Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '16

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
135
 

Birinci bölümün sonu

Birinci bölümün sonu
 

Öyküler, yazılar, izler...


"Geçmiş Yazılardan İzler" de tamamlandı. Selim'inse, epey öyküsü oldu ama henüz öyküsü bitmedi.

"2000+X" ile sonuçlanacak düşünce somutlaştığında, onu yazmaya başladığımda, bunun son çalışmam olacağını düşünmüştüm. Montaigne için "Sanki Denemeler'i yazmak için yaşadı" denebilmesi gibi, benim de yaşadığım sürece aradığım aramadığım bulduğum bulamadığım sevdiğim nefret ettiğim değer verdiğim evrenden silmek istediğim her şeyi yazdığım bir kitaba ulaşmayı amaçlamıştım.

Ama daha işin başlarında bile bunun olamayacağı ortaya çıktı. Yaşamda tek bir son vardır ve ölümdür. "2000" diye başladığım çalışmaya bir "Bilinmeyen" eklendi. Daha kitap bitmeden içindeki silik kişiler bunun bir sonrası olması gerektiğini söylemeye başladılar. Araya başka yazılar, öyküler girdi. Günün birinde bu "Bilinmeyen" de yaşama geçer mi bilmiyorum. Arada kafama üşüşmüş diğer düşünceleri somutlaştırıp ona başlayabilirsem, belki o, gerçekten son çalışmam olabilir.

Birinci bölümün sonu bir kitap için başlangıcı ve girişi çağrıştırıyor. Oysa bu kitap iki bölümlük olduğu için. birinci bölümü "Filmin İlk Yarısı" olarak düşünmek daha doğru olabilir. İkinci yarı sinemada hep istendiği gibi daha sürükleyici ve yeni olur mu, bilmiyorum. Bilinmeyenlerin neler getireceğini kim bilebilir? Şu an ilk yarıdan kalanları düşünmek istiyorum.

Bugüne dek yapmaya çalıştıklarımdan söylemek istediğim, başka dünyalara ve zamanlara ulaşabilmesini dilediğim sözler, öncelikle "2000+X" içinde olmalı.

Araya giren yazılardan derleyerek aktardıklarım, "Geçmiş Yazılardan İzler" oldu. Sonraki bekleyiş sürecimde yaşamıma bir "Daktilo" girdi. Başta çok hissetmesem de, 2000+X kadar anlam kazandı, yeni bir dünya yarattı. İnternet sularında neler olup bittiğini görmeye çalışırken, Selim de benimle geldi, nasıl olduysa Sima'yı buldu, Selim'in Öyküleri'ni yazmaya başladı. O kendi dünyasında yaşarken, ben de Öykünün Öyküsü'nü yazabilir miyim diye düşünmeye başladım. Ama galiba "Öykünün Öyküsü" için de, "Bilinmeyen" için de, önce Selim'in öyküsünü tamamlaması gerekiyor.

Bilinmeyen'e giden yol, şimdilik böyle görünüyor. Ama bilinmeyen bir yolun nereye ve nasıl, ne zaman gideceğini kim bilebilir?


Mehmet Arat, www.facebook.com/mehmetarat2000X

GEÇMİŞ YAZILARDAN İZLER 1:
http://blog.milliyet.com.tr/gecmis-yazilardan-izler-1/Blog/?BlogNo=358427

"Dünya, Türkiye, Susurluk, ekonomi, bilim, teknoloji, sanat, sevgi. Bunların ortak yanı ne olabilir?"

"Yazmanın en ilginç sürprizlerinden birisi size kendinizin ve çevrenizin durumunu farklı zamanlarda, umulmadık açılardan  gösterebilmesidir."



GEÇMİŞ YAZILARDAN İZLER 2:

Doğa'nın En Büyük Yanlışı: İnsan
http://blog.milliyet.com.tr/doga-nin-en-buyuk-yanlisi--insan/Blog/?BlogNo=352989
Evrim yaklaşımını kabul edin ya da etmeyin, insan denen yaratığın dünyadaki varlığı doğaya tümüyle aykırıdır.

Dünyanın Aykırı Merkezi: İnsan
http://blog.milliyet.com.tr/dunyanin-aykiri-merkezi--insan/Blog/?BlogNo=354085
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Artık Dicle, Fırat, Mezopotamya dünyanın merkezi değil. Dünyanın bütün ırmakları Kızılırmak'tan geçmiyor.

Para, İnanç, Özgürlük
http://blog.milliyet.com.tr/para--inanc--ozgurluk/Blog/?BlogNo=354975
Geri dönüşü olmayan yola girdiğinde yalnızca geride kalanları düşünerek söylediği birkaç söz... "Feryat figan istemez. Hepimiz bir gün gideceğiz... Güçlü olun, ayakta kalın..."

Bu Toprakların İyi İnsanları
http://blog.milliyet.com.tr/bu-topraklarin-iyi-insanlari/Blog/?BlogNo=357311
Yunanlıların mutluluğun ilk şartının ünlü bir kentte doğmak olduğunu söylediğini aktaran yazar, karpuz kokan gecelere damlayan kanın durduğunu görebilecek mi?

