Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Gitmekle kalmak arasında...

kim, ne kadar uzağa gidebilir ki her aynaya baktığında gördüğün "O" iken. bir yaranın kabuğunu taşırız göğsümüzde sonuna kadar. çünkü; her seçiş bir vazgeçiş değildir her zaman. sevgimle

20 Şubat 2008 11:23
Giden'e...

bir rüya gördüm bir gecede. bavulumu topluyordum, telaşsız ve cesur. birşey eksik kalıyordu hep, dolmuyordu bavulum. bir çift göz arıyordum uzun uzun bakacağım, dinleyip de alemi yok sayacağım. gördüm, sevdim, aldım. sevgimle

10 Eylül 2007 14:53
Fesupanallah

bir kızarıklık beliriyor alnında,silemiyorsun. bakıyor bakıyor da göremiyorsun. bir çocuk olmayı diliyorsun gecenin en kör vakti. kadrajın solunda "sevdiğim olsa" diyorsun. sen de ben gibi yanıyorsun. kalmak için gelene sesini kurban ediyorsun. çok yaşa, çok fotoğrafla, çok yaz. yalnızlığa ilaçsın. sevgimle

08 Eylül 2007 01:05
Altı okka...

bir timsah yavrusuyum çirkinliğim bundan. ama engel mi çirkinliğim doğduğum suyu sevmeme. beni yemesi önemli değil annemin ama yedikten sonra ağlamasa keşke. sen yazınca en güzel ceylanlar su içmeye iniyor sularımın kıyısına. özlemişim can kardeşim. sevgimle

04 Eylül 2007 10:02
Benim penceremden görünen

yeni farkettim yazını ve çok duygulandım. birinin lugatinde adımın geçmesi çok mutlu etti beni inan ki. umarım gerçekten hakediyordur kelimelerim bu güzel sözlerini. sevgimle

08 Ağustos 2007 16:17
Don-delik hayat...

sen nerenin sihirbazısın üstad? keskin kaleminle yontuyorsun daracık kelimeleri. engin, geniş, ferah bir alem yaratıyorsun zihnimde. bunu bana sen yapıyorsun, hayalimde de olsa beni mutlu ediyorsun. bir gün poker oyanayalım seninle. bakalım iki kaybeden bi kazanan ediyor mu :) sevgimle

08 Ağustos 2007 14:54
Dipsiz Kuyu

sesime saklayıp yanımda götürdüğüm. dağ tepe bir uçuruma açıyorum şimdi penceremi. bir çığlığa ihtiyacım var, onu da gözlerinde buluyorum. sırf eline değdi diye attığın taş, dipsiz bir kuyuya atlıyorum. çok derinde bir kalp ağrısı, duyuyor musun? sevgimle

08 Ağustos 2007 14:46
Sözcüğüne kıyamayan neyini verir?

sözlerini esirgemeyen neyini vermiş ki? her susana lal, her sekene topal demek alışkanlıktan mıdır? birinden biri bir anlatsa neden sustuğunu. onu da bilsek tamam olacak fotoğraf. hem şunu da görmek lazım: sevdiğine kıyamayan bazen sessizliğini verir. çok güzeldi yazın. sevgimle

06 Ağustos 2007 02:45
Aşk: biraz hayal sosu biraz gerçek...

ama kimse bahsetmemiş ki bir anının ağırlığından. büyümek saçların, kolların, bacakların uzaması mı sadece? yürüdükçe - ki hayat yoldur- sırtındaki yükün artması mıdır yoksa büyümek? nasıl yargılanır ki ağacı sadece ağaç olarak gören? ya da nasıl sevilmez ki her gördüğüne bir anlam yükleyen? bu öyle güzel bir yazı ki yetmiyor öğrendiğim kelimeler anlatmama. tam da bırakmışken biriktirdiklerimi bir kenara. tam da yeni anılar toplamak için hazırlanırken bir yola. çok sağol Fulya, öyle mutluyum ki kelimelerini ve seni tanıdığıma. sevgimle

06 Ağustos 2007 00:05
Kalender...

tanrı yoktu o zaman, şeytan da yoktu, kader de. zaman da yoktu, kıyafetler de. salt ölüm kalım savaşı, çırılçıplak bedenlerle. günah daha doğmamıştı o güzel günlerde. sonra biz büyüdük, giyindik, ısıttık, kuşandık, kirlettik, sevindik, üzüldük, yandık, yakıldık. ama yalandık. biraz soğusa belki daha iyi olur herşey. sağolasın can kardeşim,ırmak ırmak dökülmüşsün yine. sevgimle

01 Ağustos 2007 16:29
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 140
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 549
Kayıt tarihi
: 19.04.07
 
 

30'a yakın yaştayım. Denize yakın yerde büyüdüm. Şiire yakınım, sabahın erken saatlerine uzağım. İst..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster