Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Alexis'in ölümü, sol ve sürekli 'X' olma hali

Emeğinize sağlık...

22 Aralık 2008 16:21
İttihatçı Enveristlere tarih dersleri

Sade, gerekli ve anlamlı bir metin. Not: Geçen günkü mesajınızı 'fazla' ciddiye alıp biraz(!) ters bir yanıt yazmışım-artık kusura bakmazsınız. Saygılar..

21 Aralık 2008 20:02
1915'te Ne Oldu?

Emeğinize sağlık Celal bey. Son derece akıcı ve okuyanı açısından yararlı bir metin. Keşke bu konuda fikir yürüten herkes (özellikle mb'yi kast ediyorum) olaya sağduyulu yaklaşabilse, gerekli araştırma ve incelemeleri önyargılardan arındırılmış zihnine nakşedebilse.

20 Aralık 2008 19:46
Ben, Ruhi Su'dan özür diliyorum

Kendimi bildim bileli karşılaştığım tek yanlı ve devlet eliyle şekillendirilmiş resmi tarih beni ve vicdanımı ikirciklendirmiştir. Yazınızı okumak-her ortamda-biraz da olsa günün birinde demogojisiz tartışmaların yapılabileceği inancımı tazeledi.

20 Aralık 2008 19:23
Ne oldi?

Aydın zümresinin toplumca tabu kabul edilen konuları tartışmaya açması ve yerleşik, kabul görmüş tezlerin, devletin resmi tarihin gerekliliği düsturuyla halka dikte ettiği şeylerin gümbürtüsünden çıkan krizlerdir söz konusu olan. Entellektüel cesaret dediğimiz şey tam da bu noktada ortaya çıkmaz mı? Saygılar

20 Aralık 2008 17:14
Ermeni'ye Özürdeki Tavşan

Ancak, metni meydana getirenleri ve ilk elden destekleyen sanatçıları, akedemisyenleri, sivil toplum kuruluşu temsilcilerini, yazarları dikkate alırsanız bu meselenin sizin bağdaşdırmaya çalıştığınız 'dış mihraklar' ile ya da çıkar birliğine girmiş gruplarla ilişkilendirmeye çalışmanızda ben 'art niyet' ararım. Dilimizden düşürmediğimiz bilimsellik bu noktada devreye girmeyecek mi? Vicdanı sadece kendinize yakın hissettiğiniz ya da kan bağınız olan insanlara verilen bir lütuf gibi değerlendirdiğinizde, tarihi saptırma gayretleri içinde olanlarla somut olgular üzerinden tartışmaya giren bireyleri hain olarak yaftalamaya çalıştığınızda ya da hedef gösterdiğinizde....karşı olduğunuz bir fikri dile getirenlerin kişiliklerini tartışmaya açmaya çalıştığınızda siz bilimsel tartışmaların neresinde yer alırsınız? Yazınıza katılmıyorum. Aksine, kampanyaya karşı olanların fikirlerini 'entellektüel düzeyde' dile getirmesinden yanayım.

16 Aralık 2008 16:45
Kürt Realitesi ve Pkk Meselesi (1 )

Yazınızın sonunu çok iyi bağlamış ve çözüm için masayı önşart kabul eden bir tümce kullanmışsınız. 25 yıldır süren çatışma halini aynı inatla ve aynı yöntemlerle sonlandırmaya çalışmak 'akıl karı' değil. Bence yazınızın eksik taraflarından birisi pkk-devlet çatışmasında özellikle kürtlerin sürgün edildiği yalnızlıktır. Sizin yazınızla birlikte MB'de yazılan onca pkk analizinin en büyük eksiğinin 'derin' pkk tarihidir. Hangi şartların bu örgütün yıldızını parlattığını ve kimlerin kime karşı ilk adımlarını desteklediği ve palazlanmasına izin verdiği 'cesursa' yazılıp tartışılmadıkça hep eksiğiz bu konuda. (burada keselim-eğer daha derin pkk analizleri yapmak istiyorsanız, aponun yazdıklarını ve derin devlet yakın tarihini okumanızı tavsiye ederim) Saygılar

16 Ekim 2008 14:37
Türkiye bu kadar aciz mi ?

Yorumunuzu büyük merak ve şaşkınlıkla okudum. (elbette bütün bu gelişmelerden haberdarım). Kırmızı çizgilerin korunması için yapılmasını istediğiniz nedir? Bir yandan Kürt-Türk kardeştir deyip bir yandan da 25-30 yıldır yapıldığı gibi ötelemeye mi gidilecek? Yapmayın! Ayrıca büyük olan devlet herkesle ve herşeyle yüzleşir. Problemlerin üstünü kapatarak çözüleceğine inanmaz. Sahi siz ne diyorsunuz? Kırmızı çizgilerden ötürü diyalog olmayacak-peki ne yapılacak? Çok şaşırdım böyle bir durum değerlendirmesine! Yıllardır k.ıraklılarla iletişim halinde olan bir devletin şimdi kırmızı çizgilere sarılması da nereden çıktı? Sahi öneriniz nedir beyefendiciğim-diyalog kurulmasın da ne yapılsın? Sevgiler ve saygılar

13 Ekim 2008 18:53
Cinsel fanteziyi biliriz bilmesine de, Pavlov'un enikleri var ya...

Sadece kadın-erkek ilişkileri üzerine yazmanız(özellikle cinsellik) dikkatimi çekti. Elbette bu konulara da birilerinin el atması gerekir. Ama sizin bu konuda yazma sıklığınız dikkate alındığında acaba şu sorulardan hangilerine muhatap oluyorsunuz? a-nemfomani misiniz? b-ne zamandır evde kalır vaziyette bekliyorsunuz? c-yoksa-enişte bu kadar mı duyarsız yoksa tersi mi? d-utanmıyor musunuz? e-cinsellik uzmanı mısınız? f-zaman zaman yazacak başka bir konu bulabiliyor musunuz? g-(sinkaflı küfürlerle) müşteri mi arıyorsun? (tenzih ederim-sadece soruyorum) ğ-(asılır bir vaziyette) cinselliğini istediği yaşayamayan gençlere ne tavsiye edersiniz? vs.. SAYGILAR

10 Ekim 2008 17:13
“Kürt Sorunu” ile “Terör” ayrıştırması…

Sorunun adını biz ne koyarsak koyalım önemli değil. Nedense bu konu açıldığında ivedilikle dış güçlere ve ayrımcılığa vurgu yapıyoruz. Elbette sorun katmerli ve çok boyutludur. Üstelik Türkiye'nin tek başına çözemeyeceği kadar karmaşıklaşmış durumda. Evet Türkiye sorunu tek başına çözemez duruma geldi-unutmayalım sorunu tek başına çıkardı Türkiye, dallanıp budaklanmasına izin verdi(inkarla). Yazınızda sorunun dallanıp budaklanmasına yol açan hafife alma hatta inkar var. Şu çarpıcı sözü unutmayalım: Pkk 12 eylül sonrası Diyarbakır cezaevinden doğmuştur. Muhakkak dişlerininin hepsini söktürüp takma diş yaptıran birilerini tanımışsınızdır. Sorunun terör ve ayrımcılık ayaklarında haklısınız. Ama bu taraf olma hali baskın devletin militarist ve hatta ırkçı yaklaşımını da eleştirmeden çözüme değil ölüme davetiye çıkarır. Sizi aydın biri olarak tarif ederim kafamda. Lütfen ülkemin bugünü ve geleceğini tehdit eden bu soruna bütün boyutlarıyla nesnel yaklaşalım. Aydın olma sorumluluğu

10 Ekim 2008 16:30
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 654
Kayıt tarihi
: 17.08.07
 
 

1983 yılında Mersin- Anamur'da doğdum. Ticaret Meslek Lisesi mezunuyum. İnternet salonu işletiyorum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster