Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Kırmızı Nil Mührü*

Öyledir ne yazık! Bir tike eti esirgeyen insan bugün Konfüçyüs'un yaktığı mum ile aydınlanıyor. Heyhaaat!!! Selam ve saygılar

01 Haziran 2017 20:20
Kırmızı Nil Mührü*

"Ben öldükten sonra.....ne yazar" Genellikle ışığın, kandil ışığı mı yoksa mum ışığı mı olduğunu ne yazık ki söndükten sonra anlıyoruz. Hep söndükten sonra anlıyor çağın insanı. Bu anlamda güzel ve dikkat çekici bir noktayı da işaret etmiş oldunuz. Selam ve saygılar...

30 Mayıs 2017 19:22
Beni seveceksin” dediler…

Bir yenisi eklenecek "anılarınıza". Şimdiden tebrikler ve bolca gerçek okuyucular. Öyledir, çoğu kez en gereksiz olandır elde kalan. Self-sterlizasyon süreçlerinde iyiler elimine olurken değersizliklerin eleküstü keyfi istenmeyen bulantı durumudur. Varoluşun kapı kilidi bu anların katmanları arasında saklıdır gerçi ama o baş dönmesiyle bu kıvrımlara erişmek kabil olmayabiliyor. Belki bu anlarda gereklidir ayna. Bu anlarda aşk göz kırpar. Benliği hiçlikte yeniden yaratma serüvenine cesaretle yelken açabilmek için elde var ayna diyebilmenin umut ve edimiyle. Saygı ve sevgiyle...

26 Mayıs 2017 14:35
Kırmızı Nil Mührü*

Aşk sağanaklarından hiç bir toprak fayda bulmamış da olsa, aşk olsun! O martının beyazlıgındaki sonsuzluk, o rüzgar esintilerindeki serinlik gibi... Sevgiyi kurtaran aşktır. İkinciye giden yol üzerinde konaklar birinci. Selam ve saygılar.

24 Mayıs 2017 19:09
Ben, senin aynanım.

Az önce kitabınızı, Yağmurdan Sonra Deniz, bitirip kapağını kapatıp kısa bir değerlendirme( malum buradaki sınırlı olanakla bir kitap değerlendirilemez. Hele konu aşksa. Üstelik sizin tezgahınızda dövülmekteyken) yaptıktan sonra tekrar baktım sayfanıza. Bu yazınızı okudum. Kendimizi "bişey" zannediyoruz diye bu kadar vurmayın yüzümüze!. Mujiklere döndük düpedüz. Haklısınız ama. Sadece poz veriyoruz. Biz olmayan pozlar. Yaşanmamış yaşamlar, sevgisiz sevişmeler, aşksız özlemler. Makinalaştık. Şeklimiz şemalimiz düğmeye basanın insafında. Eğip büküyorlar, kırıp döküyorlar ama verilen rollere sıkı sıkıya sarılıp susmayı, görmemeyi ve duymamayı erdem haline getirmiş durumdayız. Üç maymun misali. Belki birilerimiz bir yerlere tırmanmayı başarabiliyor ama, onlar da yükseldikçe ayıplarını hayasızca sergilemekten başka bir halt etmiyorlar. Geri kalanlar da çamur içinde debelenip duruyor ama yükselenlere imrenmekten gerçekliklerinin farkında bile değiller. Ne olacak bu memleketin insanlarının ha

23 Mayıs 2017 22:44
Yağmur'dan sonra Deniz'e ne oldu?

"Afetheite Stin Agapi" Duyup duymadığına çığlığın sahibi karar verecektir. Okudum kitabınızı. Yağmurdan Sonra Deniz. Redaksiyon sorunları, editör atlamalarının sebebiyet verdiği sakatlanmalar olsa da, hikayenin özünden ve gerçeklikle kurmak istenilen bağ kapsamında etkili olabileceklerini düşünmüyorum açıkçası. Sarah Jio'nun Mart Menekşeleri'ndeki bazı sürpriz karşılaşma ve olayların benzerlerine yakın sahnelerin olması da sadece gerçeklik bağlamında ele alınmalı ki, bu anlamda da bir sorun yok bence. Yalnız, Yağmur düzeyinde bir kadının aşkı sevimli bir dostun halhala takması ile başlayan iki saatlik bir zaman diliminde yakalayabilmiş olması sizin aşk üzerine yazdığınız yazılarla kıyaslandığında biraz aceleye gelmişe benziyor. Halhalın minik halkalarına düşen kıvılcımla başlayan aşk yangınla metamorfize olarak boyut değiştirmiş sonuçta, Baran İsmail den izin alarak Denize dönmenizle nihayetlenmiştir. Artık okuyucunun zihninde aşk izleri bıraktığınıza göre....

23 Mayıs 2017 22:25
Aşk sana benzer…

"Ben Aşk'ım" başlıklı yazınızla birlikte değerlendirmek istiyorum. Her iki yazınızda da; aşkla "hiç" leşmek ve "hiç" ken aşk olmak temelli vurgularınız var. Yarı baygın durumda olan birini kendine getirmek üzere tutup yakasından silkeleriz ya, az daha soft bir tarzda silkeliyorsunuz okuyucuyu. Diğer yazılarınıza kıyasla burada "oh be şükür" diyesi geliyor insanın. Hayır! Yanlış anlamayın lütfen.Rahatsız değilim. Tam tersi sizi okumaktan büyük keyif alıyorum. Hatta ansızın çıkardığınız kroşeler her ne kadar çenemde patlıyor, düşünsel ve duygusal dimağımda şimşekler çakıyor sa da haz aldığımı itiraf etmeliyim. Belki toplumsal ortak paydamız olan mazoşist yaralarım depreşiyordur, kim bilir? Egoların zırhı altında eğilip bükülen kişilikleri aşkla buluşturma çabalarınızı uzaktan okuyarak anlamanın çok kolay olmayacağını biliyorum. Ama "hadi rastgele" demek de istemiyor değilim hani!... Selam ve saygılarımla..

22 Mayıs 2017 21:21
Bir yanık rüzgardır aşk... Aşk sağanaktır... Gel!

Değer veriyorsanız değerlisinizdir. Yorumcularınızın yorumlarını en az yazdiklarinız kadar ciddiye aldığinızın farkındayım. Bu, yazma işine saygınızın da bir göstergesi. Tahmin ettiğiniz gibi "rüzgarsız" hatırlatması sadece bir latife idi. Eh, doğru zamanda ve doğru anlamda olunca siz de uzun izahatınızı vermek durumunda kaldınız. Hep güzellikler dileğiyle Selam ve saygılar..

22 Mayıs 2017 16:04
Kadınsal&Erkeksel dedikodular…

Bu yazınızın, eğer silmediyseniz, hiç yorum almamış olmasına aslında şaşırmadım. Sizin cesur ve sorumlu yaklaşımınızı gösterebilecek ekseriyette okur yazarımız veya insanımız olmuş olsaydı belki bu yazıya gerek bile kalmazdı. Ama var! Kadına "mal" erkeğe kar güdülü "tüccar" yaftası yapıştırmaktan kolay bir şey yok. Çağlarboyu süregelen sistemlerin bireyin kendine yabancılaşması karşısında meselenin eril ya da dişil bazda ele alınıp çözülemeyeceğini anlamak için elde yeterince done var. "Her şey değişip akmada, bu hal beni hayran bırakmada" demişti antik çağın filozofu. Hayat her yanıyla böyle değil mi? Maddedeki değişim boyutunda gelişen süreçlerin duygusal metamorfizmalara neden olamayacağını söylemek olası mı? Okuldan, kitaptan, kültürden uzak tuttuğumuz kadın veya erkeğimizin aşk ve cinsellik anlayışı, ilk okul çağından başlayarak cinsel eğitim dahil yetişen veya yetiştirilen bir bireyin aşk ve cinsellik anlayışıyla kıyaslanabilir mi? Yarınları ipotekli kız veya erkeğin aşkı da ..

21 Mayıs 2017 11:39
Bir yanık rüzgardır aşk... Aşk sağanaktır... Gel!

Hani artık "rüzgarsız" olacaktı? Demek olmuyor. Esmeli bir yerlerden. Esmeli! Alıp götürmeli! Bulup getirmeli! Bu kez farklı bir melodi buldum şiirinizde. Çağıldıyor okurken. Duygu ve coşku iç içe. Özellikle "ve" lerle birbirine bağlanan metaforik ifadeler ilk hareketi yaratsa da ikinci okunuşta daha bir "demlenmiş" olarak öne çıkıyorlar. Güzel şiirlerinizi bekleme hakkımızı saklı tutarak selam ve saygılar...

21 Mayıs 2017 09:47
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 125
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 650
Kayıt tarihi
: 25.01.07
 
 

54 İstanbul doğumluyum. Hayatın her alanıyla ilgileniyorum. Çünkü düşünen ve yaşayan bir adamım. Esm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster