Bazen tek bir kelime, küçük bir tebessüm, kısacık sürecek ilgi ve ötekinin yüreğinden akacak sıcacık sevgi kopma noktasına gelen bağları kuvvetlendirir. Hayata daha bir sıkı bağlanır, daha da güçlenir..
Günün tam ortasında takılıverir insan… Ne güne sığarsın ne de zamana… Ne yerinde durabilirsin ne de gideceğin yeri bilirsin… Nefes alırken tekler ciğerlerin… Günün tam ortasında istenmeyiverirsin…
Takdir edersiniz ki; yoğun çalışma temposunda olan insanlar ya çok dalgın ya sinirli ya da biraz uçuk olurlar… Buna ailevi durumlar ( ki Allah’tan bu yönde şanslıyım), özel yaşam ve çevresel faktörler..
Uzun bir yolculuk olacağı en başından belliydi. İstemeyerek yapılan her şey insana azap gibi gelir. Benim içinde öyleydi. Birde o muhteşem şansımdan dolayı hep çocuklu insanlar oturmuştur yanıma… ..
Göz kapaklarımdan tutuyor eskiye dair hüzünler… “Uykuya hasret kalacaksın” diyor içses… “ Hadi canım sende” diyorum… “Ben olmazsam, sende olmazsın…” Deli gibi bir çığlık yükseliyor sonra… Tüm organlar..
Üzerime biçilen elbiselerle nasıl göründüğümü bilmiyorum. En azından o elbiseyi giydiren için şekilden şekle giriyorum… Asıl rengimi kaybediyorum onun gözlerinde, kişiliğim yeniden hayat buluyor onun ..
Sabah telefonu saat 7’ye kurmanın çok aptalca bir durum olduğunu anladım. Bu yüzden kendimi aklımın çalar saatine bıraktım. Çünkü telefonum ne kadar çalarsa çalsın, aklımın saati çalmadan kalkmıyorum ..
Baharın habercisidir cemre. Hava, suya, toprağa düşer. Ehhh kimilerinin de aklına cemre düşer ki; bileni mutlu ederken, bilmeyeni şoka sokabilir :))) Bizim kabilenin gençlerinin aklına da cemre düştü...
“Hayatın iki anahtarı var” diyor içsesim. Biri hayata uyumunu, ayakta duruşunu, nasıl bir insan olacağını belirler. İkincisi aklını, ruhunu, yüreğini bir gün benzer bir ruha teslim etmek için sakl..
Çok geçmedi üzerinden. Nereden geldiği bilinmeyen, aslına bakarsan çokta önemsenmeyen bir sessizliğe gömüldü kaldı. Kelimelerin ses olmaya hevesi kalmamışken, derdini anlatmaya çalışmanın anlamsızlığı..