Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '11

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
3142
 

Tunalı Hilmi Caddesi: Kent kültürü, aşk, sevgi ve nostalji

Tunalı Hilmi Caddesi: Kent kültürü, aşk, sevgi ve nostalji
 

Bir hafta önce (16 Şubat) gazetemiz Milliyet’in internet sayfasında Beyoğlu İstiklal caddesi ile ilgili çok güzel görseller eşliğinde bunların arasına serpiştirilmiş metinlerden oluşan son derece güzel bir sunum yakaladım. “Medeniyetlerin buluştuğu şehirde, rengârenk dokusu ve kozmopolit yapısı ile adeta İstanbul’un kısa bir özeti, gözünüze değen her yüzde bir tanıdık aradığınız mekân…” ifadesi ile başlayan bir sunum…

Düşündüm, kesintisiz 33 yıldır yaşadığım başkentte hangi cadde buna karşılık gelebilir diye… Tarihsellik açısından Ulus’a yönelmek gerekirdi ama güncel ve kozmopolit yapıyı orada ne Hisar caddesinde, ne Denizciler'de ne de Anafartalar’da yakalamak maalesef mümkün değil.

Bu cadde olsa, olsa " Tunalı Hilmi caddesi” olsa gerek diye karar kıldım kendi kendime!

Tunalı Hilmi, Kavaklıdere ile Küçükesat arasında yer alan 1,5 km’yi aşkın göz alıcı bir gerdanlık gibidir. Cadde, ismini, Meclis-i Mebusan ve TBMM üyesi (Zonguldak milletvekili) ve kurtuluş hareketinin önde gelen isimlerinden, siyaset ve devlet adamı Tunalı Hilmi Bey' den almaktadır.

"Tunalı", Esat Dörtyol denen yerde, Mimar Kemal Lisesi’nden (1 No.lu binadır) başlar, Kuğulu parka kadar uzanır. “Kuğulu”(1) ile birlikte “Tunalı” denen gerdanlıklı güzel bizleri bu noktada upuzun, salkım söğüt yeşil saçlar diyarı Seğmenler parkı’na kadar uğurlar (2). Bir kısmımızı da adı Hatti dilinde alışveriş merkezi olan nezih alışveriş mekânı Karum’a…Bir sürü anıyla, sesle dolu güzelliklere doğru…

Tunalı Hilmi kolları çok canlı ve renkli bir ağacın gövdesi gibidir. Ağacın dallarında kalan bölümlerinden biri Bestekâr sokaktır, diğerleri de Büklüm, Bülten, Abay Kunanbay ve Buğday sokaklar… Tunus Caddesi ise bu geniş gövdeli ağaca paralel olarak uzanan daha ince bir küçük kardeş gibidir. Her ikisi de haznesinde güzel kafeler, barlar bulundurur. 93 numarada yer alan, nice buluşmalara, mutluluk ve gözyaşlarına tanık olmuş 49 yaşındaki Flamingo, Ankara’nın en eski pastanelerindendir. 'Kıtır' restoran Kuğulu Park'ın yanında (Sevda-Cenap And Vakfı'nın merkezi antik evin arkasında) 30 yıldır sunduğu lezzet düzeyini korurken sevilen kokoreçinin geleneksel tadını da müşterileriyle buluşturmakta... Abay Kunanbay caddesindeki balıkçı restoranı ise mavi fenerli ağaçları arasında hem lezzet hem de ışıltılı bir görsellik sunmakta...

Tunalı’da

Neyin nerede olduğunu bilen için aslında burası vazgeçilmezdir. Üstelik öyle söylenildiği gibi çok para harcamanız da gerekmez. Örneğin sıcak bir pazar günü canınız mı sıkıldı, çıkın Tunalı’ya… Akşamüstüyse, Kuğulu ya da Demir Pasajı önünde ya da Ziraat Bankası’nın korunaklı şube girişinde bir viyolonsel, iki de yan flütle bir mini konser vardır mutlaka... Pırıl pırıl üniversiteli gençlerce icra edilen… Müzik ilginizi çekmese bile seyreden kitlenin renkli birlikteliği eğlendirecektir sizi.

Eğer, kitap okumaktan haz alanlardansanız D&R’a geçip bir kitap alarak camın yanındaki koltuklara oturabilir, saatlerce rahatsız edilmeden okuyabilirsiniz. Sonra eğer isterseniz bu binanın terasındaki Gloria Jeans 'e geçip hem Polonya elçiliği'nin güzel bahçesini hem de Kuğulu Park'ı kuşbaşı izleyebilirsiniz. Yaz akşamlarında püfür püfür gezinen başkent esintisi de size eşlik edecektir. Hareket ve eğlence arıyorsanız yılların nezih mekanı Kavaklıdere Tenis Kulubü önünden geçip Arjantin caddesine tırmanarak Flat X’e geçin, ya da -artık eski havasını yitirmeye başlamış olan- Arjantin Caddesi’nin yerini almaya başlayan Filistin Caddesine… 'Eat'n joy'dan 'Kitchenette'ye kadar nezih ve sosyetik mekânlar karşılıklı sıralanmış vaziyette... Gerisi size kalmış…

Bu arada caddedeki bu enerjik atmosfere yönelik bir tehdit de söz konusu. AVM’lerin önlenemez yükselişi cadde-sokak alışverişlerinin eski popülaritesini azaltmakta, Tunalı Hilmi’ de bu gelişmeden payını almakta... Bu durum eski eğlence-kültür mekânlarının bazılarının birer ikişer kaybına yol açmakta… Bu bağlamda Cadde`nin Küçükesat`a yakın kısmında bulunan Talip Sineması ile şu anda Devlet Tiyatroları bünyesinde `Akün Sahnesi` ismiyle hizmet veren Akün Sineması da izleyiciyle vedalaşan mekânlardandır. Son olarak, sinemacılığa yıllarını veren İrfan-İnci Demirkol çifti de kiracısı oldukları Kavaklıdere Sineması`nın işletmeciliğini bırakmışlardır.(3) Bu kayıplara karşın son üç yıl içinde Beymen, Vakko ve Paper Moon Arjantin-Tahran cadesi sapağında, Karum'un hemen yanıbaşında üç-dört katlı bahçeli köşklerde açtıkları estetik mekânlarlarla bölgenin imdadına yetişmişlerdir. Bu köşe özellikle yılbaşına yakın gecelerde çok güzel, ışıltılı bir kent estetiği sunar.

Aslında yılbaşına yakın gecelerdeki ışıltılı kent estetiği açısından da Tunalı başkentte neredeyse bir numaradır.

Caddede can sıkan en önemli husus tek yönlü, sürekli ve aşırı yoğun araç trafiğidir. Bir de Bahçeli Yedinci Cadde kadar olmasa da yabancı dildeki mağaza isimleri... (4)

30 yıl önce, 30 yıl sonra;

Tarihsel anlamıyla metropol lüksün üretildiği ve tüketildiği uzamdır. Zamanımızda ise lüksün artık çoğullaşması, seyyar tezgahlara kadar inerek bir tür demokratikleşmesi olgusuyla karşı karşıyayız. Kültürün ise o derin, anlamlı ve meşakkatli katmanlarından büyük ölçüde soyutlanarak eğlence ile ikiz kardeş haline getirildiğini de gözlemlemekteyiz. Bu bağlamda, geçen zaman içinde popüler kent bulvarları da her türlü kültürel ögenin ve lüksün eğlence ile içli dışlı kılınarak bir tür eşitlenmişlik yanılsamasıyla pazarlandığı ve öncelikle görüntüsel tüketimin sağlandığı yerler konumuna gelmektedirler.

Özlemlidir (nostaljik) yine de bizler için orası

İstanbul İstiklal Caddesi benzeri diye söze girdik ama yazdıkça sanki daha çok Bağdat Caddesi benzeri bir görünüm çıktı ortaya... Olsun. İlk gençliğimizin, aşka, devrime ve meleklerin insan suretindeki varlığına inanılan dönemlerin uzak kaldırımları boyunca uzanırdı Tunalı... Yaşananlar bir eski film şeridi gibi geçer gözlerimizin önünden zaman zaman… O siyah beyaz yıllardan kalan anıların kadrajında…

1970`lerin sonlarında, yani şiddetli bir mücadelenin sokaklarda kol gezdiği günlerde, sınav çıkışları ya da (nedense) mitinglerden sonra çıkardık Tunalı'ya... Yani hem bireysel hem de toplumsal kurtuluş mücadelelerimizin gündelik cephelerinden oraya atardık bazen kendimizi. Belki de orası, kurtarılmış mahallelerin o mahzun ve tedirgin suretlerinin yanında hep mamur ve kurtarılmış gibi dururdu da, ondan... Barış bölgeleri gibi... Orada hep rahat ve neşeli tavırlar içinde yürüyen insanlar, işlerin yolunda gittiği -ya da yoluna gireceği- gibi bir görüntü sergilerler sanki tüm zamanlarda… Bu da insana hayatın yolunda gittiği şeklinde hoş bir duygu verir nedense…

70'li gençlerin sevgilileriyle buluşurken adres olarak verdikleri, eskilerin ‘aşk kokan caddesi’ Tunalı, bizler içinse 80'lerdeki ilk gençlik, 90'larda son gençlik, 2000'lerde de olgunluk dönemi başkent anılarımızın büyük bir bölümünün sindiği mekânları bağrında taşır.

Bunu bilen de biliyor;

Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
/ Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
” (Yılmaz Erdoğan “Yaşayabilme İhtimali”) diyor…

Ah Tunalı… Şu yalan ve geçici hayata bir hoş seda gibi verdiklerinle sen hep var ol!

23 Şubat 2011, Ankara

İ.Ersin KABAOĞLU,

Blognot:

(1) "Kuğulu Park" konusundaki bloğum için bkz.: http://blog.milliyet.com.tr/Kucuk__nezih__gizemli_bir_park_ve_bir_oneri___/Blog/?BlogNo=237795

(2) "Seğmenler parkı" konusundaki bloğum için bkz.: http://blog.milliyet.com.tr/Segmenler_Parki_nda_bir_Mayis_gunu___/Blog/?BlogNo=244179

(3) Barışkent Gayrimenkul'un geçen yıl, Tunalı Hilmi Caddesi, Arjantin Caddesi, Güvenlik Caddesi, Maltepe, Bahçelievler 7. Cadde`de yaptığı, çoğunluğu 18-30 yaş arasındaki bin 214 kişiye yönelik `Alışveriş Caddeleri (AVC) Ölüyor mu?` başlıklı bir anket çalışmasına göre önde gelen alışveriş caddeleri eski önemlerini kaybederek, yerlerini, büyük alışveriş merkezlerine bırakmakta. Söz konusu ankete göre; bu türden alışveriş caddelerinin alışverişten daha çok yiyecek, içecek satan yerlerle eğlence mekânları için tercih edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

(4) Bahçelievler Yedinci cad. için bkz. http://blog.milliyet.com.tr/Bahcelievler_Yedinci_Cadde/Blog/?BlogNo=292743

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ruhunu,konuşturan arkadaşım Ersin Bey,sizin anlatımınızla insan okuyarak görüyor adeta şehirlerin sizin anlatımınızla dile gelmesi bir başka oluyor,yüreğinize sağlık,çok hoş bir gezintiydi,gezerken hiç yorulmadık....:),içten sevgi ve selamla,sağolun paylaşıma...

Şerife Mutlu 
 06.03.2011 19:13
Cevap :
Siz, dizelerinizin ışıklı yollarında insanlığın tarih boyunca kazanımı olan değerlerin ruhunu ahde vefalı bir şekilde gezdirirken ben de -fırsat buldukça- onları kent bulvarlarına çıkarayım diyorum. Gördüklerime bazen şaşırıyor bazen de anlam vermeye çalışıyorum. İşin içinden çıkamayınca 'geçmişe gidiyor' geri dönüyorum. Bu serüvenimi paylaşmak isteyince bir de bakıyorum ki bir blog olmuş, güzel yorumlarla taçlanmış. Bu da bana sevinç ve mutluluk veriyor sevgideğer. Her zaman için şevk, onur ve gurur veren yorumlarınıza içten teşekkürler, sevgiler ve dost selamlarımla.  07.03.2011 0:07
 

Bu güzel blog’unuz beni aldı, çok uzaklara götürdü sevgili yazarım… Ankara Bilkent Ün.' nde okuduğum kısacık zaman dilimi geldi aklıma… Ve o kısacık zaman dilimine sıkıştırılmış bir sürü hatıra.. Hatıralara fon olan en unutulmaz yerlerden birisi de Tunalı Hilmi Caddesi’ydi kuşkusuz ! :) Orada bir cafe vardı, adını şimdi tam hatırlayamıyorum: “Cafe Des Cafes” olabilir, acaba hâlâ duruyor mu, merak ettim :) Çoğu zaman kendimi Tunalı Hilmi Caddesi’ne atar, sırt çantam, kulağımda müzik, nerde sahaf var, nerde kitapçı var fellik fellik gezerdim her tarafı, keşfetmeye çalışırdım.. Kuğulu Park, Seğmenler Parkı.. Onların da yeri çok ayrı.. Şimdi kuş olup Ankara’ya gitmek isterdim, şu an tek bir dilek dileme hakkım olsa bunu dilerdim ! :) Neyse ki o güzel şehirde, bizim yerimize de gezen ve o havayı soluyan bir dostumuz var; Siz ! :) Sevgilerimle Ersin Bey..

Mor Okyanus 
 04.03.2011 11:23
Cevap :
Çok değerli Pirmete blogdaşımızın yorumundaki ifadesiyle "...karakterini kırk yıldır koruyabilen ender yerlerden biri Tunalı Hilmi Caddesi...". Bakar mısınız? Bizim kuşağa hissettirdiği o özgür, çağdaş ve bayındır havayı tüm çocuklarına, aradan geçen onca yıla aldırmadan cömertçe verebilen özverili ve güzel bir anne gibi! Ankara-İzmir ikilisi konusundaki yaklaşımınıza da aynen katılıyorum sevgideğer, genç ve yetenekli yazarım. Zaten yazları Gerence koyu (Karareis)-Urla-İzmir-Ankara yollarındayım. İki yeri de aynı anda yaşayabiliyorum. Darısı başınıza... Sevgiler ve içtenlikli, dost selamlarımla...  04.03.2011 11:55
 

Sevgili yazarım, mesaj olarak yazacaktım size ama sabredemedim, bu yorumumun başında hemen söylemek istedim: "Blog Habercileri" çalışmıyor ! ve ben bu duruma hem çok sinir oluyorum sevgili yazarım hem de üzülüyorum ! 2 tane yeni blog yayınlamışsınız, rutin kontrollerimi yaparken fark ettim ne yazık ki... Umarım bu teknik sorun en kısa sürede düzelir, umut ediyorum... Neyse, şimdi bu gerginliğimi atıp, yorumuma başlasam iyi olacak ama, 2. bir yorum olarak yazmak en iyisi :) Sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 04.03.2011 11:12
Cevap :
'Blog haberciniz'de bir sorun olmayabilir sevgideğer yazarım. Sorun benim cenahımdan kaynaklandı. Ben yazılarımı önce taslağa atar, keyfim gelince de -ayda dört taneyi geçmemek üzere- yollarım. Yayına çıkış tarihi de yayına verdiğim tarih olur, anasayfa ekranda çıkar ve blog habercilerine de düşerdi. Ama bu sefer öyle olmadı. Son iki yazım yayına, taslağa atış tarihiyle çıktı. Yani önceki bir tarihle! O yüzden de ne anasayfa ekranda çıktılar, ne de blog habercilerine düştüler. Haklı bir şekilde, ince, ince ve güzelce serzenişe geçen yüreğinize sağlık.  04.03.2011 11:47
 

Ankara adını duyunca nasıl da güzel bir yorum yapmış :) Dileğimiz en kısa zamanda yazılarını da okumaktır. :)

Emine Supçin 
 03.03.2011 12:32
Cevap :
Ya 'Mete'lerin 'Pir'ini deliğinden çıkarmak için burada böyle çabalayıp duruyoruz işte Sevgideğer Emine hanım:-)) Bazen de sonuç veriyor! Dileğinize ben de içtenlikle katılıyorum. İbrahim beyin yokluğu da ses getiriyor ama varlığı bambaşkaydı. Umarız kısa bir sürede bu dileklerimiz gerçekleşir.  03.03.2011 16:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 2943
Toplam mesaj
: 248
Ort. okunma sayısı
: 1480
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster