Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Atatürk Armağanı Tunceli

Kaleminize, gönlünüze sağlık...

10 Haziran 2019 15:37
Evinde Hayvan Besleyenler

Kötü bir durum:(( Hele de yetkililerin başvurularınıza bir cevap bile vermemiş olması daha da beter bir durum. Hal böyle olduğuna göre pek ummuyorum ama, yine de dilerim konunun ilgilileri ve yetkililer bu sorunu en az sizin kadar sahiplenirler ve bir an önce çözümlendirirler...

08 Mart 2019 09:41
Haiku: Yalancı Bahar

:))) Evet, bu defaki haiku tam isabet :))

04 Mart 2019 02:13
Tek Yönlü Yolculuk

Başınız sağ olsun Cemile Hanım. Genç yaşta ölümler ne çare ki daha da üzücü oluyor. Allah mekanını cennet eylesin, yavrularına, yakınlarına, sevenlerine uzun ve hayırlı ömürler nasip etsin...

03 Mart 2019 08:37
Doğum Günüm

Kutlu olsun doğum gününüz Nahide Hanım, sağlıklı, huzurlu, güzel yaşlar olsun...

01 Mart 2019 19:45
Bilmiyorsan Sus

Hep vurguladığım gibi, yine "hak ve had" yasası ile, kendini bilmek ve haddini bilmekle alakalıdır bu durum; Zira hem bir şeyleri bilmeyip, ama bilmediğini de bilmeyince, asıl, hakkı ve haddi, dolayısıyla kendini ve haddini de bilmediği içindir ki insanoğlu, böyle olur işte maalesef. Peki bilmediğini bilince, resmi düzeltmemekle (ya da düzeltmeye cesaret edemeyince) kendini ve haddini bilmiş mi oluyor? Pek azı müstesna "genellikle" gene Hayır... Çünkü ego gibi, korku gibi, kolayına gelmek, işine gelmek-gelmemek, zora gelememek gibi başka etkenler vardır bunda devrede, ve hattâ bir de, pek alâ da herhangi bir şeyleri bilirken bildiği halde doğrusunu yapmama, doğruları hareketlerine yansıtmama, doğruyu uygulamama gibi bir "faz" da vardır ki pek çok insanda, işte o çok daha enteresandır!!.. ve yine kendini, hakkı, haddi bilmemenin sonucudur. Her birimiz yaşarken bizzat görüyoruz da zaten bunları hayatın içinde. Çok doğru tespitler Hanife Hanım, selamlar...

01 Mart 2019 16:45
Türkçe Yaygın Bir Dildir

Dil, bir ulusun, ırkın, kültürün en yadsınamaz, inkar edilemez temel direğidir. Bu sebeple korunması, yaşatılması, yozlaştırılmaması şarttır ve bunu sağlayacak olan asıl kitle de aydın ve eğitimli zümredir. Fakat çok dikkatimi çeken bir husustur ki şu, çeşitli meslek alanlarının "teknik" dilini ve buna bağlı olarak da türlü türlü türkçe olmayan kelimeyi günlük yaşayan, konuşulan, kullanılan dile taşıyarak yozlaştıran da yine maalesef ki bu eğitimli zümredir. Öncelikle bunun giderilmesi gerekmektedir. Zira dile türlü yabancı kelimeler katmakla dil zenginleşip gelişmemekte aksine yozlaştırılmış olmaktadır. Bu konuda çok çarpıcı bir husus da şudur ki ülkemizde-dilimizde yine bir mesleki alan olarak özellikle de "hukuk" mesela, illede o eski nuh nebiden kalma farsça-arapça-osmanlıca kelimeleri ve ifadeleri halâ neden kullanmmaktadır ya da kullanmak zorunda mıdır? O kelimelerin yerine kullanılabilecek hiç mi türkçe kelime yoktur? Bence bu yönde köklü bir reforma ihtiyaç vardır. Selamlar...

10 Ocak 2019 09:30
Boş Başaklar!

Büyük insanlarımızdan biriydi Sn. Oktay Sinanoğlu. Ama bizde böyle bir gerçek var işte maalesef, gerçekten değeri olan şeylerin ve değerli insanların kadri kıymeti bilinmiyor. Çoğunluk da böyle "boş başaklar"dan yani bir diğer ifadeyle kifayetsizlerden oluştuğu için, bu milletin başına da her ne geliyorsa hakettiği için geliyor zaten. Oysa ille de sarraf olmaya hiç gerek yoktur, çünkü altın, altındır zaten. Ama bir de üstüne "muhteris" de olunca insanlarımız, hem kifayetsiz hem muhteris, bu ikisi yanyana gelince de sonuç böyle oluyor işte ne yazık. Kaleminize sağlık Cemile Hanım, selamlar...

16 Kasım 2018 14:51
Merhaba

Merhaba... Herşeyin dozunda, kararında olması lazım; yani "had" dediğimiz şey işte. Fakat maalesef kimi konularda, hattâ din gibi mesela pek çok konuda hem bilir bilmez bir yandan ahkâm kesip bir yandan da çok abartan, saptıran, sapıtan, hem de çok kolay oyuna gelen ve getirilen bir milletiz. Doğruyu-gerçeği bir kenera bırakıp hattâ hiç kaale almayıp, aksine yalana-yanlışa-riyaya tav olmakta ve kafadan bir şeyler uydurmakta neredeyse birinciyiz! Oysa insanların birbirine düşmesi, anlaşmazlıklar, bölünmüşlükler, kimi aşırılıklar, kutuplaşmalar ve dahi yalanlar, yanlışlar hangimizin ne işine yarar? Azıcık bile düşünülse, hem bu, hem de doğru hareket tarzı zaten hemen görülür, bulunur ama, ama... düşünülmüyor işte vesselam!

03 Ekim 2018 19:44
Kim Hatalı Dersiniz?

"İnsan" yetiştirebilmek için, anne-babaların (kezâ eğitmenlerin hattâ işyerlerindeki yöneticilerin de tabii) önce kendilerinin insan mertebesine erişmiş olmaları lazım. İnsanlar kendi hatalarını bir görebilseler ah, ne kadar çok isterdim. Ama bunun için bile insanların yine kendiliklerini, egolarını aşmış olmaları, yani işte yine "insan olmaya" epeyce bir yaklaşmış olmaları şarttır ne çare ki. Yine çok değerli ve anlamlı bir yazıydı Hamdi bey, bilincinize, emeğinize sağlık... Saygılar...

21 Eylül 2018 00:46
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 1635
Toplam mesaj
: 185
Ort. okunma sayısı
: 3039
Kayıt tarihi
: 03.03.11
 
 

Ekonomistim, emekliyim. İki evlat annesiyim. Müzikle ilgilenirim, bestelerim vardır. Düşünürüm, a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    "Ne"leri, "Niye"leri çözdüm, ama "Nasıl"lar için sadece tek insan ömrü yeterli değil; insanlar lazım