"Tavaya mısırları koydun mu?" dedi birisi, karnı toktu ama yine atıştırmak istiyordu yağlı ve tuzlu mısırları. Diğeri, muhtemelen evin hanımı, poşetten bir avuç mısır aldı. Avucundaki mısırlar ..
Zaman, hepimizin üzerinde mutlaka kafa yorduğumuz, bilim insanların evrende 4. boyut olarak kabul ettikleri, filozofların bir çok özdeyiş söyleyerek tanımladıkları, görüşlerini açıkladıkları, san..
Kapıyı açtım. Habersiz gelmişti. Kapıdan uzattı kafasını, “Ne o hala çalışıyor musun?” dedi. Belki fazla oturmaz diye düşünerek, “gelsene biraz laflarız” lafı çıktı ses tellerimden; isteksizliğim..
“Eğer böyle isem kabahat bende mi?” - Machiavelli (1)Koşarak geldim yanınıza. Nefesim tıkanmış, soluk soluğa. Çabuk, çabuk, yapacak işlerimiz var daha.Düz topraklarda tümsekler olmalı, sır..
Bağırıyorlardı. Küçük dilleri, büyük dillerinin önüne geçmiş, kızarmış, kocaman olmuşlardı. Ben ise söylediklerini önemsemiyor, sadece ağızlarının açılıp kapandığını görüyordum. Bağırış yarışıydı ..
"En kapalı bir gökyüzünün, en şiddetli fırtınayı haber verdiği gibi" *Don Juan’dan (Şarkı I, kıta 75)Ellerimi kaldırdım avuçlarıma baktım, denizi gördüm üstünde. Gökyüzünde belli belirsiz bulut..
Bende olanın kendisine geçit verdim. Üstüne sımsıkı, kocaman zincirlerle dolanmış, yardımsız, emirsiz, meçhul bir nedenle devasa bir kilit vurulmuş, paslı kocaman bir kapıyı, uzun uğraşlar sonuc..
Bir hayal kırıklığıydı benimki. Söylediği sözün diziminde görünen “gerçekten sözü mü” yanıltmıştı beni? Usulca elini uzattığında karşılığında verdiğim gülümseme ile fısıldanmıştı. Gerçekten inanmıştım..
Karşımda durmuş, belki emin oluşundan, belki çoğunlukla heyecan duymasından kaynaklanan el kol hareketleriyle yüzüme doğru konuşuyordu. Ben olan kendim ise, yani öz ve öz ben, sol kulağımı ona doğ..
Her geliş bir gidişin olasılığını içinde taşır. Her olmuş yeni bir olacağın başlangıcıdır.Her yağış, ardından güneşi bekler. Güneş elbet bir gün batar. Ama mutlaka tekrar doğar. Her nefes..