasyon, Yapay zeka, Eğitim, İngilizce Öğrenimi ve Girişimcilik konularında çalışıyorum. En büyük ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster