Evrim teorisini çökerten deliller -1’e cevap / Bilim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '11

 
Kategori
Bilim
 

Evrim teorisini çökerten deliller -1’e cevap

Evrim teorisini çökerten deliller -1’e cevap
 

Yaradılışçılar cevabı verilmiş konuları tekrar tekrar okuyucunun önüne koymaya devam ediyor. Son günlerde MB’de çıkan – gerçekte başka malum sitelerden alıntı olan – yazıda yine aynı şeyle karşı karşıyayız. (Bu arada parantez içinde, bir şey dikkatimi çekiyor, yaradılışçılar Charles Darwin’i çok seviyor olmalılar. Her iki bloğun birinde onun resmi var).

Yayınlanan birinci ve gereksiz bir şekilde uzun sayılabilecek yazıyı süzgeçten geçirince elimizde birkaç adet dane kalıyor.

Evrim Teorisi doğrulanmamıştır iddiası.

Bu iddia yanlıştır. Evrim teorisi bir çok kez doğrulandığı gibi Richard Lenski adlı bilim adamının 20 yıllık çabaları sonucu laboratuarda da gözlenmiştir. Internet’te bulabilirsiniz.

eksisozluk.com/show.asp?t=richard+lenski 

http://blog.milliyet.com.tr/viruslerin-bagisiklik-kazanmalari--laboratuarda-evrim/Blog/?BlogNo=218295 

Siteleri araştırırken yaratılışçıların  doğal olarak Lenski deneyini de kabul etmediklerini gördüm.  Bakteri yine bakteri olarak kalmış, öyle diyorlar, sanki dünyada tek bir tür bakteri varmış gibi. İstiyorlar ki kuştan insan çıksın.

http://blog.milliyet.com.tr/ara-gecis-formu/Blog/?BlogNo=332396 

Canlılık tesadüflerle oluşamaz. Sitokrom-C molekülü örnektir iddiası.

Evrimciler canlılığın oluşmasına tesadüf demezler. Ancak bir kendiliğindenlik vardır. Artı kutup eksi kutbu çeker. Atomlar birleşerek bileşikleri meydana getirir. Organik maddeler cansız maddelerden oluşabilir. Bunların örnekleri Urey-Miller Deneyi’nde verilmiştir. ‘Tabuların Yıkılışı’ başlıklı yazımda ilk organik maddenin laboratuar ortamında elde edilişi konu alınmıştır. Ondan sonra gelen 10 adet yazımda da canlıları oluşturan maddelerin doğada, atmosferde, toprakta bulunan maddelerin b ileşikleri olduğu anlatılmıştır.

http://blog.milliyet.com.tr/protein--sentetik-protein--aminoasit-ve-miller-deneyi/Blog/?BlogNo=221310

http://blog.milliyet.com.tr/canlilarda-sitokrom-c-birligi-ve-benzerligi/Blog/?BlogNo=317516 

http://blog.milliyet.com.tr/tabularin-yikilisi/Blog/?BlogNo=298124 

Bir kıyıya vuran dalgalar kıyıdaki kum ve çakıl parçalarını düzenler. Su onları yuvarlak yapar. İri çakıllar biraz daha ileride bir çizgi şeklinde toplanırlar. Bu düzen kendiliğinden oluşur. Sudan kaçan ve suyu seven moleküller de kendileri bir düzene girerler. Bunun için birinin onları düzenlemesine gerek yoktur. Atmosferde ısınan hava genleşir, daha yukarılara gider. Soğuk hava yoğundur, sıkışıktır, bu seyrek bölgelere doğru akın eder. Böylece rüzgâr oluşur. Bunlar kendiliğinden oluşan düzenlerdir. Daha birçok örnek verilebilir.

Proteinleri tesbihe benzetirsek taneleri 20 adet aminoasittir. Sitokrom-C protein molekülü insanda, diğer primatlarda ve bütün canlılarda farklı aminoasit dizilişleriyle bulunur. Bunlar farklı farklı olmalarına rağmen hepsi de aynı işi görür. Yani Sitokrom-C molekülünün iş görebilmesi için aminoasitlerin illa ki insanda olduğu gibi dizilmesi gerekmez. Bu bakımdan olamayacağı söylenen ihtimal hesabı düşmektedir.

Bazı reaksiyon eylemlerinin olması için enzimler gereklidir, fakat bunlar enzim olmadan da gerçekleşebilir. O zaman süre 1 saniye olmaz da 1500 yıl olur ama yine de olur. Evrim başlangıçta bunun için yeterli süreyi bulmuştur. Dünyanın yaşı 4,5 milyar yıl olarak hesaplanıyor. İnsan türü bile bu sürenin sadece 200 bin yılında mevcut olmuştur.

http://blog.milliyet.com.tr/insanoglunun-dunya-uzerinde-var-olma-suresi/Blog/?BlogNo=291857 

Hücre organelleri sentezlenemez iddiası.

Bu yıl (2011) laboratuar ortamında üretilen ve bir hücre içine konan DNA başarı ile görevlerini yerine getirmiştir. Bilim ilerliyor ve hiçbir şey yerinde saymıyor.

http://blog.milliyet.com.tr/sentetik-dna-li-hucre-yapildi/Blog/?BlogNo=278892 

http://blog.milliyet.com.tr/hucreden-bagimsiz-protein-sentezi--cell-free-protein-synthesis--canlilari-olusturan-temel-maddeler-8/Blog/?BlogNo=306942 

Ayrıca verilen örnekte bir eukaryot hücrenin elemanları sayılmaktadır. Canlılık eukaryot hücre ile başlamaz. Onun daha basiti, prokaryot hücreler vardır. Hatta bir tür hücrenin sayılan organelleri ve hücre çekirdeğinden başka hücre zarı da yoktur. Hücre, -suya göre biraz daha yoğun olduğu için- su içinde yoğunluk farkı ile bir arada durur, suyun üstünde zeytinyağı damlası, zeytinyağının dibinde su damlası gibi (bir damla zeytinyağı su istünde düzgün bir daire şeklinde durur. Kendiliğinden düzenlidir yani).

Bilgi için, prokaryot hücre ile eukaryot hücre büyüklükleri çok farklıdır. Eukaryot hücre bir simit kadarsa prokaryot hücre o simidin üzerinde bir susam tanesi kadardır. Zamanla ortak yaşamayı öğrenmişlerdir.

http://blog.milliyet.com.tr/hucre-yapisi---3---endosimbiyoz--ic-ortak-yasam--teorisi/Blog/?BlogNo=223600 

Evrimcilerin sözleri.

Evrimcilerin sözleri evrimin olmadığına delil olarak kullanılamaz. Bu sözler onların kitaplarından cımbızla çekilip alınan, kitabın devamında öyle olmadığını anlatan sözlerdir. Yaradılışçılar özellikle Darwin’den böyle alıntıları çok yaparlar. Peki Darwin o sözleri söyledikten sonra teorisinden vazgeçmiş mi? Yazının devamında ne söylemiş? Burası alınmaz.

http://blog.milliyet.com.tr/darwin-in-kitabi-turlerin-kokeni-nden-cimbizla-cekilen-alintilar/Blog/?BlogNo=292679

Bir evrimcinin sözlerinin evrimin olmadığına dair delil olarak kabul edilebilmesi için o kişinin evrim teorisinden vazgeçmiş olması gerekir. Ama gelişmeler hiç de öyle olmamıştır. Akıllı Tasarım’ın mucidi, bizdeki yaradılışçıların esin kaynağı, ‘Darwin’in Kara Kutusu’ isimli evrime karşı olan kitabı yazan Amerikalı biyolog Michael Behe uzun bir sessizlikten sonra 'Evrimin sınırları' 'The Edge of Evolution' adlı kitabında evrim teorisini kabul eden düşüncelerini yazmıştır. http://www.agnostik.net/viewtopic.php?f=12&t=4345 

Yazının dayandığı ve kopyalandığı yazılar 1990 yılından daha eskidir. Bunun bir delili olarak yazıda ’20. Yüzyılın laboratuarlarında başarılamamıştır’ gibi bir söz geçer. Artık 21. Yüzyıldayız ve Erkan Arkut Bey galiba farkında değil. 

Son olarak burada evrim kanıtlarına örnek göstermedim, sadece yazıya cevap verdim. Şüphesiz ki  'insanın 2. kromozomu' gibi çok sayıda kanıt da vardır.

Yaradılışçıların iddia etikleri gibi

1- Tüm insanlık tek bir çiftten türemişse,
2- Bütün mutasyonlar zararlı ise
O zaman, bütün insanların hem mtDNA'ları, hem de bütün kromozomları özdeş olurdu.. Oysa böyle değil. Kara derililer, beyazlar, sarışınlar, esmerler, çinliler vs. var değil mi?
O halde ya 1 yanlıştır, ya da 2.. Ya da her ikisi de.

Aşağıda Michael Behe'nin yeni kitabı 'Edge of Evolution'dan bir alıntı var. 

"Bir yazarın başka bir yazarın bir kelimenin yazımında yaptığı alışılmadık bir yazımda hatasının aynısı yapmasında intihal iddiasının sağlamlaşması gibi iki farklı nesil, keyfi bir genetik kaza gibi gözüken birşeyi paylaştıklarında da ortak köken görüşü ikna edici hale gelir. Bu tür bir delil insan ve şempanze genomlarında görülür. Örneğin, insanlar ve şempanzeler diğer memelilerde C vitaminine yardımcı olan bir genin bozulmuş kopyalarını taşırlar. Bunun sonucunda ne insanlar ne de şempanzeler C vitamini yapabilirler. Eğer iki türün atası bu mutasyonu taşıyorsa ve onu soyundan gelen iki türe aktardıysa bu, durumu temiz bir şekilde açıklayacaktır.

İnsanlar ile diğer primatların ortak bir atayı paylaştıklarına dair daha ikna edici delil, sadece çalışan değil aynı zamanda bozulmuş hemoglobin genlerinden gelir. İnsan DNA’sında, iki gama geni ile doğumdan sonra çalışan bir genin arasında bozuk bir gen (buna “sözde gen” denir) vardır. Bu gen, bir beta zinciri için çalışan bir geni yakın şekilde andırsa da dilizimindeki özellikler nedeniyle başarılı bir şekilde protein kodlaması yapamaz.

Şempanze DNA’sı aynı pozsiyonda çok benzer bir sözde gene sahiptir. İnsan sözde geninin başlarında, genin deaktive olmasına neden olan iki tane belirli nükleotid değişikliği vardır. Şempanze sözde geninde de tam olarak aynı değişiklik vardır. İnsan sözde geninin biraz ilerilerinde bir yerde belirli bir harf eksiktir, burada eksilme mutasyonu olmuştur. Teknik deneylerden dolayı bu silinme, geri alınamaz şekilde genin kodlamasını karıştırmıştır. Tam da aynı harf şempanze geninde de bulunmamaktadır. İnsan sözde geninin sonlarına doğru bir harf daha kayıptır. Bu harf şempanze sözde geninde de kayıptır.

İnsan ve şempanze DNA’larındaki aynı genlerdeki aynı pozisyonlarda aynı hatalar. Eğer bir ortak ata ilk olarak bu mutasyonel hatalara sahip olup sonrasında bu iki modern türün doğuşuna neden olduysa, bu durum bu iki türün neden bu hatalara sahip olduğunu açıklayacaktır. Şempanzeler ile insanların ortak ataya sahip olduğu görüşüne daha kuvvetli nasıl bir delil olabileceğini hayal etmesi zor.

Sözden genlerde elde edilen bu kuvvetli delil insanların atasından çok ötesine işaret etmektedir. Geriye kalan birkaç bilmeceye rağmen Darwin’in, Dünya üzerindeki tüm canlıların biyolojik akrabalar olduğuna yönelik tespitinin doğruluğundan şüphe etmek için hiçbir sebep yok. (Michael J. Behe, The Edge of Evolution, s. 70-71)"

 
Toplam blog
: 125
: 6625
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..