Erkek Türbanı
http://blog.milliyet.com.tr/erkek-turbani/Blog/?BlogNo=359388
Kendini haklı ve güçlü hissediyorsun. Çevrende senin gibilerin sayısı arttıkça daha da sertleşiyorsun.

Dalgalar, Fırtınalar
http://blog.milliyet.com.tr/dalgalar--firtinalar/Blog/?BlogNo=361531
Peki fırtınalar gerçekten geçip dalgalar durulduğunda, insanlar yeniden özgürce ve önyargısızca birbirlerine bakabildiklerinde ne düşünecekler?

Ölme ve Öldürme Özgürlüğü
http://blog.milliyet.com.tr/olme-ve-oldurme-ozgurlugu/Blog/?BlogNo=378305
Yaşanan katliamda 44 kişi ölmüş. Bunun üzerine köye ziyaretçiler gelmiş.

Yüreğinizdeki On Bıçak
http://blog.milliyet.com.tr/yureginizdeki-on-bicak/Blog/?BlogNo=429841
Yazıyı kısa bir öyküyle bitirmek istiyorum. Höflöfçe bir öykü. Örhöf Böröf vöf Yököf Gözöf Pörköf'töf.

Su, Düşünce ve Ölüm
http://blog.milliyet.com.tr/su--dusunce-ve-olum/Blog/?BlogNo=435706
Üç çocuk, otuz çocuk yapmak değil sorun; çocuklarımızı sevgiyle bağrımıza basabilmek, onlara inanmak, güvenmek, insanca yaşayacakları, çalışıp üretebilecekleri ortamı yaratabilmek.

Akdeniz'de Bir Cennet
http://blog.milliyet.com.tr/akdeniz-de-bir-cennet/Blog/?BlogNo=438686
Biliyorum, sonunda hepsi bitecek, güneş açacak, masmavi bir gökyüzünün altında deniz pırıl pırıl parlayacak. Daha dün kendi canlarını kurtarmak için birbirlerine düşman olanlar yeniden dost olacaklar. Gözlerinde yeniden parlayacak hoşgörü ve sevgi.

Güçlüler, Haklılar, Ekonominin Sonu
http://blog.milliyet.com.tr/gucluler--haklilar--ekonominin-sonu/Blog/?BlogNo=439531
Gerçek değerleri gerçek olmayan araçlarla ölçüp harcanan emeğe göre değil, rastlantılara ve oyunlara göre değişime sokan bir sistem uzun dönemde ayakta kalamaz.

Dünya dönmüyor!
http://blog.milliyet.com.tr/dunya-donmuyor-/Blog/?BlogNo=544400
Bizi birleştiren ne olursa olsun, bunun varlığı daha güçlü ve daha mutlu olmamızı sağlıyor. Kendi dünyamız aydınlanıyor. Ama geleceğimiz kararıyor.

Bağımsız Savaşçılar
http://blog.milliyet.com.tr/bagimsiz-savascilar/Blog/?BlogNo=544547
Nedense gelişmiş global uygarlığımız, tüm insanları korumak için savaşları ortadan kaldıracak çözümler aramak yerine, kendi askerlerini tehlikeden uzak tutmak için uğraşıyor. Askere giden yoksul bir köylü savaşta karşısında bir katil robot görünce ne düşünür, ne hisseder?

Mutlu Sanatçılar
http://blog.milliyet.com.tr/mutlu-sanatcilar/Blog/?BlogNo=546690
Yıldız Kenter verdiği eğitimde "rahatsız olmayı" öğretiyormuş. Napolyon Bonapart'ın ölümünden sonra eşyalarının arasından bir roman çıkmış. Sanatçılar özgürce yaratınca mı mutlu olurlar, yaptıkları beğenilip alkışlanınca mı?

İki Geçmişten Bir Gelecek
http://blog.milliyet.com.tr/iki-gecmisten-bir-gelecek/Blog/?BlogNo=546875
Bir kadın ve bir erkek. Bir yaşam sürüyorlar ayrı ayrı bir gün göz göze gelene dek. İşte o anda önlerinde yepyeni bir dünya açılabileceğini hissediyorlar.




SELİM'İN ÖYKÜLERİ
http://seliminoykuleri.blogspot.com.tr
Uçurtma yükseliyordu gökyüzünde. Kadın uzakların ötesine bakıyordu. Çocuk neşeliydi. Gökyüzü sonsuzluktu.

SELİM İLE SİMA
http://blog.milliyet.com.tr/tesekkur-ve--yilin-son-gunu--icin-bir-randevu/Blog/?BlogNo=384210
http://blog.milliyet.com.tr/yilin-son-gunu/Blog/?BlogNo=394924

http://mehmetarat.blogspot.com.tr/2012/12/selim-ile-sima-yln-son-gunu.html
Sima, Selim'in kollarında kaybolmak istedi. Gençliklerine, çocukluklarına gittiler. İsteyip de yapamadıkları, düşleyip de ulaşamadıkları ne varsa birer birer ortaya çıktı. İnanılmaz bir güç, duru bir temizlik onları birbirine çekiyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 251
Kayıt tarihi
: 08.01.12
 
 

1958 doğumlu. Mühendislik eğitimi aldı. Teknik alanda çalışırken kültürel konulara ilgisini sürdü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster