Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Ağır abiler ve hafif kadınlar

Kitap tanıtımınızı okumadım ama yazınız güzel. Ama kimi tarafları doğru, kimi taraflarıysa yalnıştan ziyade eksik. Kadınlar kadınlarla daha açık konuşurlar doğru; ama kadın kadının düşmanıdır en başta kimi noktalarda değindiğiniz gibi. Evlenilecek oynaşılacak kadınıda kadınlar koyar çoğu kez ortaya. Kadınların esasında en açık oldukları kişiler "eğer öyle bir arkadaşları varsa" homoseksüellerdir yada cinsiyet olgusunu taşımayıp insansa insan diyen heteroseksüeller. Diğer arkadaşların niye kızdıklarını da anlasamda zaten bilinen bir şeyin ortaya konulmasına tepki konusunu saçma buluyorum. Kadın aldatır, ama bunu erkek gibi övünç mekanizmasına çevirmez... Sevgiler...

29 Eylül 2006 20:23
Aynalar

Aranıyor bir çok şey ve daha çok aranacakmış gibi gözüküyor. Aynalarsa bir çok kere kendimize gelmemizi söylemekten çok yalnızlığı haykıracakmış gibi...

25 Eylül 2006 22:57
Orucun felsefesi olur mu?

Müsriflik yapmamaktır, dünya üzerinde onca aç insan varken yemek atmamaktır, eğer ekmek küflendiyse kuşlarla balıklarla, yenmeyecek yemek olduysa kedilerle köpeklerle paylaşmaktır. İnsanı insan gibi her şeyiyle olduğu gibi kabul etmektir. Kendimiz gibi olmayanları dışlamamak, kötü giyinmiş, kötü kokan, baktığında tutulaçak hiç bir yeri görünmeyen herhangi bir kişiyi hor görmemektir. Sevmeyi öğrenmektir yeniden ve tüm yaratılanların yaradanın eseri olduğunu görmektir tekrar. Her ne kadar bana uğramasada sizin aracılığınızla tüm gerçek inananların ramazanını kutlarım. Sevgiyle...

24 Eylül 2006 12:04
Karnından sıpayı, sırtından sopayı

Yazınızı okudum ama biraz yapılan hareketin doğallığı hissediliyor... Eğer ortada bir sorun var ise kişi alır başını ve gider. Dayak dediğiniz şey her ne koşulda olursa olsun kabul edilemez bir şey. Bu sebeple ortada hata falan da aramaya gerek yok. sadece kişiliksizlik ve fiziksel gücün kifayetsiz kullanımı var... Bir kadın olarak olaylara ara bulucu değil reddedici yaklaşmanız daha mutlu ederdi... Sevgiler.

22 Eylül 2006 22:16
9 yaşında bir çocuğun gözüyle dünyaya bakmak...

Esasında birçok dersi yetişkinler yerine çocuklardan alıyoruz. Eğer çocuk tarafımızı kaybetmez ve çocuklardan öğrenmeye devam edersek biz yetişkinler için de umut var :)

17 Eylül 2006 20:16
Bazen hayattan zaman çalmak iyidir

İşe anı yaşa diye girildiğinde zaten çok fazla sorun kalmıyor sanki... Sözlerinize destek olarak uçaklardaki bir uyarıyı söylemek isterim. "Acil durumda oksijen maskesini önce kendiniz kullanın, sonra çocuğunuza verin..." Bunun sebebi kişinin önce ayakta kalabilecek gücünü sağlamak sonra da başkalarına yardım edebilecek durumda tutmak... Her konuda da bu böyle... Önce ben diyebilmek başkalarıyla sağlıklı ilişkiyi sağlayan en önemli şey... Ve kişi kendisine nasıl bakıyorsa karşısındaki kişi de o gözle bakıyor... Kendisine değer vermeyen ve herşeyini karşısındaki kişi için tüketen birisine, karşı taraf da değer vermiyor ve kendisini tüketmesine yardımcı oluyor... Ama iki değerli kişi birbirlerinin değerini arttırarak daha da zenginleşebiliyor ilişki içerisinde.. Sevgiyle...

16 Eylül 2006 16:11
40 yıllık kahve

Öncelikle toz şeker kullanın (eğer acı içmiyorsanız); ve soğuk suyu koymadan önce şekerle kahveyi önceden karıştırmış olun; yemen kahvesi hiç iyi değildir ama kahvenin iyisi yemenden gelir... yani kahveyi en kısık ateşte pişirin :))) Afiyet olsun...

10 Eylül 2006 03:38
Ölmeden önce...

Vurguyu başka zamana bırakma, şimdi yap şeklinde vermek lazım :) Sevdiğimiz şeylere vakit ayırırken bize zorla dayatılanlara karşı durup, şimdikendi istediğim bir şeyi yapacağım diyebilmek de gerekiyor galiba... Sevgiler...

27 Ağustos 2006 01:05
Sadece ilk kararı vermekte özgürsün

Esasında sanki hayatın kanununda bir sorun var :) Bir arkadaşımın annesinin hazırlamış olduğu web sayfasının slogan cümlesi bu yüzden çok hoşuma gider... Hayat önce sınava sokar; sonra dersini verir... Gerisi galiba sadece iyi karar vermeye değil şansa dayanıyor :) Sevgiyle...

13 Ağustos 2006 20:57
Su gibi...

Mavi umudun ve özgürlüğün rengi olduğu kadar hüznünde rengidir aslında. Hayatın içerisinde bir çok şey zorluyor hepimizi, çocuk kalmaya çalışırken biz kimileri büyümemizi bekliyor, ama artık aşık olmadıktan sonra şaşkın gözlerlede bakamıyoruz etrafa... Her noktada kırılıp inciniyoruz yaşlanırken ama büyümemek ve kırılganlıkları biriktirmek gerekiyor bu zaman içerisinde ki belli olmayan gelecekte var olacak sevgilerin ve dostlukların gerçekliği olsun diye...

12 Ağustos 2006 12:05
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 1883
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

İnsanın kendisini anlatması zor. Beykoz, Saint Benoit, Psikolog. Bu kadar... Detay gerekiyors..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster