Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Alan Parsons Project, Mahler ve dinlediklerim

Eric Woolfson ayrıldı, kendi yolunu çizip Freudiana gibi müzikal tadındaki çalışmalara imza attı ama Alan Parson's şimdilerde oğlunun da desteğini alarak, yine ses mühendisliğini konuşturduğu albümlerine devam ediyor. Try Anything Once ve On Air'den sonra A Valid Path'i çıkarttı. Dinlemediyseniz özellikle bu sonuncuyu mutlaka edinin derim. Mammagamma 2004, A Recurring Dream Within A Dream ve benim favorilerim Return To Tunguska ve Chomolungma'yı herkese öneririm. Return To Tunguska'da David Gilmour'un gitarını dinlemek ayrı bir zevk tabii.

30 Mart 2007 15:04
Hasretin 6. yıldönümü

Kırkı çıktı, biz de dayımı toprağa vermiştik geçenlerde. Annemler 5 kardeş, dayım 4 numaraydı içlerinde. Teyzelerim onun annesi olacak yaşta neredeyse, en çok da onlar üzüldü. Ama ölüm gerçek, hem de kaçınılmaz biçimde. Dediğin gibi Emre, aileye yeni direkler gerekli. Ölenlere üzülmek yerine, onları iyi yanlarıyla anmak, onlardan kazandığın iyi şeyleri sürdürmek, onların mirasına sahip çıkmak gerek. Sen sevginle ve saygınla gerek büyüklerinin, gerekse küçüklerinin yeni direği ol. Allah sana ve sevdiklerine uzun ömür versin, ölmüşlerinize rahmet etsin.

30 Mart 2007 12:51
Tartışarak evrimleşmek

Fen Lisesi mezunuyum. Okul yıllarımda bizim şubede takunyalılar da vardı. Lakabım Darwo'ydu, hele bir tanesi vardı ki bunu hakaret olarak tükürürcesine söylerdi. Biyoloji öğretmenimiz İpek Hanım bir noktada buluşturmuştu aslında bizi. Evrimi bir kenara bırakmamızı, jeolojik süreçleri geriye çevirmemizi istemişti. En başa kadar döndüğümüzde (Big Bang) "İşte ben bu noktadan daha öncesini açıklayamıyorum ve bu noktada bir yaratıcının varlığına inanıyorum." demişti bizlere. Ama ekonomik koşulların zorlaması sonucu dersaneye gittikten sonra, din bilgisi "hocalarımız" sayesinde uzlaşma filan kalmadı tabii. Ben de hep düşündüm, bir resmi en ince ayrıntısına kadar boyayıp ortaya çıkarmak mı daha mucizevi; yoksa tuvale tek bir boyalı fırça kılını değdirip ordan kendi kendine, belirlenmiş kurallar dahilinde serpilip gelişen ve sürekli çeşitlenen bir tablo yapmak mı? Daha çoook tartışma götürür bu konu. Bilimin, dinsizlik olmadığını anlayıncaya kadar da bitmez.

30 Mart 2007 09:05
İki şehrin hikayesi

Allahtan İstanbul'dan kurtuldum. Tamam, eğlence orada, sanat orada, işlerin çoğu orada ama ne pahasına!.. İstanbul için bir görev verseler, istifa nedenimdir derim hep işyerinde. Gönlü İzmir'de kalanların tez zamanda İzmir'e kavuşması dileğiyle!..

29 Mart 2007 11:32
Sensiz bir kişi eksiğiz

Aşağı yukarı ben de o kadar yazıyı okuyabiliyorum. Yavaş yavaş düzenli izlediğim kişiler de çıkmaya başladı. Yazdıkça ve okudukça, hem yeni bilgiler ediniyor, bakış açıları kazanıyor, hem de kendimle ilgili ipuçları yakalıyorum. Konuşarak kendimi anlatmakta ustayım diyebilirim ama yazmak ayrı bir macera. İnsanı dinginleştiren, olgunlaştıran bir yanı var. Blogla uğraşmak hem okuma, hem de yazı yönünden doyurucu olduğu için apayrı bir serüven. Bu heyecanı yitirmememiz dileğimle!..

28 Mart 2007 08:57
İzmir'liyim... O halde şanslıyım...

Gece dandik komşumun gürültüleri yüzünden biri geçe uyumuş, sabah da iş konusunda halen yeterli açıklamalar getirmeyen bir e-posta mesajıyla daha da sersemlemişken, bu yazı ilaç gibi geldi. Asansör'e her defasında çıkacağım derim, hep de kalır. Genelde 2 günlüğüne geldiğim için ne Kordon'da günbatımında oturabildin, ne Asansör'e çıkabildim, ne de Konak'tan Buca'ya kadar öğrencilik günlerimde yaptığım gibi yürüyebildim. Ama bu kez kesin, ilk İzmir seferimde Asansör'e de çıkacağım, Kordon'da da oturacağım!.. Gözümde tüttürdünüz memleketimi!.. Sağolun!.. Benim için de bakın Körfez'e doğru, olur mu?

27 Mart 2007 09:49
Eski karın ağrım: A.Ö.F. sınavları

Ah sevgili dostum, sınavlar bitmiyor, bitmeyecek de!.. Daha iş sınavları var, bir bankaya ya da benzer bir kuruma girersen eğitim sınavları var, terfi sınavları var!.. Ömrümüz sınav olmuş yahu!.. :)) Herkese sınavlarında başarılar!..

23 Mart 2007 18:19
"Win Win"ciler ile "Bön Bön"cüler

Bu konularda yazmak gerçekten zor!.. O kadar dallanıp budaklanıyor ki, asıl konu çerçevesinde kalıp sabırlı bir biçimde anlatamıyorum bir türlü içimden geçenleri. Elinize sağlık Aydın Bey, en ince ayrıntısına kadar düşüncelerinize katılıyorum!.. İçteki fasa fiso sorunlarda aslan kesilenler, özellikle dış politikada kuzuların sessizliğini oynuyor. Ekonomik adaletsizlikler, yüze göze bulaştırılan dış politika, Ermeni diasporasının ve Rumların dayatmaları, Kuzey Irak Kürtleri'nin küstahlıkları, yükselen milliyetçilik derken, iyice sorunlar yumağına gömülüyoruz. Umarım en büyük gücün yine kamuoyu olduğunu hatırlarız. Oyumu ben de şimdiye kadar yakmadım, yakmayacağım da.

22 Mart 2007 12:02
Can'lı mı, Can'sız mı?

Az önce gözüm yeniden bayrak açtırdıkları o delikanlının yanında fotoğraf çektirenlerin resmine takıldı. Yüzünde gülümseme var adamın, çocuğun işlediği cinayetten gurur duyduğu belli. Bunun gibi kaç kişi olduğunu düşündüm. Gaziantep'te Antep Lisesi'nin o tarafta bir dükkan pankart asmış, "Hepimiz Türküz!.." diye. Komşumuz diyebileceğim Ermeni aile geldi aklıma, gördülerse ne düşünmüşlerdir? (Hoş, bakın mezarlığa, taşlarında "El Fatiha" yazar Hıristiyan olarak gömüldükleri halde). Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve daha nicesi doğruları söylediklerinden dolayı katledilmediler mi? O fotoğrafta gururlu ifadelerle yer alanlar, bir filmle Amerika'yı dize getirdiklerini sananlar gerçekten bu kadar çok mu? Buna karşı Geceyarısı Ekspresi'ni ilk kez izlememizi sağlayan "Can Hoca"mız gibiler bu kadar az mı?

21 Mart 2007 15:53
Adana maceram ...

Mıcı mıcı değil de bici bici olmasın o? :)) Yapması çok kolay aslında, nişasta peltesi pişirin az şekerli, küp küp doğrayıp kaseye koyun. Buzları naylon torba içinde dövüp ince kırıklayın, peltelerin üzerine bolca yayın. Üstüne kaşık kaşık pudra şekeri doldurun, gül suyu veya isterseniz meyve şerbeti gezdirin, afiyetle yiyin. Peltesiz hazırlarsanız, ismi karsambaç olur. Adana'da Ora Cafe'de yaz kış bulursunuz, aklınızda olsun.

17 Mart 2007 02:00
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 2065
Kayıt tarihi
: 05.03.07
 
 

Bankacılığı bırakıp kendini reel sektörün kollarına atmış bir adamım... Kitaro başta olmak üzere ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster