Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

Ekonomistim, emekliyim. İki evlat annesiyim. Müzikle ilgilenirim, bestelerim vardır. Düşünürüm, araştırırım, yazarım. Gerçeklerledir işim, gerçeğin peşindeyim. Gerçeğin eğilip bükülmesine, azaltılıp abartılmasına, gözardı edilip yok sayılmasına, örtülmesine, oraya buraya çekiştirilmesine karşıyım, karşı dururum. Yanlışlara..

Devamı
 
 

Yazdığım Kategoriler

 
Türkçe Yaygın Bir Dildir

Dil, bir ulusun, ırkın, kültürün en yadsınamaz, inkar edilemez temel direğidir. Bu sebeple korunması, yaşatılması, yozlaştırılmaması şarttır ve bunu sağlayacak olan asıl kitle de aydın ve eğitimli zümredir. Fakat çok dikkatimi çeken bir husustur ki şu, çeşitli meslek alanlarının "teknik" dilini ve buna bağlı olarak da türlü türlü türkçe olmayan kelimeyi günlük yaşayan, konuşulan, kullanılan dile taşıyarak yozlaştıran da yine maalesef ki bu eğitimli zümredir. Öncelikle bunun giderilmesi gerekmektedir. Zira dile türlü yabancı kelimeler katmakla dil zenginleşip gelişmemekte aksine yozlaştırılmış olmaktadır. Bu konuda çok çarpıcı bir husus da şudur ki ülkemizde-dilimizde yine bir mesleki alan olarak özellikle de "hukuk" mesela, illede o eski nuh nebiden kalma farsça-arapça-osmanlıca kelimeleri ve ifadeleri halâ neden kullanmmaktadır ya da kullanmak zorunda mıdır? O kelimelerin yerine kullanılabilecek hiç mi türkçe kelime yoktur? Bence bu yönde köklü bir reforma ihtiyaç vardır. Selamlar...

10 Ocak 2019 09:30
Boş Başaklar!

Büyük insanlarımızdan biriydi Sn. Oktay Sinanoğlu. Ama bizde böyle bir gerçek var işte maalesef, gerçekten değeri olan şeylerin ve değerli insanların kadri kıymeti bilinmiyor. Çoğunluk da böyle "boş başaklar"dan yani bir diğer ifadeyle kifayetsizlerden oluştuğu için, bu milletin başına da her ne geliyorsa hakettiği için geliyor zaten. Oysa ille de sarraf olmaya hiç gerek yoktur, çünkü altın, altındır zaten. Ama bir de üstüne "muhteris" de olunca insanlarımız, hem kifayetsiz hem muhteris, bu ikisi yanyana gelince de sonuç böyle oluyor işte ne yazık. Kaleminize sağlık Cemile Hanım, selamlar...

16 Kasım 2018 14:51
Merhaba

Merhaba... Herşeyin dozunda, kararında olması lazım; yani "had" dediğimiz şey işte. Fakat maalesef kimi konularda, hattâ din gibi mesela pek çok konuda hem bilir bilmez bir yandan ahkâm kesip bir yandan da çok abartan, saptıran, sapıtan, hem de çok kolay oyuna gelen ve getirilen bir milletiz. Doğruyu-gerçeği bir kenera bırakıp hattâ hiç kaale almayıp, aksine yalana-yanlışa-riyaya tav olmakta ve kafadan bir şeyler uydurmakta neredeyse birinciyiz! Oysa insanların birbirine düşmesi, anlaşmazlıklar, bölünmüşlükler, kimi aşırılıklar, kutuplaşmalar ve dahi yalanlar, yanlışlar hangimizin ne işine yarar? Azıcık bile düşünülse, hem bu, hem de doğru hareket tarzı zaten hemen görülür, bulunur ama, ama... düşünülmüyor işte vesselam!

03 Ekim 2018 19:44
 
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 1634
Toplam mesaj
: 185
Ort. okunma sayısı
: 2889
Kayıt tarihi
: 03.03.11
 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    "Ne"leri, "Niye"leri çözdüm, ama "Nasıl"lar için sadece tek insan ömrü yeterli değil; insanlar lazım