Neden bilmiyorum ama acemilik canıma tak etti.. Bugün ilk eximi verdim.. İlk kez öldü biri ellerimde.. Akciğer kanserinin son dönemindeydi, daha 49 yaşında ama tüm vücudu ka..
İlk defa mutlu oldum burada.. Evde boşi boş oturmaktansa istasyona gelmeyi tercih ettim ve nöbetçi ekiple sevke gittim... 4 aydır çıktığım sevklerin en güzeli, en eğlencelisiydi.
Yeni bir yıl, yeni bir sayfa... Elimize verilmiş 365 temiz sayfa... Geçmiş yılın muhasebesini yapmalı aslında. Ama hangimiz yapıyoruz ki? Yeni gelen yıldan beklentilerimiz o..
Herşeyi o kadar boşvermişim ki neleri boşverdiğimi bile unutmuşum... Bana acı veren, beni huzursuz eden ne kadar olay varsa hepsini halı altına süpürmüşüm.. Saat gecenin üçü ve o ha..
Elbette hayat akıp gidiyor. Her ne kadar bazen büyümeyi reddetsem de yaşadığım anın tadını çıkarmak istediğim de oluyor. Gerçekten gülmeyi, samimi konuşmayı o kadar özlemişim ki; önceden sı..
Biliyorum kendimi; bir alıştım mı dur durak bilmez sevgim... Sevdikçe severim, üstüne titrerim... Her an düşünür, bi derdi varsa ondan çok endişelenirim.. Ve bazen bunaltırı..
Gecenin yarısı; bir telefonla uyanıp vakaya gidiyorum. Ve hayatımda hiç yaşamadığım bir deneyimi yaşıyorum... Annesinin karnından dünyaya adım atan bir bebeği alıyorum avuçlarıma.....
Görüşmek istemediğin biri var, ondan nefret ediyorsun ama konuşmak zorundasın... Bu nasıl bir işkencedir? Onunla her konuştuğunda kendine olan saygın gidiyor. Kendin de dahil orada ..
Birikti, katran oldu içimde... Atamıyorum hiçbirini dışarıya. Yoruldum, çok yoruldum... "Şerefsiz" kelimesi o kadar kullanılır oldu ki... "Neredyim ben?" diye sormak..
Kendimi tanıyamaz oldum. Korkusuz biri diye bilirdim kendimi önceden. Şimdi de paranoyak derece de korkak ve huzursuz biri olup çıktım. Gece çökünce huzursuzluğum daha da artıyor. yalnızlık..