Halim gerekli dersi verdiğini düşünüp katibin kulağını bıraktı. Bırakırken de “bi daha bi duyen benim önümden, arkamdan gonuşduğunu; bu sefer o gulakları koparıp eline veririn” diye de katibi tehdi..
Bazı anlar vardır. O sırada o insan nerde kiminle bulunuyor olursa olsun, ne konuşuyorlarsa konuşuyor olsunlar; bir koku, bir ses veya bir görüntünün etkisiyle o insanın aklı bir gezintiye çıkar.
Sağlık sorunlarımın el verdiği ölçüde her gün mutlaka dışarı çıkarım. Hele özürlü kartım da olduğu için belediye otobüslerine para vermediğimden şehrin hiç bilmediğim semtlerine giderim. Or..
Hastafendi tren yolculuklarını çok severdi. Geçliğinde; olanak bulursa trene atlar, trenin gittiği yere gider ve aynı trenle geri dönerdi. Bu tren yolculuklarında çok tanışı yoktu. Çünkü öy..
Neyse, Reşit menemen çanağını bırakıp geldiğinde Bilal ağa ve Halim’de kahvelerini yeni bitirmişti. Reşit kahve boşlarını kaptığı gibi ocağa koyup geldi. Bu sırada Bilal ağa Halim’e “şindi anlad ba..
Sonra devam etti. “Sen şimdu oğlanlar nasıl konuşayu deyicaksun. Ha pak onlar İstanbul’ca konişir. Neden bileymusun? Kurbet adamun anadilunu unutturur. Ana südi desen şimdu mamalar çıkınca o da..
Çoban Ali cahil mahil, ama adamın hası. Yani gelen asker arkadaşına kapıyı gösterecek adam değil. “Safa geldin arkıdeş. İnsan heç ekser arkıdeşine kapı mı gösterimiş? Burası dağ başı… Aslan gal..
“Yerin boş duruyo, biz kendi işimize bakam. Yalnız az dıkkatlı olam, muhtar son zaman çok azıddı” deyip. Muhtarın Valiye ettiğini, sonraki yaptıklarını anlatmış. Ve ağılda birlikte yaşamaya başlamı..
Ama Temur Efendi bir ara koridora çıkınca o adamın öteki kompartımanlarda başka köylülerle de konuşup onlara bir şeyler söylediğini görmüş, adamı hiç gözü tutmamıştı. Bunları düşü..
Ocakçı lokantacının arkasından “sen da çok cık cık edicen canım” diye dalga geçerek söylendi. Hem Ali, hem Cengiz,daha genç olduğu için böyle “alengirli” işlere aklı almıyordu. He..